Anlatmak Çok Zor!

Harvard Üniversitesi’nden Wayne McGuire:

“Lenin, İsrail Dönüş Yasası’nın standardlarına uygun bir yahudiydi. Yahudi bir soydan geliyordu. Öyle görünüyor ki, Lenin sâdece yahudi değil ve fakat aynı zamanda yahudi ırkçısı ve şoveniydi… Belki Marxist Üniversalizm’le radikal bir çelişki içinde olduğu için böyleydi”.

“Lenin yahudidir. Moiz Yitzhak Blanka’nın torunudur. Sonradan Hristiyanlığa döndürülmüş ve vaftiz edilmiştir. Hristiyan ismi Dimitri’dir” (Panayotis Koniaris-Yunan DPE Partisi üyesi, entellektüel)

VLADİMİR İLYİCH (ULYANOVİCH) LENİN

Zev BEN-SHLOMO

Lenin: Life and Legacy Dimitri Volkogonov (Edited and translated by Harold Shukman) HarperCollins [Lenin: Dimitri Volkogonov’un Hayatı ve Vasiyeti (Harold Shukman tarafından neşr ve tercüme edilmiştir.) Harper Collins]

Bu, Stalin ve Trotsky’nin biyografileriyle süren trilojinin (üçleme) 3. bölümüdür.

Eski bir Orthodox komünist ve Sovyet kızılordusunun eski korgenerallerinden olan yazar tedricî bir biçimde, non-conformist (non-tradisyonelist, gelenekçi olmayan, beylik olmayan) görüşler ortaya koyuyor.

Gizli arşivlere girme imtiyazını kullanmış…

Volkogonov, Sovyet devletinin kurucusunun (Lenin), Moise İtskovich Blank’ın büyük büyük erkek torunu ve Srul Moishevich Blank’ın da büyük torunu olduğunu söylüyor. Lenin’in vaftizinde, Blank onun ismini Alexander Dmitrievich’e çeviriyor.

Ukraina’da Zhitomir’de doğuyor Lenin, hekim oluyor ve Urallar’daki Zlatoust’da ordu silahları fabrikasındaki tıbbî müfettişlik (muâyene âmirliği) gibi prestijli bir vazifeden istifâ ediyor.

1847’de, A. Dmitrievich kamu hizmetleri devlet danışmanlığına ulaşıyor. Yine istifâ ediyor ve kendisini Kazan asili olarak tescilliyor ve ‘Kokuşinko Mâlikânesi’ni alıyor. 1861 senesine kadar, serflerin sahibi, onlara hükmediyor.

Lenin’in, anasının büyük babası tarafından yahudiliği ise ölümünden sonra ortaya çıkıyor. Bunun sebebi de, Stalin ile Lenin’in kızkardeşi arasındaki zıdlaşma.

Lenin’in ablası Anna, Stalin’e yazdığı mektubda şöyle diyor: “Sizin için muhtemelen, büyükbabamız Moıshe Blank’ın (şecerî) araştırmaya göre, vaftiz sertifikasında belirtildiği üzere, Zhitomir kasabasından fakir bir yahudi aileden geldiği, sır değildir”.

Daha da ileri giden Anna, “Lenin’in yahudi kökeninin ‘Sâmî kabilesinin (kavminin) olağanüstü yeteneklerini teyyid eder nitelikte olduğunu ve Lenin’in, sıksık yahudileri yücelttiğini de” iddia ediyor. Stalin ise bu mektuba şöyle cevab veriyor: “O konuda tek bir kelâm bile edemem!”.

Lenin, Maxim Gorky’ye, yahudileri ifrada varan ölçüde medhediyor Ruslar’a yönelik taaruzî tenkidlerde bulunuyor. Bunu tasdik eden bizzat Gorky’nin kendisi. Gorky, “Zekî Rus muhtemelen her zaman yahudidir veya yahudi kanı taşır” dediğini söylüyor.

—————————

Tarihçi Kris Groberg ve araştırmacı Boris Lvin şöyle diyorlar:

“Bir taraftan, âlimâne bir bakış zaviyesiyle, Lenin’in büyükbabalarının kökenlerinin pek ehemmiyeti yok. Öte yandan, en az 3 sebebden dolayı, bu mevzu çok mühim olabilir.

Birincisi, hayli uzakta olan birileriyle, kendi kökenlerini alâkadar eden bir mevzuda ferdlerin şiddetli hissiyatı olan vak’âlar vardır. Bu kökenler konusundaki azı yanlış anlayışlar ve ifşâatlar onların zihinlerinde ve davranışlarında ciddî musademelere yol açabilir.

Rus şair Fet vak’âsı iyi bilinir; Zolotonosov, bir başka Rus yazar Korney Chukovsky’nin Fet gibi, babasının yahudi olduğunu öğrendikten sonra çok zor ve sıkıntılı bir duruma düştüğünü söylüyor. Marx’ın, kökeninden kaynaklanan nedenlerle, yahudiliğe hiç de dostâne olmayan tavırlar içinde olduğunu tesbit eden ciddî tahliller var. Lenin de ise, bunun aksi bir durum sözkonusu, o, yahudiliği sürekli yüceltiyor, yahudilere olan hayranlığını gizlemiyor.

İkincisi; bu problem Rusya’daki çağdaş siyâsî ve ideolojik tartışmalar bağlamı dahilinde önemli. Lenin’in kökenleri hakkındaki spekülasyonların geniş ölçüde kendisinden nefret eden çevreler tarafından kullanılması bir sır değil. Böylelikle, hadiseleri tamamen, onların sahte iddialarını reddedecek bir şekilde ortaya koymaya ihtiyaç yok.

Üçüncüsü; Sovyet tarihinin en yüksek otoritelerinin Lenin’in kökenleri hakkındaki bilgileri esirgemeye çalıştıkları ve her araştırma girişimini baskıladıkları iyi bilinen bir hadisedir”.

—————————

‘Geçmiş’te dünyanın en meşhur insanları, yahudileri, komünizmi kurmakla suçladılar. Bu mühim bir ithamdır. Komünist felsefe, Karl Marx tarafından tertib edildi. Marx, uzun bir Rabbiler soyundan geliyordu. Anası da babası da rabbi soyluydu. Anti-Hristiyan ve Sosyalist düşünceye dayalı olan ideolojisi, Talmud’dan ilham alınarak şekillendirilmiştir. Hristiyan Rus çarını tahttan indiren 4 siyâsî gruptan 2’si %100 yahudiydi. Bunlar Menşevikler ve Yahudi Bund Partisi’dir. Diğer ikisi Devrimci Sosyalist Parti ve Bolşevikler’dir. Her ikisinin de başını yahudiler çekiyordu fakat yahudi olmayan âzaları da mevcuddu. Günümüzde artık, Lenin’in ve 1. hükümetin bütün diğer liderlerinin yahudiler olduğunu biliyoruz: Trotsky, Zinoviev, Kamenev ve Sverdlow. O dönemde dünyanın en büyük yahudi bankeri olan Jacob Schiff von Kuhn, (New York Loeb Yatırım Bankası – Loeb investment bank of New York City) Trotsky ve Lenin’e, çarı devirmesi ve Sovyet tiranlığını kurması için 20 milyon dolar verdi. (kaynak: NEW YORK JOURNAL-AMERICAN” 3 Şubat 1949)

Britanyalı siyâsetçi Winston Churchill, 1920 senesinde, Rusya’daki yeni Bolşevik nizâmı üzerine çok uzun bir makâle yazdı ve bu makâlede yahudilere medhiyeler düzerek onları Rusya’nın ‘millî yahudileri’ olarak tanımladı:

“Bütün bu yahudi çabalarına karşı şiddetli muhalefet dahilinde enternasyonal yahudilik yükseliyor. Onların çoğu atalarının inançlarından vazgeçmişler ve zihinlerinden, ahirete aid bütün mânevî umutları çıkarmışlar. Yahudiler arasındaki bu hareket yeni değildir. Spartacus-Weishaupt döneminen Karl Marx’a, ve Trotsky’ye (Rusya), Bela Kun’a (Macaristan), Rosa Luxemburg’a (Almanya), ve Emma Goldman (ABD) kadar, medeniyeti devirmek ve toplumu; gelişmeyi durdurma, düşmanca kindarlık ve nâ-mümkün müsâvat temellerinde, dünya çapındaki devrim kasdı kararlı bir biçimde büyüdü. Modern yazar bayan Webster’in gösterdiği gibi, Fransız Devrimi trajedisinin kesin bir parçası rolünü oynadı. Bolşevizm’in yaratılmasında oynanan bölümü mübalağa etmeye ve güncel olarak Rusya Devrimi’nin bu enternasyonal ve ateist yahudiler tarafından getirildiğini inkâr etmeye ihtiyaç yoktur. Kesin bir şey var ise o da, bunun büyük bir şey olduğudur. Lider figürlerin ekseriyeti yahudidir. Daha ötesi, esas ilham ve idâre yahudi liderlerden gelir. Sovyet kurumlarında egemenlik yahudilerdedir. Karşı devrime karşı oluşturulan olağanüstü komisyonlarda da onlar başattır”

(“Zionism versus Bolshevism: A Struggle for the Soul of the Jewish People.” ILLUSTRATED SUNDAY HERALD, London, February 8, 1920 – “Siyonizm Bolşevizm’e karşı: Yahudi halkının ruhu için mücâdele” Sunday Herald, Londra, 8 Şubat 1920)

Anarşizm’in de kurucusu olarak kabul edilen Mikhail Bakunin, ‘Polemique contre les Juıfs’ (Yahudiler’e karşı polemik)de şöyle der:

“Marx yahudidir ve az çok zekî, çevik ve spekülasyoncu Yahudiler’den oluşan küçük bir kitle tarafından kuşatılmıştır. Yahudiler heryerdedir; ticârî ve finansal ajanlar, yazarlar, siyâsetçiler, her rengden gazete muhabirleri. Kısacası, edebî acentacılar, aynı finans acentacıları gibi, bir ayakları bankada diğer ayakları sosyalist harekette ve basenleri (kalçaları) Alman medyası üzerine kurulmuş. Bütün gazeteleri gasbetmişler ve hayâl edebiliyor musunuz, bunların edebiyatı ne kadar mide bulandırıcı.

Şimdi bu, işletmeci sektörü teşkil eden, topyekûn yahudi âlemine, sülükler topluluğuna, doymak bilmez parazitlere karşı Marx, içgüdüsel bir temâyül duyuyor ve Rothschildlar’a büyük bir hürmet besliyor. Bu ilginç görünüyor. Komünizmle yüksek finansın müşterek tarafı ne olabilir ki? Ha, ha! Marx’ın komünizmi, kuvvetli bir devlet merkezîleşmesinin peşinde koşuyor ve aradığı da kaçınılmaz olarak devlet merkez bankasında mevcud. Başka nerede mevcud? halkın emeğini speküle eden parazitik yahudi milletinde.

Hakikatte, bu, proletarya için bir kışla rejimidir… Yahudî âlemi günümüzde geniş bir biçimde Marx’ın Rothschildlar’ın tertib ve tasarrufu altındadır. Eminim ki, bir yandan Rothschıldlar Marx’ın hakedişlerini takdir edib kıymetlendiriyorlar ve diğer yandan da, kadınlar, uniform (tektip) bir kitleye dönüşmüş olarak, uykuya dalacaklar, çalışacaklar ve davul çalarak yaşayıp yükselecekler; düzenleme imtiyazı vasıflıların ve uzmanların ellerinde olacak. Bunun sebebi yahudiler…”

Kaiser WILHELM II:

“Yahudi gerçek yurtsever olamaz. O, başka birşeydir, meselâ kötü bir böcek. Yahudiler Rusya’daki ve Almanya’daki Bolşevizm’in sorumlularıdır. Ben, hükümdârlığım esnâsında, yahudilere karşı müsâmahakâr olmaktan uzak durdum” (CHICAGO TRIBUNE, Temmuz 2, 1922)

CARDINAL MINDSZENTY, (Macaristan Kardinali) Ocak 28, 1949 (Bnai Brith Messenger)

“Macaristan’da spekülasyon oluşturanlar yahudiler. Memleketimizi demoralize ediyorlar ve Macaristan’a işkence eden devrimci gangsterliğin liderleri onlar”.

ADRIEN ARCAND, New York konuşması, Ocak 30, 1937

“Meksika’ya ulaştığında, komünizmin propagandistleri ve tanıtımcıları yahudilerdi: Calles, Hubermann ve Aaron Saenz. İspanya’da Azana ve Rosenberfg’i, Macaristan’da Bela Kun’u, Szamuelly’yi, Agoston’u ve daha düzinelercesini, Bavyera’da, Kurt Eisner’I ve diğerlerini, Belçika’da gücün Epstein’da ve Paul Hymans’ta, Fransa’da Leon Blum, Mandel, Zyromsky, Danaın ve hânedanlarını, İtalya’da Nathan ve Claudıo Treves’i gördük. Marksizm, heryerde başa ve en tepeye yahudileri getiriyor ve bu tesâdüf değil!”

HILAIRE BELLOC, tarihçi, G. K.’s WEEKLY, Şubat 4, 1937

“Komünizmin propagandası bütün dünyada örgütlü ve idârî mânâda yahudi ajanların elindedir. Rusya’daki Bolşevik hareketin yahudi olduğunu bilmeyen bir adam için sâdece şunu söyleyebilirim: Acınacak hâldeki basınımızın baskısı altına alınmış bir adam olmalıdır”.

CLARE SHERIDAN, Okutman, NEW YORK WORLD Aralık 15, 1923

“Komünistler yahudidir ve Rusya tamâmen onların yönetimi altındadır. Her hükümet bürosunda ve gazetelerdeler. Rusları idâre ediyorlar ve artan anti-semit hissiyatın mes’ûlü de onlar”.

MAJOR ROBERT H. WILLIAMS, Fecp ve Minority Machine (Azınlık Makinesi), sayfa 10

“1843 senesinde kurulan Gizli yahudi kardeşliği B’nai B’rith, Siyonizm’i ve yahudi ilhamlarını örgütledi. İsminin mânâsı ‘Ahid’in Oğulları’dır. Bütün halkları (kavmleri) ‘düzene sokma’ misyonunu üstlenmiştir. Hepsini bir tek dünya federasyonu veya dünya hükümeti altında toplamayı öngörür, aynı komünizm ve siyonizm gibi”.

VLADIMIR, LENIN, (Kuzey Pravda’da yayınlanan bir makâle, Ekim-Aralık 1913, sayfa 10)

“Yahudi kültürünün büyük evrensel ilerici özelliği onları (yahudileri) açık bir biçimde dünyaya hissetirdi: onun enternasyonalizmi, zamanımızın ilerici hareketlerine cevab oluşturması… Ruslar, Lthuanlar, Ukrainlar’la ve diğer işçilerle berâber Enternasyonal Marxist örgütlere katılan bu Marxist Yahudiler kudretlerini işçi sınıfı hareketinin enternasyonal kültürünün yaratılmasına eklediler”

1. N. FIELD, Today’s Greatest Problem (Bugünün en büyük problemi)

“Önce Bolşevizm’in yahudiliği anlaşıldı, bilmecesi çözüldü. Meselâ, Hristiyanlığa karşı nefreti bir Rus karakteristiği değildir. Bu, bir yahudi karakteridir”.

Peder DENIS FAHEY; Rusya’nın Hükümdarları (The Rulers of Russia) isimli kitabından, sayfa 25

“Rusya’daki Bolşevizm’in arkasındaki gerçek güç yahudilerin gücüdür ve hakikaten de Bolşevizm, Yahudilerin elinde gelecekteki Mesih krallıklarını tesis etmek için bir âlettir”.

H. H. BEAMISH, N.Y. Speech, 1937

“Komünizm, Judaizm’dir. Rusya’daki Yahudî Devrimi 1918’deydi”.

MONTGOMERY SCHYLER, 1919

“Karl Marx yalnızca bir Talmud âlimi değildi, Ruslar’dan da şiddetle ve patolojik derecede nefret ederdi. Komünizm’in prensiplerini ona tâlim ve dikte eden Moses Hess’dir. Modern Hess moder Siyonizm’in müjdecisi olarak Kabul edilir.

‘Siyonizm Ansiklopedisi’nde (The Encyclopedia of Zionism- Israil), Moses Hess bahsinde şöyle yazar:

Modern sosyalizmin öncüsü, filozof ve Siyonizm’in müjdecisi… Hess siyâsî, kültürel ve özellikle de sosyalist Siyonizm’in müjdecisiydi. Sosyalist hareketin yükselişinde derin bir biçimde rolü vardır. Karl Marx ve Frederick Engels, hareketin şekillenme senelerinde ondan çok şey öğrendiklerini söylemişleridir”….

“Birçok Yahudi yeni hükümetteki temsiliyetlerinden çok memnundular. Lenin’in ilk politbürosu yahudi kökenli adamların egemenliğindeydi…

(Rapoport, Louis. (1990). Stalin’s War Against The Jews (Stalin’in Yahudiler’e karşı savaşı) Free Press/Simon & Schuster.

Bu değerlendirmelerin hepsini yazmaya kalksak 10-15 kitab doldurur. Ne diyoruz? Sosyalizm nasyonalizmi kabul etmez! Amenna, çünkü Sosyalizm enternasyonalisttir. Her milleti cem etmeyi amaçlar, halkların kardeşliğini ilkesel olarak benimser. Doğru. Doğru da, aşağıda tabloda bir garaib var:

1918-19 arasında, Bolşevik devletin 556 mühim fonksiyon sahibi şahsiyetinden; 17’si Rus, 2’si Ukrayn, 11’i Ermeni, 35’i Leton, 15’i Alman, 10’u Gürcü, 3’ü Polonyalı, 3’ü Finli, 1’i Çek, 458’i ise Yahudidir!!! (Kaynak: search.directnic.com). Hangi dünya görüşüne mensub olursa olsun, eğer iz’ân sahibi bir insansa, burada bir garaib görmelidir. Görmüyorsa kördür! Tüm nüfusun %1’ini teşkil eden yahudiler devlet üst yönetiminin %82’sini meydana getiriyorlar. Bu ‘matematik’ ve sarih tabloda, ben bir müsâvat göremiyorum, gören var ise beri gelsin. Bu kadrolardan bazılarının isimlerini Judaizm kitabımda açıkladım. Tekrara gerek yok.

Ama iş sâdece Rusya’yla ve sosyalizmle sınırlı kalsa bir şey değil. Meselâ ben, Frederıch Engels’in beyninin yarısı olarak tanımlanan ve Alman SPD’nin Engels’den sonraki lideri ve Engels’in edebî danışmanı Bernsteın’dan, onun, ’Revizyonizm’i yani ’Evrimci Sosyalizm’i ortaya çıkardığından ve yahudi olduğundan hiç bahsetmedim, ’Dönek Kautsky’den de hiç bahsetmedim ki, Kautsky için Marx’ı en iyi bilen ve en iyi tahlil eden diyenler çoktur ve o da Avusturya yahudisi. Keşke ben bunları kıçımdan uyduruyor olsam da mes’ele kalmasa ama mâalesef uydurmuyorum, ayniyle vâkî. Rosa Luxembourg’dan da, Leon Blum’dan da, Moshe Pijade’den de, Saxe-Cobourgosky’den de, Boris (Baruch) Eltsine’den de, Joe Shlomo’dan da, Josef Antal’dan da, Bela Kun (Kohen)den de, Musi Mushigeyef’ten (Gli Glikorof-Makedonya devlet eski başkanı) de, Emil Constantinescu’dan da ve daha binlerce başkasından da pek bahsetmedim.

Türkiye’de de aynı şey değil mi? 125.000 kişi 72 milyon kişiyi yönetiyor. 125.000 Sabbataist! Türkiye sosyalist hareketi ve sosyalist aydınlar bana yine kızacaklar ama bu ’gerçek’ ortada duruyor. Birilerinin gözüne sokmak da benim boynumun borcu. Vesselâm…

Kaynak: H.A. “Akademya’ya Doğru Sitesi”, 2001-2005 (2010 öncesi arşiv makalelerimizde yazarlarımızın adları, açık isimleriyle yayınlandıklarında makalelerini yeniden tashih ihtiyacı duyabilecekleri ihtimaline nazaran, yazarlarımızın talebi olmadıkça sadece isimlerinin baş harfleriyle paylaşılmakta, böylece bu önemli ve değerli arşivimizden kamuoyunun istifadesi amaçlanmaktadır.)

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!