David Bohm (Kuantum Teorisi) – III

82

Bir başka yakıcı mes’ele de şudur; eğer ilimde ‘Mâlûmat’a aktif bir rol verilecek olursa Fiziğin vechesi değişecektir. Bu durum geçmişte birkaç defâ yaşandı. Her defâsında, daha rafine kavramlar işin içine girdi. Meselâ, Thermodinamik, ısın’ın (kalori) seyyalden non-material (maddî olmayan) konsepte yani enerjiye doğru evrilişinden (dönüşümünden) doğdu. Elektromanyetizm’in, ‘Esir’ (Αιθηρ: Ethir veya Ether) mekanik titreşimlerin sonucu olmadığı ve fakat daha rafine (ince) bir saha mefhumunun tecellisi ve izharı (manifestation) olduğu tesbit edildi. 20. asırda, ‘hakikatin müstaqil unsurları’ kavramını ifâde eden madde Quantum seviyesinde terkedildi, fizikî hassaların, objeler bağlamında zâtî (intrinsic) değil, belli bir kontekste (siyâk sibâk) tâbî olduğu keşfedildi. Çekim kuvveti geometri dâhilinde eridi. Her vak’âda, hareket maddeden ve mekanik olandan rafine olana doğruydu. Mâlûmat, bu fikirler tekâmülünde (sürecinde) pekâla bir ileri ever olabilir. Onun entegre edici rolü fiziğin, biyolojinin ve şuur araştırmalarının fevkinde olabilir.

Form

Form, biyoloji ilminde anahtar konsepttir (fikirdir). Bir enzimin aktivitesinden tutalım da bir hücreye veya bir organa kadar herşeyin fonksiyonu, onların fizikî formlarıyla ilintilidir. [Enzim: Biyolojik reaksiyonlarda etkin rol oynayan hayatî protein(ler). Yunanca; Εν (En): İçte, içinde, iç+Ζυμος (Zimos) veyâ Ζυμη (Zimi): Maya, su ve undan müteşekkil hamur, bir tür usâre-özsu. Etimolojik bağlamda; Hint-Avrupa dilinde, Yus-ma: Altüst olma, karışma. Sanskritçe: Yunati. Latince: Zomôs. Fransızca: Jus (Usâre, özsu). Litvanca: Juse=Balık çorbası]. Döllenmiş (fertilized) hücreden erişkine kadar büyüme dönemi, Form’un dönüşüm ve farklılaşma sürecidir; bu cümleden olarak, Aristotelis’ten Waddington’a, Sheldrake’e ve Goodwin’e kadar biyologlar ‘Şeklî Sahalar’ (Morphic Fields) mefhumlarını şart koştular (postüle ettiler).

Form’un evrensel tabiatı ve dönüşümü 1960’lar itibârıyla, matematiğin yeni branşının mevzuuydu; Rene Thom’un Felâket-Musibet-Facia Teorisi (Rene Thom’s Catastrophe Theory). Form buna Gestalt’ın fikri, global modeller, algı-idrâk ve ‘Yer’sizlik (non-locality) ile bağlandı; bu tür mefhumlar Şuur’un fonksiyonu ve İmmün Sistem (Vücudun Muafiyet Sistemi) ile ilintilidirler.

Form’un Fizik ilminde oynayacağı bir rol vardır. Klasik Fizik’te, kanunî değişimler altında değişmez kalan Hamiltonian Form’dur. Bu yolla Newton mekaniği, ferdî parçacıkların mekanik etkileşiminden (mechanical interaction of individual particles) global form-muhafaza süreçlerine (global form-preserving processes) dönüştürülebildi. Aynı vechile, Genel izâfiyet mümkün olan bütün koordinat dönüşümlerinin altında aşağı yukarı Form değişmezine tekâbül eder. Bu mânâda, çekim etkisindeki hareket Form’un muhafazasıyla yürür. Belki birileri İnertia-Atâlet konseptini ‘Form’un dirençliliği kanunu’na doğru genelleştirebilir.

Daha da dramatik bir biçimde, Form, dalga fonksiyonu kılığında (şeklinde) tezâhür etmektedir. Dalga fonksiyonunun, simetrik veyâ asimetrik olarak, global Form’u olmaktadır ki, bu, Fermi-Dirac veyâ Bose-Einstein istatistiklerinin mevcudiyetinin de mes’ûlüdür. Bazı Form’ların- uzaysal olarak bağımsız olan komponentlerde– faktörlerin bir mahsûlü biçiminde ifâde edilemezliği (non-factorizable) olgusu, quantum ‘Yersizliği’ (Non-locality) için derin bir gerekçedir (Bell’in, mesâfeli parçacıklar arasındaki esrarlı korelasyonu). Dalga fonksiyonunun Form’u, Plazma Fiziği’ndeki süper-seyyal, süper-iletken ve hipotetik (farazî) Frochlich sistemlerinin kollektif modlarından üst düzeyde sorumludur. Dalga fonksiyonunun Form’u, yüksek koordineli bir dans dahilinde parçacıkların astronomik sayılarının herbirini tertib eder.

Bohm’un quantum potansiyeli, bu etkilerinin azameti dahilinde, elektronların hareketinde yegânedir. onun kuvvetinden veyâ şiddetinden köken almaz ve fakat potansiyel Form’undan köken alır ki bu, onun hususî karmaşık şeklidir. Bu nedenledir ki, quantum potansiyelinin tesirleri mesâfeyle paralel olarak azalmazlar ve iyice ayrılmış (birbirinden uzaklaşmış) quantum nesneleri güçlü bir biçimde müteallik (correlated) kalırlar.

Form’un, Şuur’a köken veren Beyin’deki global quantum zâtîliğinden (mâlikliğinden) de mes’ûl olabileceği büyük ölçüde ileri sürülebilir. Form– lokal olana zıddiyet teşkil eden global hassa olarak-ilkel quantum ön-uzayı’nın ötesinde uzay-zaman yapısının tekâmülü ile de bağlantılıdır. Meselâ Penrose quantum mekaniğine ilişkin ‘dalga fonksiyonunun çöküşü’nün, uzay-zaman’ın geometrik hassalarıyla ilintili global bir fenomen olduğunu teklif eder. Yine Penrose, global quantum sürecinin Şuur’la Beyin yapısı arasındaki bağlantıda rol oynadığını tahmin etmiştir.

Bunlar tahminî değerlendirmelerdir fakat bunlar (tahminler) zorlanarak, aynı fikirler demetinin etrafında devrederler ve Şuur, hayat ve temel fizik gibi ‘Alâka’nın değişik sahalarını birbirlerine bağlarlar. Bütün bunlar şu suali günyüzüne çıkarır: Form’un global tabiatı Aktif Mâlûmat’la (Active Information) nasıl ilişkilenmektedir? Mâlûmat, Alâka sahalarının geniş çeşitliliğine tatbik olunan, Fizik Âlem’in yeni bir prensibi midir? Bu sualin cevabı, temel fikirlerin ve onların (temel fikirlerin) çoklu iç bağlantılarının sarih hâle getirilmesi periyodunda bulunacaktır.

Kaynak: H.A. “Akademya’ya Doğru Sitesi”, 2001-2005 (2010 öncesi arşiv makalelerimizde yazarlarımızın adları, açık isimleriyle yayınlandıklarında makalelerini yeniden tashih ihtiyacı duyabilecekleri ihtimaline nazaran, yazarlarımızın talebi olmadıkça sadece isimlerinin baş harfleriyle paylaşılmakta, böylece bu önemli ve değerli arşivimizden kamuoyunun istifadesi amaçlanmaktadır.)

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!