Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı

Caner Taslaman'ın "Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı" Eserinin İncelemesi

Yazar: Caner Taslaman

Eserin Adı: Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı

Basım: 15. Basım

Yayınevi: İstanbul Yayınevi

Yayın Yeri: İstanbul

Yayın Yılı: 2015

Sayfa Sayısı: 536 sayfa

CANER TASLAMAN KİMDİR

Caner Taslaman, ilk, orta ve lise eğitimini doğduğu şehir olan İstanbul’da bitirdi. Kimya mühendisi bir annenin ve doktor bir babanın oğlu olarak küçük yaşlardan itibaren tabiat bilimleri ile ilgilendi. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde üniversite eğitimini tamamladı. Üniversite eğitimi sırasında antropoloji, din sosyolojisi, bilgi sosyolojisi gibi alanlarla ilgilendi. Marmara Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri bölümünde, Big Bang Teorisi’nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle yüksek lisans, Evrim Teorisi’nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yaptığı teziyle doktora derecesini kazandı. Daha sonra ise Kuantum Teorisi’nin felsefe ve teoloji ile bağlantısı üzerine yazdığı kitabla doçent oldu, yine bilim-felsefe-din üçgenindeki çalışmalarıyla profesörlük derecesini de aldı. Ayrıca “Küreselleşme Sürecinde Türkiye’deki İslâm” çalışmasıyla ikinci doktorasını İstanbul Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi’nde tamamladı. İlk olarak Tokyo Üniversitesi’nde, daha sonra Oxford Üniversitesi’nde post doktora çalışmaları yaptı. Harvard Üniversitesi’nde ve Cambridge Üniversitesi’nde misafir akademisyen olarak bulundu. Son dönemdeki çalışmalarında ve yurtdışında bulunduğu üniversitelerde en çok odaklandığı konu modern bilim-felsefe-din ilişkisi olmuştur. Yıldız Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde profesör öğretim üyesidir. Modern bilim-felsefe-din ilişkisi en temel ilgi alanıdır ve din felsefesi, din sosyolojisi, bilim felsefesi, fizik felsefesi ve biyoloji felsefesi çalışma alanlarıdır.

Eserleri: Big Bang ve Tanrı; Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı; Evren’den Allah’a – Modern Bilimin ve Felsefenin Verileriyle Tasarım Delilinin Savunulması; Allah Felsefe ve Bilim; Tanrı Parçacığı – Felsefî ve Teolojik Değerlendirmeler; Kur’ân ve Bilimsel Zihnin İnşası; Arzulardan Allah’a; Modern Bilim Felsefe ve Tanrı; Terör’ün ve Cihad’ın Retoriği – Felsefî ve Teolojik Değerlendirmeler;  Ahlâk Felsefe ve Allah; Kuantum Teorisi Felsefe ve Tanrı – Modern Bilim, Felsefe ve Dinlerin İlişkisi; Türkiye’de İslâm ve Küreselleşme; Allahın Varlığının 12 Delili; Tarihselcilik: Çelişkiler Bataklığında.

ESERİN İÇİNDEKİLER

Eser çok kapsamlı olduğundan ana başlıklar altında sadece en göze çarpan alt başlıkları vermeyi uygun görüyoruz. Eser sahibi Prof. Dr. Caner Taslaman her bölümün ilk kısmında, o bölümde hangi konular üzerinde duracağı ve hangi soruların cevablarının aranacağı ile ilgili “Bölüm Tanıtımı” adı altında bir tanıtım yazısı paylaşmış. Bölüm başlarındaki bu tanıtım yazıları okuyucunun aradığını bulması bakımından gayet güzel düşünülmüş. Beş ana başlık altındaki bu alt konu başlıklarını ise şöyle sıralayabiliriz:

Önsöz

1. Bölüm: Evrim Teorisi Ortaya Konmadan Önceki Felsefe, Bilim ve Biyoloji Tarihi:

İslâm Düşüncesinde Bilim ve Biyoloji, İslâm Düşünürlerinde Evrim Fikri, Leibniz, Uzlaştırma ve Ezelî Uyum, William Paley ve Saat Ustası Analojisi, Linnaeus, Türler ve Taksonomi, Buffon ve Dönüşümcülük, Schelling, Hegel ve Felsefede ‘Evrim’ Kavramının Yükselişi.

2. Bölüm: Evrim Teorisinin Ortaya Konması:

Lamarck’ın Evrim Teorisi, Auguste Comte ve Pozitivizm, Darwin’in Yaşam Öyküsü: ‘Türlerin Kökeni’nden Ölümüne, Charles Lyell, Yerbilim ve Tekdüzencilik, Malthus’un Nüfus Teorisi ve Doğal Seleksiyon, Ortak Atadan Değişme Yoluyla Evrim, İnsanın Soyu, Seksüel Seleksiyon ve Duyguların İfâdesi.

3. Bölüm: Evrim Teorisinin Değerlendirilmesi:

Gözlem, Deney, Analoji ve Evrim Teorisi, Pulkanatlı Güveler, İspinoz Kuşları ve Doğal Seleksiyon, Sirke Sinekleri ve Mutasyonlar, Yasalar ve Evrim Teorisi: Dollo ve Cope Yasaları, Sahtekârlıkları Paradigmayla Anlamak, Homolojiden Evrim Teorisi’ne Varılabilir mi?, Fosillerde ve Embriyolarda Homoloji, Artık Organlar.

4. Bölüm: Tanrı İnancı Dinler ve Evrim Teorisi:

Evrim Teorisi ve Tanrı İnancı, Tanrı’nın Varlığı ve Evrim Teorisi Birbirlerinin Çelişiği midir?, Neden Bu Konuyla İlgili Teolojik Agnostisizmi Öneriyorum?, Yahudilik ile Hristiyanlık Açısından Evren’in ve Dünya’nın Yaşı, Sosyal Darwinizm, Evrim Teorisi, Dinler ve Etik.

5. Bölüm: Tasarım Delili:

Natüralizme Karşı Tasarım Delili- Gerçek Sonsuz ve Evrenin Başlangıcı, Entropi Yasası Işığında Evrenin Başlangıcı Meselesi- Big Bang Teorisi Işığında Evrenin Başlangıcı Meselesi, Zorunlu Varlık ve Başlangıçlı Evren- Doğa Yasalarının ve Sabitlerin Tasarımı, Yasaların Hem Varlığı Hem de Hassas Ayarı- Olasılık Hesaplarıyla Fizikî Dünyadaki Tasarımlar, Proteinler ve Olasılık Hesapları- Doğal Seleksiyon ve Proteinlerin Oluşumu, Kompleks Yapıların Defalarca Oluşması- Türe Has Özellikler: Arı Örneği, Natüralizm Tasarım Delili ve Zihnin Varlığı- Zihnin Özellikleri ve Tasarım Delili, Tasarım Delili İle İlgili İtirazlar ve Değerlendirmeler.

ESERİN KONUSU

Prof. Dr. Caner Taslaman, kitabının tanıtım bölümlerinde eserinin konu ve muhtevasını şu şekilde ortaya koyuyor:

1. Bölüm

– “Hiçbir bilimsel gelişme ve felsefî tartışma, tarihsel arka planından yalıtılarak anlaşılamaz. Evrim Teorisi’nin ortaya konmasının ve hakkında yapılan bilimsel, felsefî ve teolojik tartışmaların daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle bu teori ortaya konmadan önceki konuyla ilgili gelişmelerin gözden geçirilmesinin faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu düşünceyle ilk bölümde felsefe, doğa bilimleri ve biyoloji alanındaki gelişmeleri ve tartışmaları tarihsel sırasıyla aktarmaya çalıştım. Böylece ileride ele alınacak konuların daha iyi yerine oturtulmasını ve zihinlerde tarihsel bir perspektif oluşmasını hedefledim.”

2. Bölüm

– “Daha önceki bölümde incelenen, ‘tasarım delili’, ‘mekanik veya gayesel işleyiş’ veya ‘türlerin ontolojik gerçekliği’ konuları hakkında yapılan bilimsel ve felsefî tartışmalar, Evrim Teorisi ortaya konduktan sonra yeni bir boyut kazanmıştır.  Bu bölümde 19. yüzyılın başından başlayarak Evrim Teorisi’nin ortaya konması ve evrimi ele alınacaktır. Aynı zamanda Evrim Teorisi’nin oluşmasında ve kabulünde rol oynayan paradigma; örneğin pozitivizmin felsefi görüş olarak etkisinin yaygınlaşması ve sosyolojik, ekonomik değişimlerin oluşturduğu çerçeve irdelenecektir. Kitap boyunca ele alınacak konuların iyice kavranması için hem Evrim Teorisi’nin evrimini hem de bu teorinin oluşumuna ve kabulüne etki eden ve aynı zamanda bu teoriden etkilenen paradigmayı beraberce göstermeye çalışacağım. Bu bölümde Evrim Teorisi’ni tanıtmaya çalışırken, bu teorinin ortaya koyduğu delil ve argümanlarının ayrıntılıca irdelenmesini ise bir sonraki bölüme bırakacağım.”

3. Bölüm

– “Buraya kadar Evrim Teorisi ile ilgili bilimsel, felsefi ve teolojik tartışmaların tarihsel arka planını, bu teorinin ortaya konma sürecini ve ileri sürdüğü iddialarını göstermeye çalıştım. Bu bölümde ise Evrim Teorisi’nin, çeşitli bilim felsefesi yaklaşımlarında ortaya konan kriterleri ne kadar karşıladığını inceleyeceğim. Bunun için doğa bilimlerinde ve bilim felsefesinde ileri sürülen gözlemlenebilme, öngörü gücü, yasalara sahip olma, matematiksel betimleme yeteneği, yanlışlanabilirlik, rakip teorilere üstünlük sağlama gibi çeşitli kriterler açısından bu teorinin değerlendirmesini yapacağım. Bunlarla beraber, Evrim Teorisi’nin doğal seleksiyon ve mutasyon gibi mekanizmalarının yepyeni özelliklere sahip türlerin oluşumunu açıklayıp açıklayamayacağını tartışacağım. Ayrıca embriyoloji, moleküler biyoloji, homoloji ve fosilbilimi gibi alanlara da kısaca değinmek suretiyle bu teoriyi ele alıp irdeleyeceğim. Buradaki değerlendirmem bu teorinin doğru olup olmamasından ziyade farklı bilim felsefesi yaklaşımlarındaki kriterleri ne kadar karşıladığı ile ilgilidir. Bu hususa dikkat edilmelidir; bu kriterleri geçememek veya iyi bir şekilde karşılayamamak tarihsel uzun bir süreçle ilgili bu teorinin yanlış olduğu anlamını taşımaz, fakat bu teorinin epistemolojik statüsü hakkında bir kanaat oluşturabilir.”

 4. Bölüm

– “Bu kitap boyunca kullanılan ‘dinler’ ifadesiyle, özellikle tek tanrılı (monoteist) üç dini (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet) kastediyorum. Bu bölümde, önce, dinlerin tüm sistemlerinin üzerine kurulduğu en temel inanç olan ‘Tanrı inancı’ açısından Evrim Teorisi’nin ne ifade ettiği belirlenmeye çalışılacaktır. Bunu yaparken gerek teistlerin gerek ateistlerin gerekse bilinemezci (agnostik) tavır içinde olanların Evrim Teorisi’ne yaklaşımlarının farklı olabildiğini; bazılarının zannettiği gibi bütün insanları ‘evrime inanmayan teist’ ve ‘evrime inanan ateist’ diye ikili bir sınıflamaya tabi tutmanın yüzeysel ve eksik olduğunu göstermeye çalışacağım. Ayrıca, Tanrı’nın evrene müdahalesinde doğa yasalarını ihlal edip etmeyeceğini ve bu konuyla ilgili olarak ‘mucize’ meselesini irdeleyeceğim; bu konunun Evrim Teorisi hakkındaki tartışmalar açısından önemini gösterip, bu husustaki kendi yaklaşımımı açıklayacağım.

Kitabın ilerleyen sayfalarında dinlerin, Tanrı inancı dışındaki, Kutsal Metinler’e dayanan, konumuz açısından önemli inançlarını ele alıp, Evrim Teorisi’nin bu inançlar açısından ne ifade ettiğini ele alacağım. Bunun için Dünya’nın yaşı, Nuh kavminin sel ile boğulması (tufan), Âdem ile Havva’dan yaratılış ve maymunumsu canlıların insanın atası olduğu iddiasının ahlaki ve teolojik değerlendirmesi gibi konular irdelenecektir. Ayrıca dinlerin kendilerine özel teolojileri açısından önemli bazı sorunsalları, örneğin Kur’an’da Evrim Teorisi’nin lehinde veya aleyhinde bir ifade olup olmadığı hususu ile Hıristiyanlığın ‘ilk günah’ ve ‘Hz. İsa’nın kişiliği’ gibi konumuz açısından önemli inançları değerlendirilecektir. Bu konuları değerlendirirken dinlerin içindeki farklı yorum ve yaklaşımları da belirleyerek; bunlardaki farklılığın, dinlerin Evrim Teorisi’ne yaklaşımlarını da farklılaştırabildiğini göstermeye çalışacağım. Evrim Teorisi’nin tanıtılması ve irdelenmesi daha önceki bölümlerin konusuydu. Bu bölümün amacı, Tanrı inancı ve dinlerin diğer inançları açısından Evrim Teorisi’nin değerlendirilmesidir.”

5. Bölüm

– “Tasarım delili (teleolojik delil) ile varlıklardaki düzen ve gayesellik gibi unsurlardan yola çıkılarak bu varlıkların Tasarımcısının varlığına ve bu Tasarımcının kudreti, bilgisi, hâkimiyeti gibi sıfatlarına ulaşılır. Kısacası, tek tanrılı dinlerin savunduğu Tanrı’nın birçok sıfatı tasarım delili ile temellendirilir. Böylesi bir yaklaşımın binlerce yıllık tarihi olmasının yanında, bu yaklaşımın eski dönemlerde Epikurus ve Lucretius gibi, yakın dönemlerde ise Hume ve Kant gibi eleştirmenleri olmuştur. Diğer yandan Platon’dan İbn Rüşd’e, Thomas Aquinas’tan Leibniz ve Newton’a kadar birçok ünlü düşünür bu delili çeşitli şekillerde savunmuşlardır. Tarihin geniş bir döneminde gündeme gelmiş olan bu delilin içinde bulunduğumuz çağda yepyeni verilerle ortaya konabileceği kanaatindeyim.

20. yüzyılda elde edilen modern bilimin verileriyle, Dünya’daki canlılığın oluşması için evrende çok hassas ayarların gerektiğini ve canlıların zannedilenden çok daha çeşitli ve kompleks olduklarını öğrendik. Bu yeni verilere dayalı tasarım delili yaklaşımları artık sırf analojilere (benzetmelere) dayanmamakta, olasılık hesabı gibi matematiksel yaklaşımlarla daha objektif bir bakış açısı mümkün olmaktadır. İlerleyen sayfalarda son yüzyılda gerçekleşen bilimsel ilerlemelerle tasarım delilinin eskisinden daha da güçlü bir şekilde savunulabileceğini ve ‘doğanın hiçbir müdahale almayan’ bir yer olduğunu söyleyen natüralist-ateist felsefenin yanlışlığını göstermeye çalışacağım.”

ESERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Günümüz Müslümanı, eşya ve hadiseler karşısında maalesef ki yeterli analizi yapacak bilgi ve birikime sahib değil. Bir soru karşısındaki tüm cevablar, bir hâdise veya kavram karşısındaki tüm değerlendirmeler, Müslüman kimliğiyle serdedilmeye çalışılıyor ama Müslüman zihniyle değil. Bunun en büyük sebebi, belki de, Müslümanın kendi bakış açısını geliştirememiş olmasından kaynaklanıyor. “Durduğunuz yer, bakış açınızı da belirler” diyor bir akl-ı selim. Durduğumuz yerin, daha doğrusu bakış açımızın bizim olması için öncelikle kendi eserlerimizden beslenmemiz gerekiyor sanırız. Zamanında –hâlen de öyle- İmam-ı Rabbanî, İmam-ı Gazalî, Muhyiddin-i Arabi ve burada zikredemediğimiz birçok İslâm âlimi nasıl İslâm medeniyetine yön verdiyse, modern dünyanın yeni soru, tez ve fikirlerine de yine İslâmî bir bakış açısı ile cevablar geliştirmemiz; İslâma Muhatab Anlayışı yenilen büyük mütefekkirlerin izinde “sistemli” ve “çok yönlü” cevablar aramamız gerekiyor.

Prof. Dr. Caner Taslaman’ın “Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı” isimli eserine gelince; yazarın diğer bazı yerlerde serdettiği birtakım görüşleri ne kadar tartışılır olursa olsun, bu yazdığı eserde Evrim Teorisi, madde, varoluş gibi sorulara kendi “bilim adamı” perspektifinden, genişliğine ve derinliğine araştırma cehdine girmiş bir uzman sıfatıyla, üstelik “disiplinler arası” ve “çok yönlü” cevab arayışına girmesi, bizce cidden takdire şâyan bir nitelik belirtiyor.

Diğer yandan, bugüne kadar memleketimizde bir bilim adamı olarak evrim meselesini ele almaya çalışanlar olmadı mı? Tabiî ki oldu. Bu konuda pek çok eser yazıldı. Ancak eseri okuduğumuzda görüleceği üzere, Caner Taslaman kesin kabul veya red noktasında diğerlerinden ayrılıyor. Caner Taslaman’ın “Evrim Teorisi”ne bakış açısı, agnostik (bilinemezci) bir yaklaşıma sahib. Bu sebeble, eserinde ulaştığı sonuçlar müsbet bilim perspektifinden inkârı zor ve objektif bir nitelik taşıyor demek mümkün. Bu bakımdan onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliği ise, evrimi kabul etmeyi ateistliği kabul, veya reddetmeyi Tanrı inancının bir gereği olarak görmemesi. Bu bakış açısı, sadece Müslüman bir zihnin değil, Müslümanlık dışındaki diğer din ve inanç sahiblerinin de ona ve eserine daha ılımlı bakmasına vesile oluyor. Caner Taslaman’ın ilmî verileri değerlendirirken takındığı bu objektif tavır ve üslub, sadece Müslüman okuyucuya değil, hangi inançtan olursa olsun tüm insanlara hitab ediyor. Prof. Dr. Caner Taslaman’ın kitabının önsözünde dile getirdiği şu sözler, onun eserini hangi amaçla kaleme aldığını bizce açıklıyor:

– “Bu kadar önemli olmasına karşın bu konuda ortaya konulan eserlerin (özellikle Türkçe) oldukça yetersiz olduğu kanaatindeyim. Evrim Teorisi’ni ele alan birçok kitapta ‘karşı kamp’a bolca hakaret ediliyor; fakat bilimsel, felsefî veya teolojik açıdan ciddi ve tutarlı yaklaşımlar sergilenmiyor. Bu konuyu ele alan kitaplarda bu teorinin ‘bilimsel delilleri’ genelde çok yönlü irdelenmeden sergileniyor veya eleştiriliyor. Bu teorinin felsefî veya teolojik değerlendirmesinin derinlemesine yapıldığı ciddi ve tutarlı çalışmalara rastlamak ise neredeyse imkânsız. Bunun sebeplerinden biri, doğa bilimleriyle uğraşanların çoğunun felsefe ve teoloji alanlarına çok yabancı olmalarıdır. Felsefî birikimi olmayan doğa bilimcilerin, bu teorinin, felsefî yönünü değerlendirememek ve mantıksal kurgusunun felsefî irdelemesini yapamamak gibi önemli eksiklikleri olmaktadır. Diğer yandan, günümüz felsefecilerinin ve din bilimcilerinin çoğu, doğa bilimleriyle felsefe ve dinlerin arasına kalın duvarlar ören yaklaşımları benimsediler, bu yüzden doğa bilimlerine gerekli ilgiyi göstermediler. Günümüz felsefecilerinin önemli bir kısmını etkisi altına almış olan pozitivist dil felsefesi geleneği ve günümüz din bilimcilerinin önemli bir kısmının benimsediği ‘fideist’ (imancı) yaklaşımlar, içinde bulunulan durumun sebeplerindendir.” (s. 13)

Eserde, Evrim Teorisi’nin üzerinde çalışılmaya muhtaç bir konu olduğu görüşü ortaya çıkıyor. Bu teorinin şahsî hırs, siyasî görüş, döneme has akım çatışmaları gibi menfi tesirlerden tecrit edilerek tekrardan değerlendirilmesi, verilerin yeniden tahlil edilmesi gerekliliği vurgulanıyor.

Son olarak ve belki de en önemlisi, eserdeki veriler tasarım delili bölümüyle birleştirildiğinde; Evrim Teorisi, bırakın ateizmin bir delili olmasını, -hakikati arayan- birçok ateist için iman vesilesi bile olabilir. Dolayısıyla, “Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı”, bir ateiste tavsiye edebileceğimiz gibi, bir Müslümana da tavsiye edilebilecek bir eser. Zira bir ateistin gerçekleri görmesini sağlayacağı ölçüde, bir Müslüman’ın da ilmî verilere nasıl yaklaşması ve bu verileri nasıl değerlendirmesi gerektiğini benzerlerine kıyasla çok çarpıcı biçimde gösterici ve öğretici bir kaynak. Bu kitabı okuyan bir Müslüman’ın “Evrim Teorisi” hakkındaki fikirlerinin eskisi gibi olmayacağı kanaatindeyiz ezcümle.

ESERDEN FRAGMANLAR

– “Evrim Teorisi bilimselliğin kriterlerini karşılamakta mıdır? Platon’un, Aristoteles’in, Leibniz’in, Hume’un, Kant’ın, Popper’ın, Kuhn’un felsefeleriyle bu teorinin nasıl bir bağlantısı vardır? Evrim Teorisi’nin felsefî ve teolojik sonuçları nelerdir? İslamiyet’in, Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin teolojileri gerçekten de Evrim Teorisi’nin reddedilmesini gerektiriyor mu? Tanrı’nın var olup olmadığı meselesiyle Evrim Teorisi’nin nasıl bir ilişkisi bulunmaktadır? Tanrı’nın varlığını rasyonel olarak temellendirmeye çalışan tasarım deliline, Evrim Teorisi tehdit oluşturmakta mıdır? Evren, doğa yasaları, evrensel tüm oluşumlar, bütün canlılar ve biz tesadüfen mi oluştuk, yoksa bilinçle ve kudretle oluşturulmuş bir tasarımın ürünleri miyiz? Bunlar ve bunlar gibi daha pek çok soruya bu kitapta cevap verilmeye çalışıldı.” (s. 11)

– “Rahatlıkla denebilir ki geri kalan tüm bilimsel konular üzerindeki felsefî ve teolojik tartışmaların toplamı bile Evrim Teorisi üzerine yapılanlar kadar yoğun olmamıştır. Gerçeği arayan yolcu olarak insan, hem bilimin hem felsefenin hem de dinin kapısını çalar. Tüm bu alanlardan gelen bilgilerin birbirleriyle nasıl uzlaştırılacağı, çatışmaların nasıl çözümleneceği entelektüel olduğu kadar aynı zamanda varoluşsal bir sorundur. Bu sorunun en iyi gözlenebileceği ve çatışmaların çözümü için en iyi örneğin sunulabileceği bir konu varsa o da Evrim Teorisi’dir. (s. 12-13)

– “Her ne kadar Ernst Mayr gibi bazı önemli evrimciler Erasmus’un torununa etkisini küçümsüyorlarsa da dedesinin kitaplarını okuduğu bilinen Darwin’in, dedesini okumasaydı aynı teoriyi ortaya koyup koyamayacağı şüphelidir. Anlaşılıyor ki Charles Darwin, gözlemlerine başlamadan önce de zihninin bir köşesinde bu teoriyi biliyordu. Yani ‘tabula rasa’ (boş) bir zihinle gözlemlerini yapıp da sonradan teorisini oluşturmuş değildir. En azından bu teori, Charles Darwin için test edilmesi gerekli bir hipotez niteliğindeydi, üstelik bu hipotez aile mirasından geliyordu.” (s. 109)     

– “Bir hotelde ‘gerçek sonsuz’ (sonsuza giden değil) oda olduğu iddiasını ele alalım. Düşünelim ki bu hotelin sonsuz odaları doludur ve sonsuz müşteri de gelip bizden oda istiyor. Bizim de; “Tamam” deyip bütün tek numaralı odaları boşalttığımızı düşünelim. Böylece sonsuz yeni müşteri sonsuz odaya yerleşir. Fakat hotelin odaları hiç artmaz, hotelin doluluk oranı evvelden de sonsuzdur, şimdi de sonsuzdur! Diğer taraftan hotelin boş odalarının dolduğu da görülmektedir! Ayrıca hotelin yanına bir hotel yapıp buraya da birilerini yerleştirsek, hoteldeki insanların sayısının yine de arttığını iddia edemeyiz (Çünkü sonsuz + herhangi bir sayı = sonsuz).” (s. 406)

– “Bir amino asidin sol-elli olma olasılığı: 1/2

İki amino asidin sol-elli olma olasılığı: 1/2 x 1/2

Üç amino asidin sol-elli olma olasılığı: 1/2 x 1/2 x 1/2

400 amino asidin sol-elli olma olasılığı: 1/2400

1/2400 ise yaklaşık olarak 1/10120’ye eşittir. Bu olasılığın matematiksel olarak imkânsız denebilecek kadar düşük olduğunu şöyle düşünerek anlayabiliriz: Bütün evrende 1080 adet olan proton ve nötronu, bütün evrendeki fotonlarla ve elektronlarla toplarsak 1090’dan küçük bir sayı elde ederiz. Evrenin ortalama yaşı olan 15 milyar yıl x 365 gün x 24 saat x 60 dakika x 60 saniye = 473.040.000.000.000.000 saniye; evrenin başından şu ana kadar geçen zamanı ifade eder. Bu sayıya yuvarlak olarak 1018 saniye diyebiliriz. Bu iki sayıyı çarparsak 1090 x 1018 = 10108 eder. Bu sayı, evrendeki her bir proton, nötron, elektron ve foton; evrenin her saniyesi bir deneme yapmış olsalar, oluşacak toplam deneme sayısıdır.” (s. 439-440)

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!