David Bohm (Kuantum Teorisi) – IV

153

Mânâ (Meaning)

Eğer Form biolojiyle başlıyorsa (ve quantum teorisine öncülük ediyorsa) Mânâ, kesinlikle psikolojiyle başlıyor demektir. Carl Gustave Jung Mânâ’nın rolünü eşzamanlılık (synchronicity) çerçevesinde vurguladı. Buna göre, Form’un ve Pattern’in (Mostra, Nümûne), zihinle madde arasındaki hududların ötesine döküldüğü (aktığı) bölge Mânâ sahası olmaktadır. Jung’a nazaran, anahtar; eşzamanlı patternler tecrübesinin bağlı olduğu derin dahilî belirleyicilik ile ferdî Şuur’un hududlarında nihâyetlenmeyen belirleyiciliktiMânâ hem objektif hem de sübjektifti. Wolfgang Pauli’nin vurguladığı gibi, tam da psikoloji bağlamında, ‘Psyche’de objektif (maksad) ortaya çıkmıştı (Kollektif veya objektif şuursuzluk-the collective or objective unconsciousness) ve böylelikle, Fizik ilmi maddede sübjektif (öznel) olanı bulmak zorundadır.

[Havari Kayser’in notu:

Ψύχη (Psîhi): Yunan Mitolojisinde güzeller güzeli bir kız. Afrodit’i bile kıskandırıyor. Afrodit, Eros’a, ‘Ona öyle bir ok gönder ki, dünyanın en ürkütücü erkeğine vurulsun’ diyor. Eros gerekeni yapıyor ve Psîhi, en ürkütücü erkeğe yani Eros’a vuruluyor. Evleniyorlar, Eros, Psîhi’ye kendisinin (Eros’un) yüzüne geceleyin bakmamasını tembihliyor, merak bu ya, Psîhi bir gece dayanamayıp Eros’un yüzüne feneri tutuveriyor. Eros ortadan kayboluyor. Afrodit ona cezâ üstüne cezâ veriyor. Hepsine boyun eğiyor Psîhi, son bir görev olarak, yeraltına inip Fanus’u getirmesini istiyor ondan Afrodit. Psîhi Fanus’u buluyor ve Persefoni onu uyarıyor, Fanus’un içine bakmaması konusunda. Psîhi bir kere daha merakına yenik düşüyor ve Fanus’un içine bakıyor. Orada gördüğü şey ‘ÖLÜM’ oluyor.

Psîhi’nin bir mânâsı, ‘Hareket ettirilebilir büyük cam veya büyük ayna’dır (Burada, ‘Ayna’ metaforuna dikkat).

Yine, Eski Yunanca’da ‘Kelebek’ mânâsına gelen Psîhi zaman içinde ‘Nefs’ ve bâzen de ‘Pnevma’yla berâber, ‘İnsan’ın ölümsüz varlığı-Ruh’ mânâsını yüklenmiştir. Ayrıca ‘Duygusal Ruh’ veya ‘Ruh’un Duygusal yanı’ mânâsına da gelir. Felsefî mânâda ise, ‘Ferdî vahdeti meydana getirdiği kabul edilen Fizikî fenomenler bütünü’ olarak tanımlanmaktadır. ‘Psîhi’yi ortaya çıkaran’ mânâsına ‘Ψυχεδήλος’ (Psihedîlos) kelimesi kullanılır. Δήλος (Dîlos)’un mânâsı ‘Görünür, açık’dır ki bu kelime de Arabca (Dall دلل (açık olmak, görünür olmak) fiilinden mülhemdir. ‘Psişik’ (Ψυχηκός-Psihikos) kelimesi ise, ‘zihne ve fikre değgin’ mânâsını taşır ve ‘Metapsişik’ (Μεταψυχηκος) ve ‘Parapsişik’ (Παραψυχηκος) kavramları ise, organik, fizikî veya bedenî olmayan (zihnî) hâllere işâret eder. ‘Psişizm’ (Ψυχησμος) ise, Psişik hâdiselerin bütününü ve buna bağlı olarak Psişik hayatı ifâde eder].

Jung, madde ile zihin arasındaki bu ‘ayna’yı (speculum) ‘Psychoid’ adıyla terim hâline getirdi ve bunun (psychoid) entegre edici unsurunun ‘Mânâ’ olduğuna karar verdi.

Bohm, bütün iştirâk edicilerin pay sahibi olduğu bir ‘Mânâ Sahası’ndan bahseder. Ayrıca, efektif (hakikî, müteessir) sosyal değişimi taşıma yolunun Mânâ’nın değişiminin çekimi üzerinden yürüdüğünü vurgular. Form Sahası’ndan neşet ettiği düşünülen Mânâ’yı, Bohm İmmün Sistem’e (Muafiyet Sistemi) bağlar. İmmün Sistem, bütün vücudu muhafaza eden sistemdir. Onun süreçleri, Mânâ’nın bir diğer tecellisidir ve Mânâ ile koordinelidir. Eğer Mânâ tezlil olursa (degraded) vücud hastalanır. (İBDA Mimârı’nın ‘Mânâ’ya dikkat çekmesini hatırlayalım. Mânâ olmadıkta, hepimiz hastayız!). Bohm, ‘Mânâ’nın değişimi Varlık’ın değişimidir’ şeklindeki şiarının (düsturunun) mecâzî değil, lafzî-hakikî olduğunu vurgular.

Bir saldırgan, karanlık gecenin içinde bir ağaç gövdesine dönüşebilir veya tersi olabilir. Ânîden, zihinde ve bedende telaşla alâkalı değişiklikler meydana gelir. Laboratuar çalışmaları, ‘Mânâ’daki değişimlerin sinir yollarını ve bağlantı hassasiyetlerini yeniden ve ânlık olarak inşâ ettiğini göstermektedir. Normalde ‘Sübjektif’ (Öznel) olması beklenen ‘Mânâ’ birden ‘Objektif’ (Nesnel), ‘Fizikî Netice’ olmaktadır.

Mânâ madde üzerinde Madde de Mânâ üzerinde etkili olabilir. Acaba fikir, Şuur’dan yoğunlaşarak fizikî âleme müdâhil oluyor? Bence böyle. Mâlûmat, bir yolla, dalga fonksiyonunda kodludur veya bir Form Sahası çeşididir ya da Cebirsel İlişkiler Prequantum’unun bir nizâmıdır. Hangi Mâlûmat ‘kodludur’? Bu suale bir cevab şu olabilir: Kâinat hakkındaki bütün Mâlûmat, Global Form’un içinde kodludur. Elektron’un ‘aktif’ olduğu hâlde, ‘Mânâ’ devreye girer. Şuur, bu alt alanın veya nizâmın dinamik görünüşü hâline gelir. Zihin, temel olarak maddî âlem üzerinden dağılır (dağıtılır).

Mâlûmat, tek başına, bir ondalık sistem düzeneğinden öte birşey değildir (Shannon ve Weaver’ın Mâlûmat Nazariyesi). Fakat eğer fiiliyata geçerse, elektronun hareketini etkilerse, plasmanın dansını ve beyinde elektrikî aktivitenin global hareketini koordine etmiş olur ve bilâhare verili bağlamda özel bir anlam sahibi olur. Bu durumda ‘Mânâ’ hasıl olur.

Mâlûmat, Form ve Mânâ ile Quantum Teorisi, Beyin Fonksiyonu ve Şuur arasında derin ve çok karmaşık irtibât mevcud olduğunu tekrar etmekte faide var.

Bilimde, yeni bir izâhın mevcudiyetini Kabul etmek gerekiyor mu; bir sonraki etap nedir? Mâlûmat kesin olarak nasıl kodlanıyor, kodu çözülüyor ve aktarılıyor? Alan (Saha) iğretilemesi geçerli midiri yoksa yeni bir konsepte, Uzay öncesi seviyesindemevcud olan birşeye mi ihtiyaç var? Ve, tam olarak ne tür bir Mâlûmat kodlanıyor?

Tam olarak bu ‘Bağlam’ (Siyak) neden ibârettir? Çift Yarıkların maddesi nedir? Mâlûmat ne ile alâkalıdır? Kâinat’ın hangi görünümleri objektiftir (Afâkî-Nesnel), orada aktif Mâlûmat mevcuddur ve hangi Mâlûmat saf olarak sübjektiftir (Öznel-Enfüsî)? Sâdece bazı (belli) görünümler mi elektron tarafından dekode ediliyor? Nasıl, bir quantum sistemi-meselâ bir enzim, bir başka biyolojik olarak aktif Mâlûmat’ın, ‘Çevresi’ veya ‘Mâlûmat’ı oluyor?

Fizikî Beyin’den bağımsız olarak mevcud olan nedir? Şuurla belirlene eşyânın kaderi tamâmen Algoritmik süreçlere indirgenemez ve böylelikle Zihin mekanik bir temele sahib değildir. Bir computer gibi işlemez. Quantum teorisi de, Algoritmik Form’a indirgenemez. Bu nazariyenin Şuur’la bir alâkası olmalıdır. Buradan hareketle araştırmacılar, quantum tüneli, çöken dalga fonksiyonları, lokal olmayan irtibât ve yapışık quantum yapıları gibi teoriler üzerinde çalışıyorlar. Başka izâhlar da mevcud:

· Zihin, Kâinat’ta ‘Başlangıçtan beri’ (Ab İnito) mevcuddu. Elementer parçacıklar seviyesinde bile ‘İlk Zihin’in (Proto Nous) Form’undan bahsedilebilir.

· Zihin tamamen farklı bir nizâmdır ve bağlantısını Beyin aracılığıyla Madde ile kurar. (Popper ve Eccles’in Düalizmi).

· Hem Zihin hem de Madde, Quantum düzeyinde, derin bir seviyeden köken alırlar.

· Zihin ve Madde, tahlili gayrı mümkün bir izâhat nizâmı teşkil ederler. Bunun adı da ‘Medhaldar Nizâm’dır (Implicate Order).

Kaynak: H.A. “Akademya’ya Doğru Sitesi”, 2001-2005 (2010 öncesi arşiv makalelerimizde yazarlarımızın adları, açık isimleriyle yayınlandıklarında makalelerini yeniden tashih ihtiyacı duyabilecekleri ihtimaline nazaran, yazarlarımızın talebi olmadıkça sadece isimlerinin baş harfleriyle paylaşılmakta, böylece bu önemli ve değerli arşivimizden kamuoyunun istifadesi amaçlanmaktadır.)

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!