Genetik-Klon-Stem Cell

159

Bir sürü mefhumu izah etmeden son birkaç yılın moda mevzuunu kavramak zordur. Gelin bu kavramları irdeleyelim.

Parthenogenesis: Kavram yunanca. Parthena: Bâkire [Bartın şehrinin ismi de buradan mülhem]-Yenesis: Oluş, tekvin. Döllenmemiş dişi gametin gelişimi vasıtasıyla üreme. Genelde, aşağı seviyedeki nebat ve omurgasız hayvanlarda rastlanan bir hadise.

Gamet: Kavram yunanca, (Gamôs: Düğün, Gamoto: Cima etmek). Olgunlaşmış erkek ya da dişi üretim hücresi (diger deyişle sperm veya ovum-yumurta). Haploid kromozom demeti (düzeni) ihtiva eder. İnsan için bu rakam 23’tür.

Döllenme (Fertilization): Eril ve dişil gametlerin (sperm-ovum) birleşmesi. Bitkilerdeki polenleşme (pollination- Gonimopiisis)in muadili.

Ùreme (Reproduction): Türlerin devamı için, seksüel (cinsî münâsebet yoluyla) ya da hücre kopuşması, hücre bölünmesi, spor oluşumuyla veya polenleşmeyle yahut parthenogenesis yoluyla birleşmek suretiyle gerçekleşir.

Otozom (Aftosoma, Autosome): Kavram yunanca, Afto: Kendi, kendinin-Soma: Beden, vücud, cisim (Beden’e ait olan, cinsiyetle ilgisi olmayan mânâsına). İlk kez 1906 yılında Montgomery tarafından genetik bilimi terimi olarak kullanıldı. Seks (cinsiyet) belirlemesi dışında olarak kromozom için kullanıldı. Diploid insan genomu 46 kromozom ihtiva eder. 22 çifti otozom ve bir (1) çift seks (cinsiyet) kromozomu- X ve Y kromozomları).

Kromozom: (Chromosome, Hromosoma): Kavram yunanca. Hrôma: Rrenk-Soma: Beden, vücud, cisim (cik). Renkli cisimcik mânâsına. Terim, ilk defa 1888 yılında Waldeyer tarafından, hücre çekirdeginin içindeki bireysel lifler (iplikçikler) için kullanıldı. Bu, hücrelerin kendi kendilerine katlanmasını (artmasını) saglayan genetik yapılar olup hücresel DNA’yı hâvîdirler. Prokaryotlar’da, kromosomal DNA dairevîdir ve bütün genom tek bir kromozomda taşınır. Ökaryortik (Eukaryotic) genomlar çok sayıda kromozomu hâvîdirler ki, bu kromozomlara baglanan DNA muhtelif protein tiplerini içerir.

Seks (cinsiyet) kromozomu (Heterochromosome): Bunlar X ve Y kromozomları olup ferdin cinsiyetini belirlerler. İnsanda dişi 2 adet ‘X’ kromozomuna (diploid hücre baglamında XX), Erkek bir ‘X’ ve bir ‘Y’ kromozomuna (diploid baglamda XY) sahiptir. İnsan karyotipinde, seks kromozomları 23. Kromozom çiftine tekâbül ederler.

Diploid: Kavram yunanca. [Diplasiazo: İki misline çıkarmak, ikiye katlamak, Diplono: Bir şeyi (örnegin bir kâğıdı) ikiye katlamak, Diploma: ikiye katlama. Diplomasi, diplomat vs. gibi kelimeler de aynı aileden]. İkiye katlanmış olan, çiftleyen anlamında. Genetik materyelin tüm demeti (düzenegi). Herbir cins demetinden (dişi-erkek) gelen birer kromozomun oluşturdugu kromozom çiftlerini içerir. Diploid insan genomu 46 kromozoma sahiptir.

Haploid: Kavram yunanca; Aplus: Sâde, yalın. Tekil (tekli) kromozom demeti. Sperm ve ovum’da mevcuddurlar. İnsan’da, üretim hücrelerinde 23 kromozom bulunur.

Poliploid: Kavram yunanca; Poli: çοk, ziyâde, bol, mebzul. 2 veya daha çok homolog kromozom demeti.

Gen (Gene, Gonidion): Kavram yunanca. Goniôs: Baba, Gonîs: Ebeveyn, ana-baba, gônos: Nesil, soy, evlat. [Türkçe’deki ‘Cins’ (Genos) kelimesi de bunlarla akraba]. Terim, ilmî mânâda ilk olarak Johannsen tarafından, ırsiyyet’in temel fizikî ve fonksiyonel (işlevsel) birimi mânâsına kullanıldı. Gen, protein veya RNA molekülü gibi özgün fonksiyonel ürünleri kodlayan özel kromozomlarda özel bir konumda yerleşmiş olan nükleotidler düzenidir.

Genom (Genome): Kavram yunanca ‘Gen’den mülhem. Her özgün organizmanın kromozomlarında mevcud olan bütün genetik materyel (içerik). Ölçüsü, temel çiftlerin toplam sayısına göredir. (Gen kitabı veya gen haritası olarak da ifâde edilebilir).

Allel (Allel): Kelime yunanca; Âli: Digerleri, ötekiler anlamında. Terim ilk olarak Bateson ve Saunders tarafından 1902 yılında, Mendelian ırsiyyet’te birbirine alternatif olan karakterler için kullanıldı. Günümüzde, bir genin 2 ya da daha fazla alternatif formu anlamında kullanılmaktadır. Haploid kromozom demetinde, özgün yerleşkesinde yalnızca tek bir allel mevcuddur. Diploid organizmalar belirli bir yerleşkede 2 allel ihtiva ederler. Her gen yerleşkesi için tek allel, her bir ebeveyn için ayrı olarak tevârus eder (örnegin, göz rengi yerleşkesi için, allel mavi veya kahverengide karar kılabilir). Alleller özdeş iseler organizma, gen baglamında homozigos’tur, eger alleller farklı iseler heterozigos’tur.

Klon (Clone): Kavram yunanca; ‘Kloni’: Dal, budak anlamında. Ortak bir atadan (cedden), aseksüel (cinsî birleşme olmaksızın) bölünme yoluyla türeyen bireyler (grubu) veya genetik olarak özdeş olan hücreler grubu. Aseksüel bir vetireyle meydana gelen bir birey genetik mânâda atasıyla (akrabalarıyla, ana-babasıyla) özdeştir. [Dikkat edilecek olursa, seksüel (birleşme yoluyla) üreyen bireyler atalarıyla (soy sopuyla) özdeş degildirler, klonlar ise özdeştirler yani tıpkıdırlar].

DNA klonu: plasmid ya da faj kromozomu gibi bir Molekül vektörünün arasına yerleşen DNA bölümü. Bilâhare katlanarak birçok özdeş (identique) kopya meydana getirir.

Klonlama (Cloning): Genetik olarak hepsi özdeş olan, tek bir atadan mütevellit hücre veya birey gruplarını aseksüel yoldan üretme süreci.

Yeniden birleştirici-harmanlayıcı DNA teknikleri (Recombinant DNA technique): Hücreden bagımsız sistem dahilinde (organizma ya da hücre dışı bir vasatta) DNA segmentlerini (parçalarını) birbirine baglamak için kullanılan prosedürler. Münasip şartlarda, özerk bir biçimde veya hücre kromozomuyla entegre olduktan sonra, harmanlayıcı DNA molekülü (parçacıgı) hücreye girebilir ve orada katlanabilir. Tek bir gen’den veya DNA parçasından çok sayıda kopya elde etmek için yürütülen DNA manipülasyonu (müdahale etme, oynama) DNA klonlaması olarak adlandırılabilir.

Deoksiribonükleik asid (Deoxyribonucleic Acid-DNA): Genetik bilgiyi kodlayan molekül. DNA çift iplikli (lifli) bir molekül olup temel çift ve nükleotid kuvvetleri tarafından taşınırlar. DNA’daki 4 nükleotid; Adenine-Guanine-Cytosine-Thymine, temel çiftleri içerirler. Tabiatta, temel çiftler sâdece Adenine ve Thymine ve Guanine ve Cytosine arasında oluşur. Böylece her tekli ipligin temel düzeni eşininkinden yola çıkılarak tesbit edilebilir.

Tümleyici DNA (Complementary DNA, cDNA): DNA, Elçi (messenger) RNA, (mRNA)dan sentezlenir ve genomik DNA serisini meydana getirir.

Ribonükleik Asid (Ribonucleic Acid): Hücrelerin sitoplazmalarında ve nucleuslar’ında (çekirdeklerinde) bulunan bir kimyevî madde. Protein sentezinde ve Hücre’deki diger kimyevî aktivitelerde çok önemli bir rol oynar. RNA’nın yapısı DNA’nınkine benzer. Birkaç tane RNA molekül zümresi mevcuddur; mRNA (elçi RNA), tRNA (transferRNA-taşıyıcıRNA, rRNA (ribosomalRNA) gibi.

Elçi RNA (messenger RNA [Ribonucleic asid], mRNA): cDNA veya protein sentezinde taslak rolü üstlenen RNA.

DNA serisi (seri oluş nizâmı): Temel çiftler’in (A-T, C-G vs.), bir genin, bir kromozomun veya bütün genomun izâfî nizamı.

Temel çift: 2 nitrojenik (purine veya pyrimidine) temel (Adenine ve Thymine veya Guanine ve Cytosine) zayıf Hidrojen baglarıyla taşınırlar. DNA’nın iki lifi temel çiftler arasındaki baglarla ve çift sarmal biçiminde taşınırlar.

Fizikî Harita: Irsiyyet dikkate alınmaksızın, genler gibi DNA üzerindeki kimliklendirilebilir (saptanabilir) nirengi noktalarının yerleşimlerini belirleyen harita. Nirengi noktaları, mahdut endonükleaz tanıma alanlarını, DNA serilerini ve kromozom bandlarını ihtiva eder. Mesâfe temel çiftler baglamında ölçülür. İnsan genomu için en alt-belirleme seviyesindeki fizikî harita, 24 farklı kromozom üzerindeki band örnekleridir. En üst-belirleme düzeyindeki fizikî harita ise, kromozomların bütün nükleotid serileri olacaktır.

Nükleotid (Nucleotide): DNA veya RNA’nın nitrojen temelli (DNA için; Adenine ve Guanin’de purine, Thymine ve Cytosine’de pyrimidine, RNA için; A ve G’nde purine, Uracile ve Cytosine’de pyrimidine), fosfat moleküllü ve şeker moleküllü (DNA’da deoxyribose, RNA’da ribose) alt birimleri. Binlerce nükleotid bir DNA ya da RNA molekülü oluşturmak için hatlar oluştururlar.

Protein (Proteini): Kavram yunanca. Özgün bir nizam dahilinde bir veya daha çok Amino asid zincirinden müteşekkil geniş molekül. Nizam, protein için gen kodlama dahilinde nükleotid temellerinin serileriyle belirlenir. Proteinlere, vücud hücrelerinin, dokuların ve organların yapısında, işlevinde ve düzenlenmesinde ihtiyaç duyulur. Her proteinin tek bir fonksiyonu vardır. Meselâ, Hormonlar, enzimler ve antikorlar protein yapılı maddelerdir.

Karyotype (Karyotip): Birey kromozomlarının fotomikrografisi. Her kromozom tipinin şeklinin, ölçüsünün ve sayısının standart formatını gösterir.

Stem Cell: Kök-tohum hücre. Stem cell özelleşmiş hücrelere soy veren hücre(ler)dir. İnsan gelişim vetiresinin en ünemli hücreleridir. İnsanın gelişimi, spermin yumurtayı (ovum’u) döllemesiyle başlar. Ortaya çıkan (yaratılmış) olan ‘tek’ hücre bütün organizmanın (insanın) potansiyelidir. Bu mahluk (döllenmiş) yumurta ‘totipotent’dir (yani bütün potansiyele sahiptir). Döllenmeden birkaç saat sonra, özdeş totipotent hücrelere bölünür. Bu demektir ki, bu hücrelerden herhangi biri rahime yerleştirilirse, fetus (cenin) içinde gelişme potansiyeline sahiptir, hiçbir zorluk çekmez. Özdeş ikizler, iki totipotent hücrenin ayrılması suretiyle iki birey ve genetik mânâda özdeş varlıklar olarak gelişirler. Döllenmey izleyen yaklaşık 4 gün sonra ve birkaç kez hücre bölünmesini müteakip, bu totipotent hücreler özelleşmeye, blastokist adı verilen içbükey hücre küreleri oluşturmaya başlarlar. Blastokist’in bir dış katman bir de iç katman (kovuk) hücreleri vardır. İç katman hücrelerine, ‘iç hücre kütlesi’ adı verilir.

Dış katman hücreleri plasenthayı ve cenin gelişimi için gerekli olan diger destek dokularını oluştururlar. İç kütle hücreleri ‘teorik’ olarak insan vücudunun tüm dokularını oluştururlar. Bu iç kütle hücreleri her tipten vücud hücrelerini meydana getirebilmelerine ragmen, bir organizma oluşturamazlar zira rahim içi gelişimi saglayacak olan gerekli destek dokularını ve placentha’ya (etene) kök-soy verme yeteneginde degillerdir. Bu iç kütle hücreleri ‘pluripotent’ (çok potansiyelli) hücrelerdir. Yani, birçok hücreye soy verebilirler ancak fötal (ceninsel) gelişim için gerekli olan bütün hücre tiplerine soy veremezler. Çünkü potansiyelleri total degildir (totipotent degildirler). Eger rahim içine yerleştirilirlerse cenin içinde gelişemezler.

Pluripotent hücreler, stem cell’ler içinde nitel sıçramalarla daha da özelleşirler özel fonksiyonlu hücreler ortaya çıkar. Örnegin, erithrositlere (alyuvarlar), lökositlere (akyuvarlar) ve thrombositlere (pıhtı hücreleri) soy veren Kan kök hücreleri (blood stem cells). İşte bu ileri derecede özelleşmiş kök-soy hücrelere ‘multipotent’ (hayli potansiyelli, çok potansiyelli) hücreler denir.

Multipotent stem cells çocuklarda ve ergenlerde de bulunur. Şu âna kadar üzerinde en çok çalışılan ve ilerleme kaydedilen stem hücreler, Kan stem hücreleridir. Kan stem hücreleri her çocuk ve ergen’in kemik iliginde bulunurlar, çok az miktarda da kan dolaşımına katılırlar. Kan stem hücreleri, kan hücrelerinin temininde ve sürekli bir biçimde yenilenmelerinde kritik bir rol oynarlar. Bir insan kan stem hücresi olmaksızın hayatını idâme ettiremez.

Pluripotent stem hücreler nereden yalıtılıyorlar?

Günümüzde, insan pluripotent hücre dizileri hayvan modelleri üzerindeki çalışmalarla geliştiriliyor. Birinci metodda, pluripotent stem hücreleri, insan embryosunun iç kütle hücrelerinden, blastokist evresindeyken direkt olarak tecrid edilirler. Bu embryolar, kliniklerdeki IVF (In Vitro Fertilization-Tüp içi, cam içi döllenme) embryolardır. Bunlar genelde kısırlık tedâvi klinikleridir. Bu embryolar, araştırma amaçlı degil, üreme amaçlıdır. İkinci metodda ise, pluripotent stem hücreleri, sonlandırılmış gebeliklerden, cenin dokularından elde edilirler. İzole edilen bu hücreler, cenin’in, testisleri (husyeleri) ve yumurtalıkları oluşturmaya yönlenen bölümlerinden elde edilir.

Bu çalışmadaki en temel amaç, hücre özelleşmesiyle nihâyetlenen, hücre karar-yapım vetiresine katılan faktörlerin tesbitidir. Bu sürecin merkezi, genler’in kapanması veya açılması olayıdır. Fakat hakkında çok az şey bilinen mevzu ise; bu genler’in karar-yapım’ına ve onların açılmasına ya da kapanmasına neden olanın ne oldugudur. Hattâ bu konuda hiçbirşey bilinmiyor dersek abartılı sayılmaz. Ancak, kanserler, dogumsal arazlar gibi patolojilerin anormal hücre özelleşmesi (sürecine) ve anormal hücre bölünmelerine baglı oldugu büyük ihtimalle biliniyor. Bu da bir teselli vesilesi olmaktan ileri gitmiyor.

En son araştırmalarda, NSC (Neural Stem Cells-Sinir sistemi stem hücreleri) klonları, cenin telensefalon’undan (uçbeyin) alınıp fareye ekilmiş ve orada gelişebilmiştir.

Yukarıda genetik ilminin en önemli (temel) mefhumlarını tanımladık. Bütün araştırmalar bu çerçevede yürüyor. Ancak ‘baba’ sualin cevabı ortada yok: Neden ‘Totipotent’ (Bütün potransiyelli) yumurta hücresinin yani ilk hücrenin nitelikleri tamamen ‘pluripotent’ veya ‘multipotent’ hücrelere aktarılmıyor yani neden ileri evrelerde, bazı potansiyeller ortadan kalkıyor daha dogrusu gizleniyor. Meşhur totipotent hücre, şifreyi yapıyor, genleri âçıyor (veya kapıyor) ve o şifre mezara kadar degişmiyor. Bir hataya düşülmemesi açısından ifâde etmekte faide var: Dolly veya diger kopyalar totipotent degil, pluripotent bazdadır. Yani koyundaki pluripotent hücrelerden yola çıkılarak üretilmişlerdir. Bu nüans (ince fark. İsterseniz uçurum da diyebilirsiniz) işin bizatihî sırrıdır: Yaratma ile üretme arasındaki fark!!!

Tüp bebek (in vitro fertilization-cam içi, tüp içi dölleme) olayı ise yukarıdaki hadiseye göre çok daha ilkel, eski ve sıradan bir metod olup, bir ilmî devrim olmaktan ziyâde ilmî bir nitel sıçrama olarak kabul edilebilir. Ortada bir sperm ya da ovum (totipotence) yaratma! hadisesi yoktur, mevcut spermden veya ovumdan yola çıkarak bir üretme! vardır.

Bu ‘totipotent’ hücreyi ‘Pandora’nın kutusu’na veya Muhyiddin-i Arabî hazretlerinin bahsettigi ‘hazine sandıgına’ benzetebiliriz. Bu kutu Batı-Batıcı bilim tarafından zorlanıyor fakat dikey ilerlemlerden ziyâde yatay ilerlemelerle tatmin saglanıyor. Gen mühendisligi, biyoteknoloji, Dolly, erkegin veya kadının kendi kendine dogurma teorileri, tüp bebek, mutant türler (bazı köpek türleri gibi), mavi domatesler, karanlıkta parlayan fosforlu fareler vs. gibi bir sürü tabiata meydana okuma hikâyeleri yatay ilerlemelerdir ve en az 80 yıllık bir geçmişe dayanırlar. Dikey sıçrama, kıyâmetin kapısının, herşeyin herşeye karışmasının başlangıcı olur. Bu noktada, Yeni gelin misâli genetige sarılıp Allah’la boy ölçüşmeye kalkanların, Mavi Sakal’ın karısının hikâyesini, Atina kralı Cecrops ve 3 kızı ile ucube Erihtonios’un meselini, Beydeba’nın Kelile ve Dimne’sindeki hayaları mengeneye sıkışan maymunun hikâyesini, Hz. Davud’un Sandığı olayını iyi okumaları gerekir.

Bunca genetik-ilmî mugalatadan sonra, son tecridi koyalım: İster hazine sandıgı diyelim, ister esoterik veya eksoterik sır, ister Pandora’nın kutusu ister Davud’un sandıgı, ister Athena’nın sepetindeki ucube Erihtonios diyelim ister mutant köpekler ya da başka birşey ve en son terminolojiyle ‘Totipotent’ hücre, hepsinin üzerinde Allah’ın tugrasından gayrı hiçbirşey mevcud degildir ve O murad etmedigi sürece-nâçizâne fikrim etmeyeceği yönündedir-Totipotent hücreye uzanan eller kırılacaktır.

N.B: Bayraktar da, ‘Totipotent’ sandıgını açmaya çalışanların tetikçiliğini yapmaya kalkmakta, ‘Apotent’ (Potansiyelsiz) mevcudiyetiyle Hz. Meryem’le ‘Terliksi Hayvan’ı aynı kefede değerlendirmeye meyletmektedir. Ama bilmiyor ki, o sandığın enerjisi bu ‘tefsirci Ofli Hoca’yi terliklerin altında ezilmeye mahkum edecektir. Vesselam.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!