İBDA Külliyatı, Kelimeler ve Ebced’e Dair – 2

0
73

İBDA Külliyatı “neye vesile olur” gibi bir soru sorulduğunda hemen şu söylenebilir: İBDA, bize eşya ve hâdiseyi yorumlamayı, tevil ve tâbiri öğretir; bunun ilmini sunar, bu melekeyi kazandırır diyebiliriz. Yâni gerçek hayatı, hayatın hakikatinin aranmasını ve dolayısıyla bunu yaşamayı öğretir. Her ne kadar çok şey bilinse de, bunları merkezî bir bütün içine oturtamadığımız zaman, son tecritte beklenen faydayı görmek mümkün olamıyor. Aslı-esasında şu hikmet: “Çok şey bilinebilir ama gerekli olan bilinmiyorsa, hiçbirinin anlamı kalmaz!” [1] İBDA-“Teorik dil alanı” bunun için oluşturuldu diyebiliriz; gerekli olanı bilmek ve göstermek için… Ve tabiî ki aynı ânda İSLÂM’ı öğretir; mücerred fikre yönlendirir, anlayışı yeniler ve kendi diyalektiğini öğretir. Muhatabı için sonsuzluk hissi galibtir; nihayetinde bunu derinden hissettiren telkinci bir İBDA Külliyatı denizindeyiz.

“Kedûret” zamanının fikir gemisi, “kurtuluş” gemisi; hikmetler, yüksek fikirler, teşbihler, terkibler, tedailer, mecazlar, sayılar-ebcedler dünyası ile birlikte bir mânâ ve hakikat denizi… (Kurkur: Büyük gemi. “Deve. Nefs”: 606” [2]) Ve üzerinde bulunduğumuz işin dünyası (dili ve zamanı) içindeyiz. Nihayetinde bu hayatta herkes (bir şekilde) kendi dünya görüşünü tüttürüyor, kendi dünyasını yaşıyor. Fizik ilminde, dolayısıyla matematikte, bunu “izafiyet teorisi” kaynaklı görebiliriz. Bu ilimlerde, bunu bir şekilde ve kendilerine has bir dil ile dile getirmekteler. “Bilginin bilene var olması”, onu işleyebilene açık mânâsıyla beraber, topyekûn “Büyük Doğu-İBDA” fikriyatı “sabıkûn” vasfıyla zaman ve âlemimizi her alanda işlemektedir.

İBDA başlı başına bir zaman, iş ve dil örgüsü; zamanını koklayan ve yakalayıcı üslûbuyla bir şey anlatırken çok şey anlatma, her şeyi usûlüne uygun anlatabilme metoduyla gerekli olan… Ve Büyük Doğu’yu anlayabildiğimiz tek mihrak… Böyle bir girişten sonra, hedef ve muradımızı ve var olan tüm çabaları istikâmetlendiren, yerini ve mahiyetini belirleyen ve kıymet biçen, muhtevasıyla iş sahasını gösteren, Külliyat’ın en can alıcı yerlerinden biri ile merkezî ve temel bir iktibas ile başlayalım:

“Herkes şunu içine sindirmelidir: Bir şeyi ortaya koymak kadar, onu yaygınlaştırmak, onunla bir mevzuya sarkmak, onu davranış hâlinde kendine mâletmek ve onu kafalarda billurlaştırma mânâsına tahkim etmek de “birşey” yapmaktır. Bir şey yapmış olanı silmek ve onun “gibi”si olmak değil… Bunun örneklerini “Üstad” gibi olmak ve “Üstad”a karşı duyulan kıskançlıkla onun yerini almak isteği şeklinde gördük. Şimdi aynı tavır “Büyük Zuhur”umuzun mânâsı etrafındaki “mırmır”larda…

Oysa, en iyi taklit bile en kötü orijinden daha kötüdür; kaldı ki, her insan kendine has keyfiyetiyle dünyaya gelir ve insan memuriyeti olarak herkesin “misyon”u vardır… Meşhur hikmet:

-“Dünya bir tiyatrodur, kimine reisicumhur rolü düşmüştür, kimine çöpçü; ve rolünü en iyi yapan alkışlanır!”

O hâlde mesele, ruhun derinliklerinden gelecek bir İbda aşkıyla “mânâmızı” kendi öz keyfiyetimiz içinde pırıldatmaktır; değişik mevzulara sarkarak, davranış olarak, yaygınlaştırma faaliyetlerinde bulunarak vesaire… Nihayet sonun sonunda her fikir doğrularıyla “Mutlak Fikir” içinde fâni ve her davranış ve faaliyet onun için değil midir?.. Böyle hareket etmekle gerçekleşecek olan bizzat kendi varlığımız değil midir?..” [3]

Geçen yazıda, “Kes: İnsan” kelimesini ve özellikle 80 ebced değerine, yâni 1980 tarihine dikkat çekerek kullanmış ve bunu “Heylele: 80: “Lâ ilâhe illallah” demek” ile bağlamıştık; dünya ve dünyaya geliş amacımızı işaretlemiş olarak…

Kes: İnsan: 80… Kesan: İnsanlar. Adamlar. Kişiler: En büyük ebcedi 1923…  Semanin: 80. Seksen: Büyük ebcedi 925. En büyük ebcedi 3188= 1190… Nefs: 190… Kesel: Tembellik. Uyuşukluk. Yorgunluk. Ağırlık: 110, büyük ebcedi 292… İns: İnsan: 111, en büyük ebcedi 1293. (1923’e dikkat!)… İçinde bulunduğumuz çağı “cem-i ezdad” olarak nitelersek sanırım yanlış olmaz. Bunu her yönden hak ediyor zira… “Cem-i ezdad: Birbirine zıd olan şeylerin bir arada bulunması: 923.”(*)… Cem-i ezdad: Büyük ebcedi 371; zıtların birliği ve toplaşması zaman ve mekân birliği bahsine doğru bir yerde sayılar çerçevesi izinde görünen bir mânâ olarak diyebiliriz ki, İBDA çağına ve medeniyetine doğru yuvarlanıyoruz: İBDA: Büyük ebcedi 371… Müceddid: Anlayışı yenileyen: En büyük ebcedi 1924= 2923… Hıdr: Mani, engel. Perde, hâil: En büyük ebcedi 1292… İnsan: Büyük ebcedi 554, en büyük ebcedi 2066… Kaptan: 554… ALLAH: 66…

“İslâma Muhatap Anlayış”: 1151= 152… Din: 64, büyük ebcedi 152… “Arvasî”: En büyük ebcedi 2088= 90. (Üçışık?)… Kes: İnsan, kişi: Büyük ebcedi 221, en küçük ebcedi 1150= 151… Bedene: Kurbanlık deve: Büyük ebcedi 150… Müslüman: 221… Kebud: Mavi. Gök rengi: Büyük ebcedi 152, en büyük ebcedi 1984 (2983?)… Mavi Bayrak: 371, en büyük ebcedi 3147= 150… “Mavi ışık”?.. Behrem: Kırmızı gül. Kısa boylu kimse: En büyük ebcedi 2151, büyük ebcedi 300… Üç yüz: Üç çehre: Üç Kusto?.. (Işığın saniyedeki hızı takriben 300 milyon metre, diğer deyişle 300 bin kilometre… Te’lif?.. 521; rakamlara dikkat çekelim!)… Münir: Nurlandıran, ışık veren, ziyâ veren: 300… Sadr: Oturulacak yerlerin en iyisi. Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi. Kalb, göğüs, ön. Rücu: En büyük ebcedi 1370= 371… Her-câ: Her yer: Büyük ebcedi 371… Fikr: 300…Sidr (kelime TG-5, 181’de): Tembel kimse. Bir deniz adı. Arabistan kirazları: En büyük ebcedi 1300… “Işık, hız, 300 bin”: 300+1= 301… Huz: “Al” emri. Al: 1300= 301, büyük ebcedi 1302, en büyükü 691… Salih: Karayılan: 691… Miran: Beyler: En küçük ebcedi 25, büyük ebcedi 519, en büyük ebcedi 1665= 666… Şeriat: En büyük ebcedi 2666… Engürek: Gözbebeği: En büyük ebcedi 3000… Maâlî (kelime TG-5, 298’de): Yüksek fikirler: 151… Vuu’: Tilki: 1(151), en büyük ebcedi 1314, büyük ebcedi 286… (Füvr: Geyik: 286)… Fürug: Işık. Ziyâ. Aydınlık. Nur: 1286, en büyük ebcedi 1729= 730… Mahiyat: Mahiyetler. Esaslar. Hakikatler. İç yüzleri: Büyük ebcedi 730.

  • Tatbik: Yakıştırmak. Yerine getirmek. Karşılaştırmak. Bir kaide, kanun veya hükmü yerine getirmek. Kıyas ve tahmin etmek. Benzetme, uydurma: 521. Büyük ebcedi 606. En büyük ebcedi 2088… Tilki Günlüğü: 606.
  • Cemh: Sür’at yapmak, hız yapmak. Huruç etmek, çıkmak: 51, en küçük ebcedi 15, büyük ebcedi 152… Cemmaz: Hızlı giden: 51, en küçük ebcedi 15, en büyük ebcedi 1518= 519… Ansiklopedik lûgatta ne çok “hız ve sürat” ile ilgili kelime var, “deve” ile ilgili olanlarla yarışabilecek kadar çok!..
  • “Mirzabeyoğlu: 1302”(*); büyük ebcedi 582, en büyük ebcedi de 4302’dir… Kıtt: Nasib, hisse. Kitap ve kâğıt. Erkek kedi: En büyük ebcedi 582… “Haytel: Kedi… Heytal: Tilki…”(*)
  • Künam: Kuş yuvası. Hayvan ini. İnsanını rahat edip dinlenceği yer. (Kafes, dünya): 111. En küçük ebcedi 15. Büyük ebcedi 408… “B.D.-İBDA: 15”; (*, S.M.)… Düş: Omuz. Ketif. Dün gece. Rüyâ âlemi: Büyük ebcedi 408… “Ölüm Odası-Giriş”in başındaki “muhabbet kuşu” tasviri akla geliyor. Ve Tilki Günlüğü-6 “Muhabbet Kuşu” başlıklı gün… O başlıktan bir kelime, Muhît: İhâta eden. Etrafını kuşatan, çeviren. Etraf, çevre. Büyük deniz. Okyanus. Büyük âlim. (Mütefekkir?): En büyük ebcedi 2049= 51… Müceddid: 51, en küçük ebcedi 15… “HULEFA-i Mehdiyyin”(*): En küçük ebcedi 51, en büyük ebcedi 5505= 510… Sünnet: 510… (Çok daha fazla bilgi için 510 vahidinde Furkan’a bakılmalı.) Böylesi bir bakışta rahatlık yerinin ne olduğu sanırım ortaya çıkıyor. Mümessil: Vekâlet eden. Bir şahsı, bir topluluğu veya manevî bir şahsiyeti temsil eden. Benzeten. Kitap bastıran. Vekil. Rol temsil eden. Aktör: En büyük ebcedi 2503= 505.
  • Adv: Yelmek. Seyirtmek. Hazırlamak: 80, büyük ebcedi 178, en büyük ebcedi 935… Fahs: Bir şeyin içyüzünü araştırma, aslını tetkik etme. Ayırtmak. Bahsetmek. Seyirtmek. Sıçramak: 178, büyük ebcedi 185… ABDÜLHAKÎM: 185… (“Koltuğu”?(*))… İnkılâb: Başka bir tarza değişme. Bir hâlden diğer bir hâle geçme. Başka türlü olma. Altüst olma: 184, en büyük ebcedi 2534= 536… “Yürüyen El”: Büyük ebcedi 537… “Ölüm Odası”: En büyük ebcedi 5179= 184… Teakub: Birbirinin ardınca olmak, peşinde olmak. Bir nesneyi çoğaltmak: En büyük ebcedi 1183= 184… “Yürüyen El”: En küçük ebcedi 49: (Mehd)… 1987’de çizilen, saf fikirden süzülme, mücerret resmin zirvesi bir form… Dikkat edilirse, resmin “başı” eksiktir!.. Bilmeyenler için söyleyelim: Resim son tecritte -(veya ilk)- Allah Resûlü’nü temsil eder; ve gölgesi, İBDA (zamanı)… “ENGARE”… Güzâre: Rüyâ tâbir etme, düş yorma: En büyük ebcedi 1987… “M. Derviş Muhammed”: Büyük ebcedi 986.

“Yine Ahmet Yüksel Berkî’nin buluşu olarak bildireyim: “Engare”, ebced hesabında “Kafa Kâğıdım”a denk geliyor!”[4]

Şedde (kelime, TG-6, 398’de.): Seyirtmek. Yürümekle şiddet göstermek. Bir şeyi kuvvetlendirmek, sağlamlaştırmak: En büyük ebcedi 2060= 62.

  • Yazının amacı hem kendimiz için hem de etraf için üzerinde bulunduğumuz işi, İBDA dünya görüş ve fikrimizi (kendimiz için) doğrulamayı sürdürmek. Ne idi bu?.. İBDA, çağın fikri; bütün zıtlıklara ve olumsuzluklara hattâ bütün engellemelere rağmen beklenen “Mütefekkir” kaydıyla, tek ve yek olarak zamanı bütünleştirip tamimleştir memuriyeti ve cehdi. Mutlak Fikir’e tâbi; Halife fikir!.. Biz de bunu anlamakla yükümlüyüz.

Beva’: Benzer, beraber, eş, denk. Hazır etmek. Doğrulanmak. Nüzul etmek, inmek: Büyük ebcedi 238= 1237… Deman(i): Ters, terslik… Dimne (kelime, TG-4, 229’da.): Tilki. Süprüntülük, mezbele: Büyük ebcedi 237, en küçük ebcedi 15… Dem’an: İçi iyice dolmuş olan. Ağız ağıza dolu kap. (VAKTİ GELMİŞ OLAN?): 165… “Ölüm Odası”: 82+83= 165… Dünya; bu ifâde edişe göre bir ölüm odası değil mi?.. Dünya: 65, büyük ebcedi 263… “İslâma Muhatap Anlayış”: En küçük ebcedi 65… “Büyük Doğu”: En büyük ebcedi 4065, en büyük ebcedi 1262= 263… Dünyamızın, neyin doğrulanması olduğu açıkça şu tevafuklar bize gösteriyor sanırım.

Deman: Vakit, zaman. Ân. Heyecanlı. Hiddetli, hiddete kapılmış. Bağırıp çağırma, feryat, figân. Heybetli, güçlü, kuvvetli, azametli, cesim: Büyük ebcedi 342… “M. Derviş Muhammed” (En büyük ebcedle): 1891+2897+1550= 6338= 2342.

  • “İslâma Muhatap Anlayış”: En büyük ebcedi 8076… Dimne: En büyük ebcedi 2076…
  • Bu yazımızdan itibaren “Başlıklar” kullanacağız. Yine, hassaten İBDA Külliyatını tanıtıcı ve inceleyici bir çizgide olmayı hedefliyoruz. İçinde bulunduğumuz Mart ayını ve Receb-(Allah’ın Ayı) zamandaşlığını ve “Yürüyen El”, “savaş”, “hız-hızlılık”, “kırmızı-gül”, “ezdad” kavramlarını (idelerini) sıkça ele alıp inceleyeceğiz. Yazıda bu kavramlar ana dayanak noktalarımız… “Mart”; bir “yürüyüş” idesi, düzeni ve noktası, hâli ve tavrı, hattâ oluş iş -zamanı – (“Büyük Doğu”; İslâma muhatap anlayış’ın kendisi)-, gibi mânâlara akıyor Kusto Lûgatı’nda… Ve yine ilk yazımızda olduğu gibi, ebcedlerle ve ebcedlerin hüküm sürdüğü kelimelerle beraberiz. Mânâlara bir limit hâli ve limitimiz ile yaklaşmaya çalışacağız. Anladığımızı anlatmaya cür’et edeceğiz. Ebced ve iştikakı, şudur veya budur nevîinden klâsik tarif ve tanıtımlar yerine, “iş içinde eğitim” düsturunca hâdise ve mânâları gücümüz yettiğince öbekleştirerek anlatmaya çalışacağız. Fenomenolojik usulün aslının getirdiği ve işlettiği, yapabildiğimiz kadar, içyüz bilgisi, görüş ve anlayışıyla çalışmaya gayret edeceğiz.
  • Cezm (kelime TG-5, 518’de): Her nesnenin aslı. Ağacın kökü. Kesmek, kat’: En küçük ebcedi 17, büyük ebcedi 844… Kavvas: Oklu asker. Okçu. Ok imâl eden kimse: En küçük ebcedi 17… Mart: En küçük ebcedi 17… Dünya: En küçük ebcedi 17… Her-câ: Her yer: En küçük ebcedi 17… Berzah: İki âlemin arası. Kabir. Dünya ile ahiret arası. Perde. Sıkıntılı yer. İki yer arasındaki geçit. Mania, engel. (Takdim?..): Büyük ebcedi 813, en küçük ebcedi 17… “Derviş Muhammed”(*): Büyük ebcedi 844… (Not: Yazıda sıklıkla geçecek olan “(TG-rakam)” ifâdesiyle “Tilki Günlüğü ve cilt sayısı” kastedilmektedir.)… Cezm, “her nesnenin aslı”; eşyanın hakikati meselesi… Allah Resûlü’nün duası: “Yarabbi, bana eşyanın hakikatini olduğu gibi göster!”(*)

17; yazının sonuna atıf!..

  • “Takdim yazımın verilişinin üzerinden 17 sene sonra nasibimde uyuyan TELEGRAM’ın ortaya çıkması, geleceği keşfin çok az velide olması bakımında TAKDİM yazımın hangi kaynaktan verildiğine dikkat!” [5] ve aynı eserin aynı sayfadan: “İCTİSAS-Ağacı kökünden söküp çıkarmak. Bir meseleyi kökünden halletmek. Aslına irca. Berzah.”… Berzah’ı bir “elif” artısıyla hesaplarsanız, büyük ebcedi 924’den 1923 olur ve yine en büyük ebcedi 1775 eder. Mütefekkirîn: Mütefekkirler: En büyük ebcedi 3771= 774… Berzah: En büyük ebcedi 1762= 763… Farsça, Fikir-pişe: Fikirsiz duramayan, fikre alışmış. (MÜTEFEKKİR?): 617. Büyük ebcedi ise 763… “Kendinden Zuhur”: 1616= 617.
  • Ve şu üç paylaşımı yapalım:

“Husserl’in fenomenolojisinin göz önünde bulundurduğu fenomenler ise, MAHİYET fenomenleridir. “Mahiyet” fenomenleri, “reel-dış gerçeklik” karakteri taşımayan fenomenlerdir. “Mahiyet” fenomeninin özelliği “refleksiyonlu-tenkidî” bir tavra, “fenemonolojik tavra” dayanmasıdır. Bu tavır, ilerde görebileceğimiz gibi, tabiî tavırdan çok farklıdır; onun tamamiyle zıddıdır ve öğrenilmesi ve alışılması gerekir ki, aksi takdirde her zaman fenomenolojik tavırdan alışkın bulunduğumuz tabiî tavra düşmek tehlikesi vardır. Husserl’e göre fenomenolojinin ortaya çıkması ve gelişmesinin gecikme sebebi budur. Fenomenolojik tavırla araştırmalarına başlayan fenomenoloji, hâdise bilgisi değil, “mahiyet” bilgisi elde etmeğe çalışır. (…) “Mahiyet” ilmi, sadece fenomenolojiye ait değildir; cebir, matematik, mantık ve geometri, fizik…” [6]

“Her şuur maksatlıdır; yani bir objeyi hedefler… Bu obje ise, bir iç hâli değil, mevcut bir varlıktır; işte fenomenolojik tahlil, bu hedeflemelerin tahlilinden ibarettir.” [7]

“Başkasının benini algılayışım, elbette orijinal bir idrak değildir; başkasının benini dolaylı olarak, onun vücudu dolayısıyla idrak etmekteyim ve bu onunla yakınlık kurma tecrübesiyle gerçekleştirilmiştir. Böylece onun benini, kendi benim gibi yaşamaya başlıyorum; ve kendi benimi hiçbir kuşkuya kapılmadan nasıl biliyorsam, başkasının benini de öylece bilmekteyim. Bu bilgi bana, tek başına yaşamadığımı öğretecektir; ben, “ego”sunun içinde kapanmış tek “ben” değilim ve fenomenolojik ego’nun uçsuz bucaksız sahasında başka benlerle birlikteyim. Artık fenomenolojik mânâda başkası benim için öylesine temel bir varlık olmuştur ki, onu kendimden ayıramam. Şimdi biliyorum ki, kendi benimin içinde bir yabancı yaşamaktadır, içimde başkaları var. Demek ki ben, onlarla birlikte, çevremle birlikte benim; dışta kendini bulmak, dışa bakarak iç’i ayarlamak gibi bir usulle, kendimi daha bir aydınlık görüyorum.” [8]

 

“AFRİN” ─ BAŞLANGIÇ  ─ ZAMAN ─ HIZ…

  • “Kişi, üzerinde bulunduğu işin zamanı içindedir!”(*)
  • İmâm Gazâlî… Gazâ-eli… Savaş eli… Gazel: Ceylan, geyik… Büyük insanların her şeyleri eşya ve hâdiseyi tâbire dair kullanılabilir. Onlar hayatın özüdürler. Büyükler fikrin kendisi olduklarından ve esas fikri en yukarıdan temsil ettiklerinden zamanın ruhuna da ışık olabilir ve temsil edebilirler; şimdiki zamanda yaşamasalar bile… Ayrıca biliyoruz ki, onlar ölü değiller, Kur’ân’ın tâbiriyle yaşıyorlar, fakat biz farkında değiliz. Bu çerçevede, bu büyük müceddid-imâmdan bahsetmemiz künyesi icâbı ve bu çerçevede iştikak ve ebced gereği… “Hüccet’ül İslâm” lâkablı… Hüccet: Senet. Vesika. Delil. Bir iddianın doğruluğunu isbat için gösterilen resmî evrak. Şâhid: Ebcedi 411 ve en küçük ebcedi 15’dir.
  • “İMAM-I HÜCCET: 493= 1492.” [9]… Katı’a (kelime TG-4, 155): Kesen. Kesici: 185. En büyük ebcedi 1492… ABDÜLHAKÎM: 185. En büyük ebcedi 4328= 332.
  • “Geyik” ile “Zaman”ı bir arada bulunduran enteresan bir kelime, AFUR: ZAMAN. Geyik… Geyik?.. Afrin?.. Aferin: Beğenmek, alkış, yaşa, Varol. Yaratan, yaratıcı… Aferna’: Arslan. Kuvvetli deve (“yük”, “ebced”, “nefs”, “el” tedaisiyle; Külliyattan mülhem.): 402, büyük ebcedi 740, en büyük ebcedi 2131= 1132… (Mütefekkir: 740.)… Kerr: Devlet: En büyük ebcedi 1132… İslâm: 132…

AFUR: Boz tüylü ve kısa boyunlu olan geyik. Zaman: 350… Afur: Belâ kasırgası… Afer: Toprak. Yer. ARZ. Ekin suladıkları vaktin evveli: 350… Muammer: Çok yaşamış. Ömür süren. Uzun ömürlü, bahtlı: 350: Karn: Zaman, devre. Asır: Büyük ebcedi 488. En büyük ebcedi 1309… Rakde: Uyku. Berzah: 309: Ruzname: Vakit cetveli, takvim. Günlük… Unab: Büyük burun. AKIL. Karın: En küçük ebcedi 15. Büyük ebcedi 350: Neab: Horoz ve karga gibi ötme. Karga yavrusu: Ebcedleri birebir aynı… (350; aşağı yukarı 1 senelik zamana tekâbül ediyor…) Afire: Komşusuna bir şey vermeyen kadın: 365. (1 senelik zaman.) Afreye: Horoz ibiği. İnsanın ense saçı. Davarın alın saçı: 365… Bir yıllık gün sayısı; hemen akla gelen de Tilki Günlüğü; tabiî bizim açımızdan… Asker: Er, nefer, leşker: 350… İhtiva’: Kendini AÇ bırakmak: Büyük ebcedi 1348= 349… Müsnid: Söyleyene isnad edilen söz. DEHR, zaman: Büyük ebcedi 351… Neberde: Savaşçı, muharib: Büyük ebcedi 351…

“İBDA Medeniyeti”… Hadaret: Bir şeyin yanında bulunmak. Huzur. Yakında olmak. Hazır etmek. Hazır olmak. Medeniyet: 1409= 410.

Afir: Çok kötü niyetli: 350… A’fer: Pek beyaz. Beyazı KIRMIZILIĞINA galip olan geyik: 351… Rîm: Beyaz geyik: En büyük ebcedi 1410: 411… Rimâ: Atmak (mermi vb.). Atışmak. Bırakmak… Bügeyg: Besili erkek geyik. Bir yerin adı. (Afrin?): En büyük ebcedi 1408= 409. (Rîm ve Rimâ; TG-5, 104’de.)… Kırmızıya, aşağıda temas edeceğiz. AFUR: Büyük ebcedi 412= 1411… Afrin’in ebcedi ise 410. (Ayn + fe + ra + ye + nun)… Allâme: Büyük ebcedi 408: Künam ve Düş; yukarıda geçmişti.

“Muammerîn: Muammerler. Uzun ömürlü kimseler: 410.”; (bkz: “Furkan”, S.M.)… “B.D-İBDA”: Büyük ebcedi 409… Şakî: Haydut. Yol kesen. Haylaz. Her çeşit günahı işleyebilen: 410… Aşem: Kuru ekmek:410… İhtizar: Huzura çıkmak. Hazır olmak. Can çekişmek. Hastanın ölüme hazır olması: 1410. Büyük ebcedi 1638… Muabbir: Rüyâ tâbir eden. Görülen rüyâlardan mânâ çıkaran: En büyük ebcedi 1638… Cibve(t): Toplamak. Cem etmek: 411.

Aruf: Uzun zaman ıztırab, elem çeken: 356… Bedene: Kurbanlık deve: En büyük ebcedi 2354: 356.

Afir: Güneşte kum üstünde kurutulan et… Müzga: Et parçası… Magazi(n): Gazâ hikâyeleri. Muharebeye âit hikâyeler. Savaşlar, muharebeler, gazâlar… Magazini şimdilerde günlük vıcık işlerin izlenmesi ve anlatılması mânâsına kullanıyorlar. Halbuki hiç de öyle değil!..

Nidre: Et parçası… Nahza: Et parçası… Hebre: Et parçası (TG-4, 161 ve 246’da.)… Fidre: Et parçası… KALB: 132: Et parçası… Kassam: Büyük et parçası… Lahme: Et parçası… Müz’a: Bir miktar et parçası… (Müz?.. Müzik?..)… Şeriha: Vücuttan kopmayarak ayrılmış olan et parçası. Et dilimi… (Şerh?..)… Neyy: Pişmemiş çiğ et. Devenin semiz olması: 60, (mânâ, TG-3 38’de, “Ölüm Haberi Getirmek” Tablo’sunun içinde.)… Savaştan ölüm haberi gelmek; ölüp de ölmemek… Neyt: Cenaze. Ölüm. Duâda tazarru etmek. Kalbin asılı olduğu damar. Derinliği adam boyu miktarı olan kuyu… Ney: Kâmil insan. Yokluk…

Savaş; yokluğa ve yok olmaya karşı bir duruş ve atılış, nihayetinde bulunduğu işin zamanında bir ölü, şehid olmak için. Allah için, 99 güzel ismi için…

  • Elvan (kelime TG-3, 367’de.): Renkler. Muhtelif görünüşler: 88. Büyük ebcedi 412= 1411… (İhtizar: 1411… Arvasî: En büyük ebcedi 2088… “İslâma Muhatab Anlayış”: Büyük ebcedi 2089)… VAN-ELİ… KUST-ELİ… 1411, Hicrî olarak 1991’e denk gelir. Nereden nereye, Kemalist rejimin İBDA’ya ilk operasyonu, işkence BAŞLANGICI (zaman)… “Panik Operasyonu”… Şu kadar sene sonra, Afrin vesilesiyle, artık operasyonların, kürevî güçlere emperyalizmin taşeronları vasıtasıyla Panik’leri geçekleştirenlere çekilmeye başlanmasına -(Allah büyük!)- şahit oluyoruz. Büyük bir savaş başladı. Panik: 83, en küçük ebcedi 23, büyük ebcedi 332’dir. “Ya Şeriat, Ya Ölüm” (sloganı): En küçük ebcedi 83 idi… “Mirzabeyoğlu: 332.”(*)… (Uyarı: Yazımızda, geçen sayıda da, (*) işaretini, “Külliyat’ta bir çok yerde geçmektedir.” mânâsına kullanıyoruz.)

Kef ve Sin… “Kes”e atıf… “KALM-Kesme, kat… KALMES-Ulu kişi. Zamanın babası”[10]…“Kalmes”: 230, en büyük ebcedi 1990= 991… “Ölüm Odası”: En büyük ebcedi 4230… Bu kelime ansiklopedik lûgatta görünüşü şöyle: Ulu kişi, seyyid.

Lahn (kelime, TG-4, 542’de.): Lûgat. Fetva. Lisân. Mefhum. Mânâ. Fehmeylemek. Meyl. Güzel ve kaideli ses. Nağme. Kaideye uymayan yanlış okuyuş. Usûlüne uygun okumak. Sadece muhatabın anlayacağı şekilde remizle söylemek: 88, en küçük ebcedi 16… “Din” kelimesinin de en küçüğü 16’dır.

  • “Abdülhakîm Koltuğu”: En küçük ebcedi 101… Kef’in büyük ebcedi 101’dir. Kürsî?.. Da’vâ Cetveli’nde; 111?.. İns: 111… (Not: Ledünn ilmine mahsus cetveller Mütefekkir’in “Erkam” isimli eserindedir.)
  • Yeri gelmişken kısaca müzik’e dokunalım… Güzel ve kaideli seslerin terkibi, insan yapımı: Müzik: En büyük ebcedi 2140= 142… 142?.. Müzik, müz’den geliyor. Derin düşünceye sebeb olup sevkeden, hayâl ettiren, hayâl… Sezgiyi harekete geçiren ruhîlik, hislendiren, tahassüsü uyandıran vesaire… Müz-K… Sondaki “Kef”, Muhiddin-i Arabî Hazretleri’nin “Harfler Cetveli”nde “Kürsî” ile belli, Eş-Şekür ism-i şerifiyle kayıtlı… Kürsî; yüksekçe yer, koltuk, vazife, merkez mânâlarından başka mevzuumuzla alâkalı olarak “Sahne-Manzara” görünüşleri sanırım düşünülebilir. O zaman da müzik sanatının icra ve san’at edildiği yer anlamına ulaşılmış olur. Dünyada bir sahne kabilinden ve oyuncuları (aktörler) insanlar olarak, herkes kendi dünya görüşünün şarkısını, bu eşsiz sahnede tüttürmekle meşgul… Gared: Güzel ses: En büyük ebcedi 891… Mehdî: Kurtarıcı şey: Büyük ebcedi 142. En büyük ebcedi 1891… Müzik; “sıkan, sıkıştıran”(*), güldürmeyen!.. “Dünya, bir mümin için çilesi çekilecek bir ibadet-varoluş mekânı…”[11]

Sahne: Manzara. Tiyatro oynandığı yer. Oyun yeri: En büyük ebcedi 2661… Sürat: Her nesnenin üstü ve ortası: 661… Hunya: Şarkı söyleme: 661, en büyük ebcedi 1860… (Şiir okuma?)… Sürh: Kırmızı, kızıl, ahmer. Kırmızı mürekkeb: 860… Sürha: Su yolu… Sürh: Seri nesne… İnşâd (kelime TG-6, 398’de.): Şiir okuma. Şiiri kaidesine uygun ahenk ile okuma. Sesini yükseltme. Arayıp soruşturma. Birisini hicvetme. Kayıp olan bir şeyi haber verme: En büyük ebcedi 2141= 1142…

Mezak: Sür’atli yürüyen deve: En büyük ebcedi 530… Me’zak: Dar yer… Mezak: Tatmak. Zevk tadacak yer. Damak. Zevk. Tat duyma… “Gusto: Eğlence. Zevk. Ağız tadı.”(*)

Sıbgatullah: En büyük ebcedi 4530= 2532… “YÜRÜYEN EL”: Büyük ebcedi 532…

  • “SIBGATULLAH: Allah’ın, dilediği tarz, mânevî renk, biçim ve şekilde yaratması. Allah’ın dini. İslâmî ahlâk ve karakteri halketmesi. Allah’ın boyası ile boyanmış. (Allah indinde din, İSLÂM’dır… İstesen de istemesen de teslimsin. HÜR irâdenle mesulsün. Menfilikler, iradenin aslında ve özünde değil, sırasında irâdeyi bile izâh ederken düşülen yanlışlıktadır. Bu mânâ, son tecritte her şey, MUTLAK İYİ – DOĞRU ve GÜZEL’e tahvil olur… SIBGA: Din. Boya… Her şey kendi nasibince Allah’ın boyasını taşır… Bu izâhı kâfir HÜR İRADE ile kabul ediyor mu? Hayır. Etse Müslüman olur. O zaman da, “Allah’ın boyası ile boyanma” tâbiri, Allah’ın rızası doğrultusunda olmaya İMÂN etmişler içindir. İş, ıstılah mânâsıyla haslara, “Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmışlara” mahsusa varır… “Allah’ın, birbirlerini tanısınlar diye ayrı tarz, renk, biçim ve şekilde yarattıklarının” ÜMMET birliği içinde görünüşü: SIBGATULLAH… Bu mânânın dünya görüşü, Büyük Doğu-İBDA’dır…” [12]
  • “Van eli tedâîsinden Marchel’e… March: Sert adımlarla ve aynı tempoda yürümek. Askerî yürüyüş. Marş; uygun adımda yürürken çalınan marş türü. Yılın üçüncü ayı olan Mart… Marchel; yürüyen el… El; il… İl: İbranice’de ilâh… Yürüyen ilâh… İlâhî yürüyüş… Mart eli… Marshell: Deniz kabuğu!..” [13]

Mart (Türkçe): Büyük ebcedi 803, en büyük ebcedi 1168= 169… KUSTO: 169… [13]’deki yerde-günde, “Tablo: Belge, Vesika”da “Veşik(a): Kuru et” mânâsı görünüyor; kelimenin büyük ebcedi 565 ve en büyük ebcedi 2164= 1165… (Not: 565 değeri için “Furkan”a bakınız.)… “Ölüm Odası: 165” idi… “Kuru Et” mânâsını yukarıda geçen “Afir”e ve “Vesika” ilgisindeki mânâsını da aşağıda geçecek olan “Tedliye”ye atıf olarak vermiş olalım. Veşk: Sür’at… Vakş: His. Hareket: 406… Vesak: Bağ. Rabıta. Yeminleşerek anlaşmak. Sözleşme yeri: 607… Isram: Derviş olmak: Büyük ebcedi 608= 1607; (mânâ, TG-3 73’de, “Tablo: Göz Kırpma”nın içinde.) Isram’ın ebcedi 332 olduğunu hemen belirtelim. “MİRZABEYOĞLU: 322: 332.”(*)… Beşk: Deve, SÜR’ATLE gitmek. Elbise dikmek. Yalan söylemek. İşe yaramaz olmak: 322…

Aynı yerden, “Vâridât: Marcel Proust”dan bir kelime, “Kavvas”: En büyük ebcedi 1045… “Ölüm Odası”: En küçük ebcedi 45’dir.

  • “(İngilizce, Flash: Işık… Flesh: Et.)… HAYYİR-Çok hayırlı: 810: MUTASARRIF-Tasarruf hakkı olan, tasarruf eden. (Ruh ve beden yoluyla idrak eden nefsimiz, bu ikisinin birbirinden alıcı verici olma kazancı neyse, öldükten sonra da yaşar.)… EZDAD-Zıtlar. (Cem-i ezdad: Birbirine zıd olan şeylerin bir arada bulunması: 923: Nakşî Necib Fazıl Kısakürek…” [14]

Mutasarrıf: En büyük ebcedi 2396… Şehâdet: En büyük ebcedi 2393= 395… Hadd-i zât: En büyük ebcedi 1396… Anlayabildiğimiz, nereden bakarsak bakalım sonsuz bir hayattayız aslında, ölüm burada bize geçici arizî bir hâl ve durak, sonsuzluğa nisbetle ufak ve tadılacak bir kesit… Bu arizîliği, iki âlem arasındaki kat’ı-kesikliği şehadetle birleştirebilirsek ne âlâ…

Ârızî: Muvakkat, geçici: 1081. Büyük ebcedi 1258… Mirza: 258… Bürhan: Delil. Hüccet, isbat vasıtası: 258…

Senh: Arız olmak: Büyük ebcedi 435= 1434… Kasus: Yalnız otlayan deve: Büyük ebcedi 434… Aslında yalnız yaşayan insan… Hakikat-i Ferdiyye makamı… Ve ölüm; mezarda yalnız… 434 ve 435; yazının sonuna atıf, sonuna bakınız!..

  • “1991’de bugün: Gayrettepe’deki işkencehanede 4. günüm.” (4 Şubat.)… Tilki Günlüğü’nden bu günün düşvârisinde bulunan İngilizce bir kelime “Earth: Dünya. Toprak. Kara. Yeryüzü. Tilki vs. ini. Elektriği toprağa bağlamak.”… Aynı günün Tablo’larından biri “Şehid Olmak”… Tablo’nun çözümlemesini aşağıdan takip edelim:

Şehid: Şâhid olan. Meşhude. Allah yolunda canını feda eden Müslüman. Allah’ın rızasına eren: (Büyük ebcedi 402, en büyük ebcedi 2635= 637. Ardışık değerli “İhtizar” yukarıda geçmişti…) Şehd: Bal… Şehadet: Şâhidlik. Bir şeyin doğruluğuna inanmak. Alâmet, işaret, iz. Allah rızası yolunda hayatını fedâ etmek. Din için muharebeden şehitlik… Şadihe: Alından buruna kadar olan beyazlık… Şah: Ağaç dalı. Budak. Boynuz. Karın. Su arkı. Alın… Şah: Ayıp… Şaha: Boyunduruk… Şah: Padişah. Bir yere hâkim olan zât. Sahip. Asıl, (asil)… Atın, ön ayaklarını yukarı kaldırarak durması… Şahane: Harika… Şahide: Mezar taşı. Mezara dikine dikilen ve üzerinde yazı ve çiçek motifi bulunan baş ve ayak taşları. Dilber, güzel… Şahid: Hazır.

Elektriği toprağa değil de insana bağlayınca işkence dediğimiz vaka ortaya çıkıyor. Ve “Telegram” direkt akla geliyor; yüzyılın işkence tezgâhı olarak. İnsana hâkim olma, boyunduruğu altına alma, tersinden harikalar durumu. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun üç ciltlik, devamı yazılmış ve yazılmakta olarak, bu işkencenin felsefesinin anlatıldığı “Ölüm Odası” eseri. Bizim de anlamaya çalıştığımız işkence hâdiseleri, ânlar ve buna dair mânâlar, kelimeler, iflâklar ve buna nisbetle oluşturulan özel bir dil ve kültür hamulesi baş eser… Bu eser üzerinde bir hayli meşgulüz.

  • Yukarıdan gelen bir irtibatla iştikak ve ebced ilgisine devam edelim: Şehidlik… Ölüm… Kabz: Kuşun süratle uçması… Şahşaha: Kuşun hızla uçması… Şahşah: Görevli, vazifeli: 616… Vav: 6-1-6… “Kendinden Zuhur”: Büyük ebcedi 1616… “Ölüm Odası”… “Şehâdet Eylemi?”…“Kusto”: En büyük ebcedi 2615= 1616… Kabet: Kederli ve ıztırablı olma: En küçük ebcedi 15, büyük ebcedi 616… Mel’: Seri seyir: En büyük ebcedi 1615… Nüub: Seri seyir: Büyük ebcedi 252, en büyük ebcedi 2028= 1029… KUMANDAN: 252… Aşen: Her nesnenin aslı ve kökü. Sözü kendi kanaatine göre söylemek: En büyük ebcedi 2029… Erdiş?.. 29?..
  • “Hız” deyince, meşhur X=v.t ve E=m.c2 formülleri akla geliyor. Dikkat edilirse, kartezyen formülde zaman(t) açık bir değişken iken, diğer formülde zaman değişkeni yoktur. Einstein’ın formülünde zaman gizli bir keyfiyettir, c’nin içinde mündemiçtir. Biri normal şartlar altında -(normal şart neyse, fakat pozitif ilimde çok kullanılır; yâni kendi vahit-küllü esprisi içinde, mevcut nizâmı bozucu olmamak, absürd olmayan bir hâl)- makûl hız çerçevesinde; diğeri ise bunun tersi sayılabilecek metafizik âlem telâkkisine bakan yönlü ve yüksek hızda çalışan iki formül. Yine, biri Öklit geometrisine nisbetli, diğeri ise Riemann geometrisine bakan veya görücü muhtevalı; kaba âlem ile ince âlem işi nevîinden… Einstein’a göre bir cismin kütlesi sabit değildi, enerjiye ve hızına göre bu kütle değişiyordu. Bu fikir-teori, hız artınca zaman ve kütle idrakının değiştiğini söylüyor. Zamanın içindeyken zaman üstü âleme-idraka akışı, süre mefhumunu işaretliyordu. Tıpkı uykudaki gibi, yataktayken başka âlemde-rüyâ âleminde olmanın, olabilmenin gerçeği ve hakikati. Demek ki, ruhî zamanı, ruhun zamanını pozitif ilim diliyle söylemenin bir formülü olmuş olur. Saf aklın saat zamanından başka bir değer ve keyfiyet. Üzerinde bulunduğu işin zamanı ve dünyasında yaşamak deyişli bir netice… İşin tuhaf veya hafif mizaca kaçan tarafı, böyle karmaşık bir mevzu için formülün çok sâde, hattâ aşırı sâde görünmesi, yâni aslı bu kadar sâde değil. Einstein özel izafiyetle, kütle ile enerjinin, hız ile arttığını-değiştiğini, -(özdeşlik veya denklemde doğru orantı var; E/m=k=sabit, burada sabitimiz hız olmuş oluyor. Dolayısıyla bu teori böyle yüksek bir hız için, -nümerik değer olarak, (normal şartlarda!) yüksek enerji ve büyük kütle gerektir)-, enerji ile maddenin hızın “oranına” nisbetle yekûnde korunduğunu ve birbirine dönüştüğünü ifâde etti. Buradan hareketle mekân-zaman algısının da değiştiğini… Yâni çok hızlanırsan kütlen de artar, enerjin de; bu da,“zamanüstü bir ânda” “her yerdelik”e doğru akan bir mânâyı empoze etmektedir…

Vav ve Cim; hız… Cu: Akarsu, ırmak, nehir, çay… Cu’: Açlık… Kaskas (bu kelime ve diğerleri TG-6, 261’de): AÇLIK. Sür’at yapan, hızla giden. Yol gösterici. Devenin yediği bir ot; (not: Eserin aynı yerinde “Gece” ve “Esselâm” ifâdeleri toplanmış durumda.)… Kaskase: Çok karanlık gece. Asâ, baston, sopa… Keskese: Söylerken “sin”i “kef”e tebdil edip, sin yerine kef okumak. Çabuk kesmek: 165… (Kes: İnsan)… “Ölüm Odası”: 165…

Öyle değil midir ki, gözünü kapatıp hayâl kurmaya başlarsakgidemiyeceğimiz, o ân burada-şurada olamayacağın bir yer yoktur. Bu “her yerdeliği” veren his ruhun kendisidir, kendisindendir. Ruh, bu içinde bulunduğumuz âleme nisbetle mekânsız vasıflı olduğundan gelen idrak, şuur ve ruhîlik… Hayâl: Fikir: Nefs: Ruh: Şuur: Şiir… Hayâl: En büyük ebcedi 2190… Nefs: 190…  Şa’r: Kıl. Saç. Ateş yakmak. Cenk koparmak, kavga çıkarmak.

İzafiyet ile “Keskese” kelimesini örtüştürürsek veya alâka kurmaya çalışırsak… Zamanı, mekâna; veya mekânı, zamana tebdil eylemek… “Sine: Ân. Bir lahzacık” mânâsına nisbetle de, söz konusu kelime çerçevesinde zamanı mekâna tebdil eylemek olarak bakabiliriz sanırım. “Kef” için zaten yukarıda vermiştik Şeyh-i Ekber Hazretleri’nden: Arş altı Kürsî makam. Arş en büyük cisim(*) idi…Demek ki, böylesi bir mücerretlilikle zamanı “Abdülhakîm Koltuğu”na oturtabilir veya bağlayabiliriz. Bu, dünya plânında, “Zaman” oraya bağlı demenin başka bir dille söylenişi olsa gerek… Şek(ü)r: 520: Derviş… O hâlde, bulunduğumuz zamanı temsil makamına “Abdülhakîm Koltuğu” vâridâtı feyzini koyabiliriz… İzâfiyet: Büyük ebcedi 1520… Keskese’nin en büyük ebcedi 3005’dir; 5?.. Büyük ebcedi ise 448’dir. “Derviş Muhammed”: En büyük ebcedi 4447= 3448… Geçen yazımızda dillendirmiştik: “İnsan, üzerinde bulunduğu işin dünyası içindedir!”

Cüst-ü cû (kelime TG-6, 158’de): Arayıp sorma, araştırma, arama: 478… Furkan’dan; Mütegazzil: Gazelhan. Gazel yazan: 1477= 478… Kelimenin en büyük ebcedi 1991’dir. Gazâlî?.. Nahı’: Âlim: En büyük ebcedi 1477= 478.

  • Zaman ve mekân alâkasının saf fikir tilkasını, “Fikir Kahramanı” Mirzabeyoğlu’ndan gösterelim:

“Mekâna nisbetle “Mekâne” yüksekliği, mertebe ve makam yüksekliğidir; zamansız mekân olmaz, çünkü zamanın bir varlık ve bir yokluk temposunda, kalemle yazılanın görülmesi gibi, eşyayla bilinendir. Buna mukabil, mekânsız zaman olur. Burada dikkat edilmesi gereken husus, Arş’tan taayyün eden zamanın, bâtında “süre” ve tabiat âleminde hâdiseler serisi hâlinde saat zamanı olarak idrak edilmesidir; buna nisbetle de, “mekânsız zaman” veya “zamansız mekân olmaz” diyoruz.”[15]

  • Her yerde’lik için kelimeler…

“Kırvân: Kafile, kervan. Doğu ve batı. Dünyanın her tarafı… Her yerde bulunan!..”[16]

“Her-câ: Her yer… Hercaî: Karışıklık. Söze dalıp çoğaltmak. Haltetmek. Sözü karıştırmak. Kapıyı açık bırakmak. İnsanların işlerinin karışması. Seğirtmek. Katletmek… Kusto!…

Hercaî: Her yerde bulunur, kendine mahsus bir yeri bulunmayan. Serseri, derbeder. Kararsız, sebatsız, vefasız, mütevellin… Vâvî!..” [17] Doğu ve Batı ile alâkalı olarak bir de “Hafıkan” var, ileride vereceğiz.

Seğirtmek; “hızlıca, koşar gibi” mânâsında kullanılıyor. İBDA Mimarı’nın 1987’de çizdiği ve kullandığı, saf fikirden süzülme resmi “Yürüyen El” hemen akla geliyor. “Yürüyen El”in en büyük ebcedi 4445’dir.

Kırvân: 367= 1366… Kümaşe: Sürat, hız: 366, büyük ebcedi 668… Demeşk (Dimeşk): ŞAM şehri. Yürüğen kuvvetli seri deve: 444, büyük ebcedi 666… (Şeriat: 666 idi)… Şemire: Hızlı yürüyen deve: Büyük ebcedi 668, en büyük ebcedi 3192… Tilki: En büyük ebcedi 3190= 1192… Hercaî: Büyük ebcedi 493… (“İmâm-ı Hüccet: 493” idi)… Mevvar: Seri, çabuk, süratli, hızlı: En büyük ebcedi 1313… Merta’: Süratle yelmek. Seyirtmek. (Mart?): Büyük ebcedi 307… (“Arvasî: 308” idi)… Kulab: Bir çeşit deve hastalığı: Büyük ebcedi 366… Kulab: Büyük dalga. Göl, büyük havuz: 59, en küçük ebcedi 23, büyük ebcedi 299, en büyük ebcedi 2809= 811… Bürsun: İnsan eli. Hayvan pençesi. Develere vurulan bir nevi damga: Büyük ebcedi 811… Lahb: Süratle gitmek. Eti kemikten ayırıp soymak: En büyük ebcedi 2307= 1308… Lahm: Et’ten yukarıda bahsetmiştik.

  • E=m.c2; bir yazılışla ebcedi 815, büyük ebcedi 1257, en küçük ebcedi 29… Hadd-i zât: Büyük ebcedi 1257… RECEB: Büyük ebcedi 257, en büyük ebcedi 2148= 150… KES: 630+520= 1150… Formülün en büyük ebcedi 3886= 1888= 889… Hikmet: En büyük ebcedi 1889… Bad-reftar: Rüzgâr gibi hızlı yürüyen. Hızlı koşan, süratli: 888… Kaskas: Yol gösterici. Sürat yapan, hız yapan: En büyük ebcedi 1147= 148… İflâk: En büyük ebcedi 815…

Asuf: Hızlı ve çabuk yürüyen. Çok şiddetli rüzgâr: En büyük ebcedi 1898… Sânih (kelime TG-5, 430’da.): Mübarek fiil, iyi iş: En büyük ebcedi 1899… İnkidar: Hızlı yürüme. Düşme ve saçılma: Büyük ebcedi 665… Ümmet: 441, en büyük ebcedi 666… Şeriat: En küçük ebcedi 38, en büyük ebcedi 2666… Altı, altı, altı… 6?..

Senih (kelime TG-4, 417’de.): Mübarek fiil, iyi ve güzel HAREKET: Büyük ebcedi 246, en büyük ebcedi 2461= 1462= 463… “Mehdî Kaftanı”: 700, en büyük ebced, 4257… Tefekkür: 700… (Not: 461, 462, 463, 464 için “Furkan, S.M.”nin ebcedî kitabına bakınız.)… “Senh: Arız olmak”; bu kelimeyi az evvel vermiştik.

  • Huz: Al. “Al” emri… Huz’: Alçaklık yapmak… Huze: Miğfer. (Savaş başlığı)… Hîz: Atılan, kalkan, sıçrayan… Hîz: Yükselme. Hislenerek çoşma. Dalga… Hiza: Bir şeyin karşısı, mukabili. (Zıd) Bir doğru çizginin devamı ile hâsıl olan cihet, düzlük, sıra. Devenin ve atın ayakları altında yere bastığı yerler. Nalin. Taraf… Tilka’ (kelime TG-3, 297’de.): Taraf, yön, cihet. Hiza. Mülâkat. Görüşmek ve buluşmak.

Dünyanın ahirete bir sıçrama tahtası rol ve yuvarlak görünüşlü düzlük olması; dışardan bakınca (yâni uzaydan) yuvarlak, ama içine girince (mecbur “almak” durumunda kalınınca) düz hissi vermesi. İzafîliği hissedici ve müşahede edici bir zıtlık aşikâre… Başka bir yazıda bu mânânın kelimelerine bakabiliriz. Al; kırmızı renk…

  • Geçen sayıdaki yazımızda verdiğimiz “HIZ” ile ilgili-(77) nolu- iktibasa dikkat çekelim.
  • “Hız”a nisbetle şu kelime, Hır: Hırıltı. Kavga, dövüş: 800. En büyük ebcedi 1014= 15… 800?.. Hız: Sür’at, çabukluk. Gayret, şevk. Alınan yolun zamana nisbeti: 617, en büyük ebcedi 1224… Tecrîd: Açıkta bırakma. Yalnız başına hapsetmek. Bir şairin kendini mücerret bir şahıs kabul edip ona hitabetmesi: 617… Terbiye: 617.
  • Savaş: 398… Hamle: Hücum etme. Atılış, saldırış. Savlet: 83, en küçük ebcedi 23… Mermi gibi, kendi vücudunu atma, bırakma, nefsini hebâ etme eyleminin sistemleşmiş hâli savaş… Kust: 169; (+1) ile 170… Müslim: İslâm olan. Allah’a teslim olmuş olan, selâmette olan: 170, en büyük ebcedi 2276= 278; “Dal” harfinin en büyük ebcedi… İdde: Zaman. Müddet. Vakit. Denk, hemta. Küfüv. Arkadaş: Büyük ebcedi 171= 1170 (kelime, TG-5, 527’de.)

Savaş; bir “ölüm odası” vasfında ve hüccet ile delil münasebetinde bir kelime: TEDLİYE: Sarkıtmak. Yukarıdan aşağıya bırakma. Şaşırma, dehşete düşürme. Delil ve vesika hazırlama. Akıl gitmek. Ahmak etmek. Ahmak etmek, salaklaştırmak; bu kelime Tilki Günlüğü-2 (shf. 52.), “Tablo: Aklın Bozulması”nın içinde ve “Kat’etmek, kesmek”, “Alaca yılan”, “Harf-Harb” ve “Şeyh” gibi mânâ tasvirleri iç içe… “Tedliye”nin büyük ebcedi 524, en küçük ebcedi 29’dur ki, Erdiş’in de en küçük ebcedi 29’dur.

Birsam: Halüsinasyon. Akıl hastalarının, gerçekten var olmayan bir şeyi varmış gibi yanlış idrak etmeleri hâlidir. Meselâ karınlarında veya başlarının içinde yılan bulunduğunu söylemeleri yahut bir canavarın ağzını açıp kendilerine baktığını söylemeleri birsam hâlini gösterir: Büyük ebcedi 525= 1524. En büyük ebcedi 1979’dur. Birlemeyle 1+979= 980 eder. 1400 başlangıç (zuhur) zamanı. Bir eşdeğer zaman daha; Hurus: Horoz: En büyük ebcedi 1999… Horozun ötmesi?.. Hurûc (kelime TG-4, 308): Ayaklanma, isyân etmek. Dışarı çıkma, çıkış. Çıkma: En büyük ebcedi 2514= 1515…

Sokrates ölüm odasında, ölmeden evvel son sözleri olan “horoz borcu”:

─ “Asklepios’a bir horoz borçluyuz Kriton. Parasını ödeyin, sakın ihmal etmeyin!”

Acaba Sokrates üst dil’den mi konuşuyordu?..

Hurc: Uzun dişi deve: Büyük ebcedi 263… Dünya: Büyük ebcedi 263… “Kendinden Zuhur: Fütuhî hikmet”…

  • Lûgat mânâsını belirttikten sonra, şimdi Mütefekkir’den saf fikir tilkasını ve yaşanmışlığını verelim:

“Hallüsinasyon: Hakikati, hakikati olmayan mahiyet nev’inden, gerçekte olmayan bir şeyi gerçek gibi göreme ve işitme… “Gerçekte olmayan bir şey”, nitelemeler boyu değişeceği için, hakikati yokluk olan Halk âlemi’nin, veli gözünde “asla bağlı bir gölge varlık” ve bu bakımdan “aklî bir kavram olması” gibi hakikatler de, hallüsinasyon’u andırır; bu bakımdan, tıbdaki şuur bozukluğundan kaynaklanan verilerle, hayâl melekesinden doğan RİTLER, bunun telkin ve uyuşturucu benzeri maddelerle olanı, yahud elektormanyetik dalgalarla gerçekleştirilen şekli, hepsi “şuurun doğrudan verileri” hâlinde görünse de, hepsi birbirinden farklı hakikatlerdir. Bu durum göz önüne alınırsa, halüsinasyonun teşbih olarak kullanımlarına dikkat etmek gerekir. Harflerin sayı değerlerinin toplamı olarak, EBCED hesabı ile çıkan aynı sayı etrafında kümelenmiş kelime mânâları arasındaki alâkayı da misâl:

– Hallüsinasyon: 873.

– İBDA’: Parça parça etmek. Sorulan şeye güzel cevab vermek. Kandırmak,  inandırmak. (Ruhumuzdaki kanma hissine hitab eden.) Birisine, kâr tamamen kendisine âit olarak sermaye vermek: 874= 1873.

– Azd: Kuvvet, kudret: 874= 1873.” [18]

  • Laas: Çok yemek, çok içmek: En büyük ebcedi 1872=873… It’as: Öldürme, katletme: Büyük ebcedi 873… Lesâ (kelime, TG-5, 338’de.): Kolayca çocuk doğurmak.
  • Ve “Azd” kelimesinden devamla; Azd: Kolun üst kısmı. Destek. Kuvvet, kudret. (Adud)… Adud: Zalim. ıztırab everen. Hunhar. Bir lokma. Isırıcı köpek veya at. Yavuz kişi. Dar ve derin kuyu… Ezdad: Zıdlar. Mukabil ve muhalif olan şeyler. Birbirinin tersi veya zıddı olanlar… Cem-i Ezdad: Birbirine zıd şeylerin bir arada bulunması: Büyük ebcedi 1370= 371… Her-ca: Her yer: Büyük ebcedi 371… Yukarıda geçti, Müslim: Büyük ebcedi 371… İBDA: Büyük ebcedi 371… 371’in maklebi (mukabili, aksi veya zıddı) 173’dür. Aneban: Erkek geyik: 173… Bügeyg: Besili erkek geyik. Bir yerin adı. Koyun. Semiz keçi: 2012… Muhiddin-i Arabî Hazretleri’nin Cetveli’nde Zâl harfi; “El-Müzill” ism-i şerifi ve “Hayvanlar Mertebesi” ile kayıtlı… Zâl: 731… “Ölüm Odası”: 174…

İlcaat-ı zaman: Zamanın zorlamaları ve mecburiyetleri. Yaşanılan zaman içinde meydana gelmiş bazı sebeblerin neticesi olarak karşılanan mecburiyetler: Büyük ebcedi 1173= 174, en büyük ebcedi 3727= 730… Mahiyat: İç yüzler: Büyük ebcedi 730.

Buak: Şiddetli sel. Şiddetli ses, sadâ. Şiddetli sel. Haykırış. Birdenbire, ansızın gelen yağmur: 173…  Zefîr (kelime, TG-4, 342’de.): Çok şiddetli ses. Hıçkırıkla nefes vermek. Göğüs geçirmek. Ağlatmak. İnlemek. Ateş gürültüsü. Eşek anırtısının evveli. Belâ… Zefer: Kötü koku: En büyük ebcedi 1332… “ÖLÜM ODASI”: En büyük ebcedi 4230… Ve Zafer?..

  • “Cem-i Ezdad”(*)… “İslâm, zıt kutuplar arasındaki muvazenenin nizâmıdır!” diyor Muhib Işıklar!..” [19]

Ve başka olarak: “İslâmi zıt kutuplar arası muvazenenin üstün nizâmıdır… “Sır-meçhul”ün kategorisi, onun hasrolunması ve yine onun inhisarı çerçevesindeki her vaka, gerçekleşmeden önce mümkün olma özelliğiyle var olduğuna göre, her türlü insan faaliyetinin kendisine göre gerçekleştirileceği “Mutlak Fikrin” gerekli oluşu açık… İslâm’ın “zıt kutuplar arası muvazene”yi belirtmesi, akıl üstü mahiyetini de belirtir.” [20]

Akis: Bir şeyin zıddı, simetriği, tersi. Hareketli bir cismin hareketinin tersine dönmesi. Bir şeyin evvelinin âhirine, âhirinin evveline dönmesi. Çarpışma, çarpıp geri dönme… Akis: Tersine dönen, vuran, çarpan. Akseden: Büyük ebcedi 462… Akis: Üzüm çubuğu… Akise: Çok fazla deve. Karanlık gece… Esrar: Sırlar. Gzili hikmetler ve mânâlar. Bilinmeyen şeyler: 462… Büniyye(t): Her nesnenin aslı ve yaratılması. Meçhul yol: 462… İsrar: Sır saklamak, gizlemek. Gizlenmesi lâzım gelen bir şeyi gizlemek: 462… “İfrat hâlde tecrid (Noktasız harfler): 463.”; (bkz: “Furkan”, S.M.)… Beşk (evvel geçti): Büyük ebcedi 464.

  • Hanadır: Görme kabiliyeti kuvvetli olan: En küçük ebcedi 23. Büyük ebcedi 462… Tilki: 461… Tilki kurnazlığıyla göz ve idrakten kaçamayan hayâlci işkenceciler. Harb-savaş deyince İBDA’nın Telegram’la olan savaşı esas ve mühim olan ve bahsedilesi… “NYMPHA” (işkenceci)-(Nun, Ye, Mim, Be, Ha, Ye): Büyük ebcedi 230, en büyük ebcedi 3460= 2461’dir.
  • Afrin’i tabiî ki bahane ediyoruz, asıl anlatmak istediğimiz, zamanımız İslâmcı mücadelenin HÜCCET ve MÜCEDDİD’ini işaretlemek, harflemek; tanıtmaktır. Günlük dünya işleri ve hâdiselerini basamak olarak kullanabilmek, hedefi ve ideali, gören gözlere gösterebilmek. Bütün işler bu makamın hürmetine, izzetine ve hizmetine oluyor ya; olduğunu anlatabilmek.
  • “Kaptan Kusto’yu, mânâ denizinin Kaptan Kusto’larından ifadelendirelim:

─ «Organlar âlettir. Bu tıpkı zamanın halifesi gibidir. Bu büyük adam, «akl-ı kül» mesabesindedir. Zamanındaki halkın, insanların akılları, onun organlarıdır. Her ne yaparlarsa onun sayesinde yaparlar. Eğer onlardan yanlış bir hareket meydana gelirse, bu, akl-ı küllün gölgesinin başlarından kaldırmış olmasından dolayıdır.» [21]

  • Zemen: Zaman, vakit: En büyük ebcedi 1230: “Ölüm Odası”… “Zmen (Rom.): Ejder. Büyük yılan. Uçurtma.”; [22]… Salih: Kara yılan: 691… Memat: Ölüm: Büyük ebcedi 692= 1691… (Ejder)… Rasime: Âdet. Sünnetullah, (kelime Ölüm Odası-Matla’ Beyitler’de, 334’de böyle.): Büyük ebcedi 528… Hatf: Kapmak. Şimşek gibi göz kamaştırmak. Sür’atli olmak: Büyük ebcedi 692, en büyük ebcedi 1698… Hatf (kelimeler TG-5, 516’da.): Ölüm. Ölmek. Vefat etmek.

Afrin: Büyük ebcedi 529… “Salahat: Salihlik: 529… Naziat: Hazret-i Azrâil’in yardımcıları… Miftah: Açan âlet. Anahtarlık: 529.”; (bkz. Furkan, 529 vahiti.)

Afra’: Beyazı kızıllığına galip olan geyik. Ayın on üçüncü gecesi… Yâni, Eyyam-ı biyz’in birincisi gün… Diğer deyişle ayın ortası, bir şeyin ortası oluyor… Abr: Rüyâ tabir etmek. Düş yormak. Yaş akıtmak. Sudan veya başka bir yerden geçmek. Söylemeden bir şeyi düşünmek. (Kelime, TG-4, 231’de.)… Kitr: Her nesnenin ortası. Deve hörgücü: En büyük ebcedi 1452= 453… Fetih?..

  • “Parça bütünün habercisi, sırrı, delili ve sirayet edilenidir. Bir şeyin başka bir şeye sirayet ve nüfuzu, sirayet ve nüfuz eden şeyin, kendisine sirayet ve nüfuz edilen şeyle perdelenmesidir. O hâlde, zamanın gaye noktasına nisbetle tarihî “konjonktür-devre” dilimleri zâhir hükmünde; gaye noktası da ayrı ayrı hakikatleri belirten bu dilimlerin gıdası, “bâtın”ı hükmündedir… İçinde bulunduğumuz yüzyılı İslâm’ın fetih ve oluş-oluş ve fetih dönemi olarak ilân etmek, “zaman hükmü” bakımından İBDA memuriyetinin zâhir ve bâtın ölçüsüyle ifşâıdır da. Bu mânânın şahidi, kaynağı sirayet ve nüfuz edeni ise, feyiz aldığı mihraka nisbetle “alıcı-verici” rolünde billurlaşan bir hüviyetin mimarisi olarak, Büyük Doğu’dur.” [23]
  • Z(a)man: 99, en küçük ebcedi 15… “B.D-İBDA: 2+4+9= 15.”; (*)… 99 deyince; Esma-i Hüsnâ… Kazzan: Pire: Büyük ebcedi 1099, en büyük ebcedi 999… “Kişi, üzerinde bulunduğu işin zamanı içindedir!”(*)
  • Hayunet: Vakit yaklaşma: Büyük ebcedi 540. En büyük ebcedi 2726= 1727… Tevkit: Vakit tayin etmek. Vakitlendirmek: En büyük ebcedi 1727… Neur: Çivit: En büyük ebcedi 1727… Tekvir: Yuvarlaklaştırmak. Kıvırmak. Sarmak. Toplamak. Cem olmak. Başa sarık sarmak: Büyük ebcedi 727… Vâris: Esma-i Hüsna’dan. Mirasçı. Mirasa konan. Vefat eden birisinin maddî ve manevî mal ve mülkünde kullanmaya, tasarrufa selâhiyeti olan: En büyük ebcedi 1727… İsrail: En büyük ebcedi 2726= 1727… Mutarhef: Tam güzellik: En büyük ebcedi 2726= 1727… Bedii: Bedi’ ve güzel olan. Ebedî ve güzel olan. İlâhî ve güzel eserlere müteâllik: Büyük ebcedi 190… Nefs?.. Betyar(e): Şeytan, ifrit. Düşman, adüvv. Görülmesi istenilmeyen şey: 613, büyük ebcedi 727, en büyük ebcedi 2021= 23… Evvel geçen bir kelime, İlcaat-ı zaman: En büyük ebcedi 3727…

Ma’lat: Derin ve yüksek fikir. Ululuk, şeref, itibar: 540, en büyük ebcedi 1922= 923. (Not: Bu kelimenin çoğulu TG-5, 298’de.)… “Furkan-540” vahidine bakınız.

  • Tedliye: En büyük ebcedi 2968… Cevcem: Kızıl gül, verd-i ahmer: En büyük ebcedi 1968… Kayım: Durucu, duran. Kılıç kabzası: 151, en büyük ebcedi 968… Din: Büyük ebcedi 152… 151: 59+92: Mehdî Muhammed… Akis: Bir şeyin zıddı, simetriği, tersi: 150…
  • Afrin vesilesiyle yayınlanan, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun yaptığı açıklamayı verelim:

“NİSYAN-I EBED: Ebedi unutmak… Bir Müslüman’ın Allah’a hesab vereceği günü unutması söz konusu olamaz. Cennetmekân Abdülhamid Han’ın, Mabeyn Başkâtibi Tahsin Efendi’nin bir pusulayı vermeyi unutması ve durumu “Nisyan, nisyan efendim!” mazeretiyle bildirmesi üzerine bir sözü vardır: “İnsanlar, nisyanı mazaret diye kullanıyorlar, bilmezler ki en büyük suç, nisyandır!”… Bugün, 28 Şubat mağdurlarından bahsediliyor. O zihniyetin mahkûmları hâlâ zindanlarda yatan, o zihniyetin öncesinde ve sonrasında mazlumu, mağduru ve direnmiş olan kahramanları; onları unutmak hiç yakışmıyor! 28 Şubat balonunun patlatıldığı bugünde, sönmüş yangına tükürmeyle iş yapıyor gibi görünmek yerine, bu mazlum, mağdur ve kahramanların durumuna el atmak farzdır; bugünün muzafferlerini taçlandıracak bir iş de budur; onları, bugünün de mahkûmu yapmamak… “Son 28 Şubat olsun!” diye kolları sıvıyanlara, katılanlara ve katılacak olanlara, “Hatadan dönenlere altundan köprüler yapmak lâzım!” diyeceklerimize, sahici SELÂM olsun! AFRİN kahramanlarımıza da!”

  • “Abdülhâmid Han Hazretleri… Bir mevzuda kendisine unutkanlığı mazeret gösteren maiyetindeki adamlardan birine, şu hârikulâde cevabı veriyor:

─«İnsanlar, nisyanın suçu yok zannederler; bilmezler ki en büyük suç nisyandır!»

Nisyan; unutkanlık…” [24]

NİSYAN-I EBED: 178… Kusto (kaf + sin + tı + ye): 179= 1178… Unutmak; boş, boşluk, beş, sıfır; (İBDA’dan mülhem.)… İnsa’: Unutma. Unutturma. Tehir eylemek. Veresiye verme: En küçük ebcedi 5… İfha’: Unutmak: 88… Elvan (evvel egçti): 88… İfhah: Âciz bırakma: En büyük ebcedi 2087= 1088. (Bakınız Furkan-88 vahidine.)

  • Ney… Ne’y: Uzak olmak… Ney’: Susuzluk. (Gayn.) Meyletmek, eğilmek… Nevaye: Devenin semiz olması… Nevat: Çekirdek, hurma çekirdeği. Yirmi veya on adet. Bir veya on okka altun. Beş dirhem altun. Düşman… Kehat: Büyük, semiz dişi deve: 426, en büyük ebcedi 1668= 669… (Nâka?..) Tehyi: Hazırlama, hazırlanma: 426… Tebahbuh: Ortada oturmak. Durmaya, oturmaya, girmeye ve çıkmaya kadir olmak: Büyük ebcedi 425… Mermer: 480. En büyük ebcedi 1670… Selme: Rahne, gedik: Büyük ebcedi 668… Rahne: Gedir, yarık. Yara. Bozukluk. Zarar: En küçük ebcedi 15. En büyük ebcedi 2479= 1480.

Üstad Necip Fazıl’ın “Müjde”sinden bir mısra: “Atlılar put şehrine gediklerden girecek;”: Mısraın ebcedi 2235= 237, en büyük ebcedi 17053= 70… Ayn: 70… Dimne: Tilki: Büyük ebcedi 237.

“Firar: Kaçmak. Kaçış: 481= 1480.

Mermer: (Abdülhakîm Koltuğu’nu hatırlayınız… Mer, Fransızca “deniz” demek. Mer-mer: İki deniz… Üstadım’ın bildiği yabancı dil, Fransızca’dır.): 480.

Mehdî Necib Fazıl Kısakürek: 1479= 480.

Salih İzzet Mirzabeyoğlu: 2480.” [25]

  • Kefit: Seri yürüyüş, hızlı yürüyüş. Kuvvet… Tedaisi “Yürüyen El”?.. “Azd: Kuvvet”; yukarıda geçmişti.

Kifah: Din için muharebe. (Kelime mânâsı, “Kafa”, TG-5, 61’de.): Büyük ebcedi 302, en büyük ebcedi 1900… A’da: Düşmanlar:76… İhtida: Hile yapmak. Aldatmak. Oyun etmek: 1076… Edv: Aldatmak, hud’a: En büyük ebcedi 756. (Tebahbuh: En büyük ebcedi 2754= 756.)… “Zihin Kontrolü”; kafa kontrolü?.. Hark: Yarma. Yırtma. Su akacak yarık yer: 900.

Tebakkur: İlimde ve malda genişlik üzere olmak. Âlim ve zengin olmak. (Kelime TG-5, 123’de.): 702. En büyük ebcedi 1480… “Mirzabeyoğlu: 302.”; (bkz, “Furkan”.)

  • “Kırmızı; neşe, sevinç ve savaş rengidir…” [26] ve aynı yerde şu:

“Allah Sevgilisi, «Harp, hudadır» buyuruyor… Harp, hiledir… Kırmızı, harp rengidir… Hile, ufuktur… Ufuk, kırmızı… Harf, harp!..

Hud’a: Hile… Oyun… Aldatma… Düzen… Mekir… Bir kere aldanmak… Herkese aldanan… Safdil… Allah vergisi… Rabb… Sâhib… Hâlak… Traş olmak… Miğfer… Büyüklük… Çok hürmet… Vakar… Çukur… Hakikat… Sadık dostlar… Bey… Mirza… Hâkim… Kaptan… Hidâyete eren… Doğru yol göstermek!…

Hudâhan: Şehâdet parmağı!..

Üstadım, Abdülhakîm Arvasî Hazretlerinin yanında… Ona bahsettiği hâli… Ve nakli:

─ «Hastalığım esnasında ve günlerce nereye baksam gördüğüm kıpkırmızı bir renkten bahsederken, dünyada bir eşine rastlamadığım bir zerafetle, ürperir gibi bir hassasiyet tavrı belirttikleri, gözümün önünde… Sonradan öğrendim ve anladım ki, velîlerin kalbi, mücellâ bir aynadır; ve oraya muhatabının her hâli akseder.» [26]

Afend: Harp. Kavga… Evind: Hud’a, hile, aldatma, oyun… İkisi de Farsça kelimeler… Afend’in en küçük ebcedi 15 ve ebcedi 135… Besmele: 135… Başlangıç, her şeyin başlangıcı ve gizlisine beşik bulunduğu nokta; Be’nin noktası… Bâ: Arabça harfin okunuşu. Arab alfabesinde ikinci harf. Ebced sayısında 2 sayısını ifâde eder. “Ebced”in “be”si. Mektup ve eski evraklarda RECEB ayına işarettir… Ba’: Erişme. Kulaç. Yetme. Kuvvet, kudret, beceriklilik. Şeref, kerem. Vergili, verimli olma: 73… ERİŞ?.. İKİ?.. SİN?.. Besmele demişken, “Ölüm Odası B-Yedi: Besmele (Ceylân Gözü)-335” isimli tefrikanın okunmasını tavsiye ederiz.

Genç: 73: Ceng: Muharebe. Kavga… Çeng: El. Pençe. Çalgı âletlerinden bir saz çeşid. Eğri büğrü: 73… (Müzik?..)… Bürsün: İnsan eli. Vahşi hayvanların pençesi. Develere vurulan bir nevi damga… (Bursa?.. Koltuk?..)

Tevris: VARİS kılmak. Malının faydasını birine âit kılmak. Ateşi yakmak, alevlendirmek için tahrik etmek… (Iztıram?… Isram?..; bu iki kelime ilerde geçecek.)… Tevris: Zaferana benzer bir ot… Tevriş: Kandırmak: Büyük ebcedi 986… Yürüyen El?..

  • Hallac: Pamuk atan. Pamuğu didik didik eden… İşkence gören, envaî çeşit… Hallac-ı Mansur Hazretleri; “Nokta, tüm çizgilerin esasıdır.” diyor. Çizgiye matematikî olarak baktığımızda sonsuz sayıda (aded: 78) noktaların kümesi olarak görüyoruz. Matematikteki tanımı-tarifi böyle. Mekânda her yer bir nokta aslında. Biz bir çizgi istediğimiz zaman bu mekândaki bir noktayı diğer bir noktaya birleştiriyoruz; aslında bir çizgi için sonsuz çizgi çizmiş oluyoruz. Bu sonsuz çizgiler silsilesi tek bir çizgi içinde kuşatılmış ve belli edilmiş oluyor. Demek ki bu bir birleme ve bu çizgi, çizgiler “kümesi-vahiti”(*). Bu çizgi de noktalar cümlesinin bir görünüşü, hattâ vahiti ve terkibi oluyor. Demek ki, nokta her yerde; hercai vasıflı. Elimle gösterebildiğim her yer bir nokta-mekân aslında veya nokta olarak düşünülebilir. Çoklukları birleştirmek, sınırsızlıkta (sonsuz nokta) bir sınır durum çizmiş olmak… “Hadd-i zât”(*)…Nokta: 164, büyük ebcedi 303 ve en büyük ebcedi 2047= 49… Mehd: Beşik. Beslenilecek, büyüyecek yer. Yeryüzü. Yayıp döşemek. Kâr kazanmak-(İbda?)-. Hazırlanmak: 49… 303 için Furkan’a bakınız. “Ölüm Odası”: 165 idi… “Her şey Allah’ın vechine karşı helâk içinde!” ölçüsüyle uyarılmaktayız. Her nokta ve şey; her en küçük zerre, atom ve altı dünyası.

Tasrah: Karınca. Bit: 717. Büyük ebcedi 721… “Abdülhakîm Koltuğu: 722.” (*)

  • “Kırmızı; Huda, sevinç, tabut, ölüm…” [27]

İBDA’nın hudâhan’ı; İbda işaretinin şehadet parmağı yukarıyı-ideali aramayı, baş parmağı ise yatayı-arzı gösteriyor ve arada kablî 90 derecelik açı ise Üç Lâm’ı (3×30); yâni, Üç Işık’ı harfliyor ve işaretliyor olsa gerek. Hudâhan: En büyük ebcedi 2553= 555… İflâk: Şiir okurken fesahat üzere olmak. Mânâ ve kelime icad etme: Büyük ebcedi 555… Geçen yazıda da (sf. 86’da) vermiştik, tekrarlayalım:

“MÜNŞEAT-İflâk, yâni kelimenin “nesir, yazılar” anlamını kökte şiir ve şeriat olarak bulup “kelime icâdı” hâlinde “şiiriyet” mânâsına bir usul ve metod şeklinde de beyân ettiğim kelime(…)” [28]

  • Halüsinasyon tedâîsiyle birlikte, KIRMIZI (Tür.): 377, en küçük ebcedi 59, büyük ebcedi 513, en büyük ebcedi 744’dür.Geçen yazıda yaptığımız gibi, bu ebced değerlerine sahip bazı kelimelerinden bir öbek oluşturalım:

“Büyük Doğu-İBDA” (Be + ye + vav + kef + tı + vav + gayn + vav): 1059.

(Tiffan): Her nesnenin vakti: Büyük ebcedi 699. En büyük ebcedi 1744. (Kelime, Ölüm Odası “Tarih”-228’de, orada devamı okunması dileğiyle.)… “Ölüm Odası”: 165, büyük ebcedi ise 699’dur… Tiffan’ın en küçük ebcedi 15’dir!.. (Mehdî): Hidâyet eren veya hidayete vesile olan. Sahib-üz zaman: 59.

(Sahib-üb zaman): 230; (“Furkan”a bakınız.); (“ÖLÜM ODASI”: En büyük ebcedi 4230.).

(Kaşer): Çok fazla kırmızılık. Ziyâde kızıllık: Büyük ebcedi 742… (Kamus): Deniz. Derya. Denizin ortası, derin yeri. Büyük lûgat kitabı: Büyük ebcedi 515, en büyük ebcedi 1378= 2377… (Erdiş: 515 olduğunu hatırlayalım.)

(Efser): Tâc. Padişâh tâcı: Büyük ebcedi 513… (Evc): Zirve. Bir şeyin en yüksek derecesi, en yüksek noktası: En büyük ebcedi 1513… (Fenat): Tilki üzümü. Vahşi sığır. (Kelime, TG-5, 134’de.): En büyük ebcedi 1744… (Nesne): 165. En küçük ebcedi 9, en büyük ebcedi 2745= 3744= 1746… (Cahif): Nefis, ruh. Çok asker. Kısa. Çok fazla hafiflik üzere olmak. Uykusunda dişini öttürmek. İnsanın karnından çıkan ses: Büyük ebcedi 746.

(Mîda’): Eski kaftan, eski elbise. (Kelime, TG-5, 104’de.): En büyük ebcedi 1378= 2377.

(Nesis): Aşırı derecedeki AÇLIK (Aşırı Hız?). İnsan gücünün sonu. İnsanın en son tâkati (Hadd-i zât?). Son nefes: En büyük ebcedi 2375= 377… (Heyş): Hareket. Davar sağmak. Fitne. Iztırab, acı: Büyük ebcedi 377… (Heys): Yürümek: En küçük ebcedi 15, en büyük ebcedi 1800… Hedb: Davar sağmak. Meyve toplamak: En büyük ebcedi 1594= 595… Tilki: 595… Meş’ (kelime TG-4, 341’de): Kesbetmek, kazanmak. Toplamak, cem’etmek. Davar sağmak: En büyük ebcedi 1602… “Tilki Günlüğü”: 602… Meşî: Yürüyüş. Gidiş. Doğru yola gitmek: 350; bu kelime TG-3, 376’da.

(Âmâr(e)): Hesap. Araştırma. Karında su toplanma hastalığı. (TG-5, 327’de.): Büyük ebcedi 513.

(Esrâr): Sırlar. Gizli hikmetler ve mânâlar. Bilinmeyen şeyler. Keyif veren zehir, uyuşturucu madde. Elinde ve el ayasından olan hatlar. (Kelime, TG-6, 295’de.): Büyük ebcedi 744.

(Sürmüle): Sırtlanın dişisi. Tilkinin dişisi. Bir erkek ismi. (Kelime, TG-4, 307’de.): En büyük ebcedi 3377. (Uyarı: Bu kelimenin büyük ebcedi 869’dur, yâni “MEKTUBAT”ın ebcediyle aynı!)

(Muîd): Mubassır. Yardımcı. Dersi iâde eden, tekrar ettiren. Muallim yardımcısı. Geri çevirtici. Bir şeyi âdet edinmiş olan. Tecrübeli. Güçlü. Kuvvetli. arslan. Gazâ ve cihad eden kimse. (kelime, TG-5, 39’da.): En büyük ebcedi 1378= 2377.

(Şahid): Bu kelimenin mânâları yukarıda geçti: Büyük ebcedi 512’den, (+1) ile 513… (Münferid): Tek başına, tek, yalnız, kendi başına. Hapishânede tek kişilik hücre: Büyük ebcedi 513… (Nadh (hı’lı)): Su serpmek, sulamak. Su içip kanmak. Musallat olanı defetmek. Suyun feveran etmesi, püskürmesi: Büyük ebcedi 1512= 513…Tek başına, yalnız: “Hakikat-i Ferdiyye” makamı…

Penbe (Far.): Pamuk. Açık kırmızı renk: 59…(Yaşasın ŞERİAT): En küçük ebcedi 58, (+1) ile 59… “Yaşasın”; “Aferin” kelimesini yukarıda vermiştik: En büyük ebcedi 2501.

  • Hafd: Evmek, sür’at: 92, en büyük ebcedi 1535… “Tı” harfinin en büyük ebcedi 535… Huşuf: Seri, eli çabuk, hızlı. Geceleyin yola giden deve: En büyük ebcedi 2705…He’nin en büyük ebcedi 705… Burayla iştikak ve mânâca birliği olan “Hadf” kelimesini yazının sonunda verdik; o da hız’a müteallik… “Huşuf” için Matla’ Beyitler, 716. sayfaya bakılabilir.
  • Kezkeze: Çok fazla kırmızılık: En büyük ebcedi 2323… İki 23… 325?.. Kıpkırmızı (Tür.): En büyük ebcedi 3977= 980… ŞERİAT: 980… Pink: Büyük ebcedi 221. Müslüman ile aynı… “Pink: Karanfil. Pembe… Pembe?.. Pamuk, vaktin tesbiti, tilki eniği!..” [29] ve “Tablo: Şefkat”de “Pamuk… Vaktin tayini…”[30]

“Tablo: Pamuk”; Tilki Günlüğü-1’de… Çözümlemesini verelim:

(Utub): Pamuk…(Utufet): Şefkat. Nezâket, lütuf… (Vaktin tesbiti: Mütefekkir’e rüyâda gelen mânâ.)… (Atıfet): Şefkat.Karşılıksız, pazarlıksız sevgi… (Âtıf): Yüzünü çeviren, bakan. Meyleden, yönelen. Yarış atlarının altıncısı. İki kelimeyi birbirine bağlayan harf veya kelime… (Vav harfi… Tilki)… (Atf): Bağlama. bağ. (Akıl). İki kat eyleme. Geri döndürme. Baş aşağı etme. Bir kimsenin üzerine tekrar hamle etmek. Bir kelimeyi harf-i atıf vasıtasıyla ilhak etmek… (Atb): Hışım etmek. Fesâd. İkrâh olunan… (Atba’): Akarsular, çaylar. (Tıb’ın çoğulu.)… (Atba’): Pis, necis… (Hades’ten (pis) mülhem -(sanırım)-; “Yeni Hadise… Büyük hadise…”)… (Atban): Tek ayak üstüne sıçamak. Davarın üçayak üzerine yürümesi… (Atebe): Basamak, eşik… (Atbin): Sözü doğru faziletli kimse… (Atab): Ölme. Mahvolma… (Sanırım tablodaki “Balık” tasviri bu “mahvolma” mânâsından-kökünden veya iştikakından geliyor: “Mahi”: Yok eden, mahveden… “Mahi”: Balık. Semek)… Balık…

Çözümleme bitti. Tablo’yu kitab eşliğinde kontrol edebiliriz.

  • Melce: Sığınılacak yer. Halâs olacak, kurtulacak yer. Büyük ebcedi 325. En büyük ebcedi 2471… Tilki: 470… Kabız: Kabzeden, tutan: En büyük ebcedi 1324= 325… KUST: (Kaf + vav + sin + tı) Büyük ebcedi 324… Kültür: En büyük ebcedi 3472… Şahşah: Sözü doğru olan, yalan söylemeyen. Gayretli, bahadır: 1800… Hemen akla gelen; “Kültür Davamız: 800.” idi. “Şahşah”ın diğer yazılışlı ve mânâlısı yukarıda geçmişti.
  • “Kırmızı” mefhumunu İBDA Külliyatı’nın başka bir yerinden takip edelim:

“Allah Resûlü buyuruyorlar:

─ “Ben, Allah’ı daima kırmızı elbise içinde gördüm!”

Kuru akılla bu hadîse bakınca, Allah’a imân düpedüz ─haşa─ ahmaklık!.. Görmezden gelmek de!.. Teşbih, mecaz vesaire gibi kelimelerle bir nevî tevil ve tâbir edasına yeltenirken, “bunun hakikati ne?” davasına yanaşmamak da, ─ ki, İslâm’a muhatap anlayış’ın ne olduğu davasıdır─, keyfilik belirtir; bu da ahmaklık!..

“Sır idrakı”nın hakikatinden seyredin: Allah Sevgilisi’nin gördüğü, nefsinin aynı idi… Büyük bir İslâm velisi, bu hadîsle birlikte “Ben Allah’ı daima kırmızı hulle içerisinde gördüm!” şeklinde başka bir rivayet daha buyuruyor ve açıklıyor:

─ “Kırmızı hullenin kılları içinde gözden ve ruhtan daha yüksek olan bir nur vardır. Kendini ona ulaştırmak istersen kalk nefs perdesini yırt. O ruh, kaşı, gözü ve esmer rengi ile lâtif bir suret oldu. Her türlü KEYFİYETTEN MÜNEZZEH OLAN ALLAH, Peygamber Mustafa’nın suretinde göründü. O’nun o sureti, SURETİN YOK OLMASIDIR!”

İslâmcı tefekkür için bu ne demek derseniz, “sır idrakı”nın “zamanüstü” hakikatinden olan bu hikmette toplu kuvvet ve istidadın açılışlarında, insan beynini kanatan bütün büyük mücerretlerin hakikatini seyredersiniz!.. Allah-insan, kâinat-insan, kâinat-Allah, varlık ve oluş, hürriyet ve zaman, nizâm ve ruh, süreklilik ve süreksizlik, mânâ ve ifâde… Bunlar bilinmeden, bu münasebet ve hakikatler üzerinde düşünülmeden, bunların, O’ndan olmaya dair bir imân zarureti bahisler olduğu anlaşılmadan, İslâm’ı bir hayat nizâmı olarak tatbik; siyasî, iktisadî, sosyal, eğitim, kısaca topyekûn insan ve toplum meselelerine yaymak mümkün mü?” [31]

  • “Ticaret ve savaş… Savaş ve Kusto!..

Sâf Sûresinden bir âyet meâli:

─«Ey  imân edenler, elem verici bir azaptan sizi kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?»

Allah, cihada ticaret ismini vermiştir!..

Çarşı, pazar… Ticaret… Cihad… Harb, savaş… Kusto… Pazar yerinde Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin kucağındaki çocuk?..” [32]

Şimdi bunu verince, Tilki Günlüğü’nün 29 Ocak başlığını anmamak olmaz: “ŞAH-I NAKŞİBEND ─ ÇOCUK”… Ve o günden bir Levha; “… Ocak 1983”:

“Evlerin çatılarında kar… Pamuk dolu bir depo… Hafiye, boksörlerin kum torbası gibi bir çuvalı karnından bıçakla yarıyor ve pamuklar ortaya çıkıyor… Pamuk; açık kırmızı, pembe ve “vaktin tesbiti” gibi bir mânâ… Ardından, biriyle karşı karşıya durmuş, bıçaklarla dövüşüyorlar!..”

“Bir eski zaman şehrinde, sarıklı ve şalvarlı insanların alışveriş yaptıkları pazar yeri… 40 yaşlarında, zayıf, yüzü kemikli ve ince bıyıklı biri, o pazar kalabalığında; ve kucağında da, 3-4 yaşlarında bir çocuk… Aman Yârabbi, o Şah-ı Nakşibend Hazretleri imiş!.. Zevk ve heyecandan eriyorum!..”

Yine aynı günün “Yevmiye”sinin okunması ümidiyle: “Pamukla Mavi Pudra”… Pamuk’dan geçen sayıdaki yazımızda da bahsetmiştik… Çocuk: Büyük ebcedi 313 ve en büyük ebcedi 3047= 50… Elli; el’li… (Van: Noktalı harfli ebcedi 50, 1950?)… Van eli?.. Va’n: Sığınacak yer, melce’. Ot yetişmeyen taşlık ve sert yapılı arazi: 126… 126?.. Çocuk: 108… İBDA (TG-5, 265’de.): Allah’ın âletsiz, maddesiz, zamansız, mekânsız yaratması ve icâdı. Misli gelmemiş bir eser ortaya koymak, icâd. Geçmişte benzeri olmayan şiir söylemek:  En büyük ebcedi 1107= 108… “Ölüm Odası” eseri?..

Tilki Günlüğü’nde (5. cilt) “Şehit Olduğum Gün” başlıklı günün vâridât başlığı, “Mucîd Kusto”: 53+181= 234… Bu başlıktan alâkalı kelime, Küs’: Tâbi olmak, ittibâ etmek, uymak: 234. En büyük ebcedi 1615= 616… “Kendinden Zuhur”: 1616… “HULEFA-İ Mehdiyyin”(*): Büyük ebcedi 1234…

  • Fetih Sûresi-1. âyet meâli: “Hiç şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik.”… Ebcedi 1233= 234.
  • E=m.c2 sıkıştırılıp sadeleştirilmiş bir denklemdir… Kare-2’nin, “sin” alınmasıyla elde edilen en küçük ebced değeri 29’dur. “Sin, iki kişi demek”(*) idi ya!.. Erdiş: 29?..“Sin, iki kişi demek” hikmeti için hassaten İBDA Mimarı Mütefekkir’in “Hırka-i Tecrîd-Risâle-i Üçışık” isimli eserine bakınız.
  • «“Büyük İrşad Kutbu”… Yapanı yaptırandan gelici bir tecrit bünyesinin üslûbunu temsil ediyorum!..

Yapanı yaptırandan gelici bir tecrit bünyesinin dışa vurum üslûbunda, ilhâm ve vâridât kadar, nazara muhatap verim kadrosu da, mesh olmuş ve aslına ircâ edilmiş veya doğrudan doğruya asıl iken pay alınmış mânâsına kalıp hâlinde ayniyle sabittir!..

Bâtın yolu kahramanlarına mahsus kemâl sırrının tasarruf üslûbu, kemâl zâtıma atfedilemeyeceğine göre, azat kabul etmez bir zaptolunmuşluk hakikatiyle bağlandığım ve bölünmez bir bütünlüğün faal eli hâlinde göründüğüm “Büyük İrşad Kutbu” makamına köleliğimin ifâdesidir… Faal elin kendine mahsus iradesinden sâdır olabilecek sarsaklık, elbette münfail sıfattaki merkezî iradeye atfedilemez!..

Birr: Tilki yavrusu. İn’âm ve ihsan etmek. Gönül, kalb. Amel-i sâlih. Koyunu sevketmek. Işık.» [33]

Eserin aynı yerinden bir kelime, Velûd: Çok doğuran kadın. Çok eser veren kimse: Büyük ebcedi 132, en büyük ebcedi 2298= 300… İSLÂM: 132… FİKR: 300… Üç yüz-vecih?..

  • Buna nisbetle, madem “Ticaret” ile “Savaş” birbirine denk, aynı yerde bulunan “Tablo: Ticaret Yapmak”ı çözümleyelim:

Yukarıdaki iktibastan mülhem,“Kust ile ilgili, kusta âit” mânâsı gayet açık oldu. Ve diğerleri; Tenkib… Tenkib… Tenhib… Tenkıye… Tensis… Ta’nis… Te’nis… Te’nis… Te’niş… Ta’n… Tefessuh… Tefessüh… Tefessüh ve Tevki’ olmak üzere; sadece Tablo’nun kelimelerini verdik.

  • “Akreb Ziyade Yakın”; Tilki Günlüğü, 27 Aralık gününün başlığı ve Vâridât’ından mevzuumuzla alâkalı bir kelime, İğza: Görmemezliğe gelme. Savaştırma. Gazâ ettirme. Muharebeye gönderme: Büyük ebcedi 1401… Ankur: Her nesnenin aslı: En büyük ebcedi 1501… 1501-1401= 100 yıl: Bir Asır… 501 için “Furkan”a bakınız…
  • Hüsnâ (kelime TG-5, 57): Şehîdlik, düşman üzerine fevz ve zafer bulmak. İyi zan. En güzel. Amel-i sâlih. Pek güzel. Cennet. İyi amel ve haslet. Allah’ı görmek: En büyük ebcedi 2461… (Tilki: 461)… Zafer: 1180= 181, büyük ebcedi 1183, en büyük ebcedi 1730… “Kusto: 181”… Mart izi, Receb izi; bu ayda, 1439 Hicrî!.. Ve Afrin zaferi bu ayda nasib oldu. Şehîdler gelmeye devam ediyor; tuzak ve hilelere tevafuk etmeye devam edenler… “Mart izi”, “Tablo: Hürmet etmek” içinde, 7 Mart gününde; Tilki Günlüğü-4’de… Tabloda “Saç ve sakala kır düşme… Alevlenme…” mânâsına binâen “Tablo: Saç ve Sakala Kır Düşme”, 24 Şubat gününde… Idtımar: İnce belli, karınsız olmak… Iztırâm (kelime, TG-6, 435’de): Saç ve sakala kır düşme. Alevlenme… “Iztırab” der gibi sondaki “m”, “b”ye tebdil olursa; bir nevî “dudak ihfası” yapılırsa. Zaten bu harfler farkıyla yazılışlar tamamen aynı… Isram: Derviş olmak: 332; bu mânâ TG-3, 23 Aralık’ta, “Tablo: Göz Kırpma”nın içinde… Heyef: İnce belli olmak: En küçük ebcedi 23… İnce fikirli olmak; “ifrat hâlde tecrîd” gibi, meselâ… Mehdî; hidâyete ulaştıran ince fikirli, ince işli kimse: En küçük ebcedi 23… İnce belli; ince fikirli olmak, bâtınî işleri ince ince, ilmik ilmik işlemek, zâhire çıkarmak. “Dindeki gizliklerin açık edilmesi”(*) meselesini hatırlayabiliriz sanırım. Şimdi mânâya böyle yaklaşınca, lûgatta buna uygun bir kelime var: Takdih: Atın belini inceltmek. Beğenmeme, zemmetme: 522… At da fikir olunca; ince bel, ince fikir… Ve kadın figürü buna ek… Beğenmeme ise, tefride giden bir yol olarak… Tefrid: Dünya alâka ve meşguliyetlerinden ayrılıp, ibâdet ve tâatle meşgul olma: 694… Reşâkat (kelime TG-5, 39’da.): Bel inceliği. Davranma ve kımıldanıştaki incelik ve hoşluk: En küçük ebcedi 29, büyük ebcedi 1254= 255… Her-câ (kelime TG-6, 201’de.): Her yer: En büyük ebcedi 2255.

Iztımar: Atı, idman yaptırarak yola dayanabilecek şekilde kuvvetlendirme. İnce belli olma: En büyük ebcedi 2049… Idtımar; ebcedi 1051, en büyük ebcedi de 2049’dan 51 eder. Müceddid: Yenileyici: 51, en küçük ebcedi 15 idi… Istıram: Hürmet, etme. Saygı gösterme: Büyük ebcedi 708= 1707: (Vâris), en büyük ebcedi 1986= 987… “Yürüyen El”: 1987 tarihli… İgtila’: Hızlı ve sür’atli yürüme. Çabuk yürüme: En küçük ebcedi 23.

Receb, tek başına duran “haram aylar”dan; yâni hürmet edilmesi gereken bir ay…

Isla’: Ateşte kızdırmak. Ateşte yakmak… Telegram?.. Yakan, yakılır; kısas gereği… Kısas: En küçük ebcedi 23… Bir âyet meâli: “Kısasta hayat vardır”; (TG-4, 290’da.)… Islah: İyileştirmek. Düzeltmek. Kusurları gidermek… (Hüsnâ)…

  • “Abdülhakîm: 184” (*), en küçük ebcedi 52: “Ben-Hindu”(*)… Ebced: Büyük ebcedi 202… Birr: 202… İczam: El kesme. Hızlı yürüme: 52, en büyük ebcedi 1531= 532… Belt: Kesmek: En küçük ebcedi 12, en büyük ebcedi 2021= 23… “YÜRÜYEN EL” (nef’li): Büyük ebcedi 532… Ehdam: İnce belli: Büyük ebcedi 1012, en büyük ebcedi 1704= 705: He’nin en büyük ebcedi.
  • Başka bir iktibasla devam edelim:

“İmâm-ı Gazâlî Hazretleri… Üstadım’ın ona ilgisi malûm; ama onun hakkında eseri ve mustakil bir bahsi yok:

─«Bir eser daha yazmak isterim, Allah izin verirse… «Büyük mustaripler» diye… «Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar»ı yazdık, ama bunu yazmadık. Bu büyük Mustariplerin Şarktan ve Garptan olması lâzım gelir. Şarkta en büyük mümessili, İmâm-ı Gazâlî’dir!» ” [34]

Hemen söyleyelim, Üstad Necip Fazıl’ın muradını Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu gerçekleştirdi; “Büyük Muztaripler” üst başlığında tam 4 cilt eser sahibi… Şark ve Garb’a âit ne varsa toplamış ve irca eylemiş, hükmünü icra etmiş durumda… Okunması dileğiyle… Sözkonusu eserin 4. cildinden, “İŞTİKAK VE EBCED HESABI” başlıklı bölümden bir faydalanma:

“Bunlar, biri diğerini davet eden iki ilimdir… İmâm-ı Gazâlî Hazretleri’nin, yeri geldikçe vurguladığımız sözü:

─ “İştikak, bütün ilimlerin anasıdır; iştikak ilmi olmadan, ilim olmaz!”

Olursa nasıl olur? Beşinci sınıf soydan… Kezâ, ebced… Bunlara dair pay sahibi olmadan, şâir hiç olmaz!

Kuru kuru iştikak ve ebced hesabı bilmekle ne olur? Ondan da kuru takırtıdan başka hiçbir şey çıkmaz!

“Hâl” ile “kaal-söz” farkını, en güzel şekilde Üstadım’ın şu misâli gösterir:

─ “Birşeyi bilmek, ilm-el yakîn, görmek ayn-el yakîn, onda garkolmak da Hakk-el yakîndir. Meselâ, Van gölünü bilmek ilm-el yakîn, yanına gidip bakmak ayn-el yakîn, içine girmek de Hakk-el yakîndir!” ” [35]

  • Müsteykin: Yakîn ve kat’i olarak bilen: 660. En büyük ebcedi ise 2555… Cess: Araştırma, tahkik etme, soruşturma. EL ile yoklama: En büyük ebcedi 1555… Varî: Vahşi hımar, yabani eşek. Semiz et: En büyük ebcedi 1555… (Yukarıda “et” geçmişti.)… Peygule: Köşe, bucak: En büyük ebcedi 3557. (Günc?.. Günlük?..)… Casus: En büyük ebcedi 2553= 555… İsnân (TG-5, 485’de.): (Sinn): Yaşlanmak, ihtiyarlamak. Diş çıkarmak: Büyük ebcedi 554… İsnân: İki. Pazartesi: 602… Tilki Günlüğü: 602 ve Pazartesi; Allah Resûlü’nün doğduğu mübarek gün. Dünyanın bereketlendiği olarak, sabaha karşı seher vakti, takriben imsaka bir saat kala, dünya ve üzerindekiler hakk-el yakîne kavuştular… Vakş: His. Hareket: Büyük ebcedi 554… A’yan: Gözler. Bir yerin ileri gelenleri. Meclis âzaları. Muayyen ve müşahhas olan şeyler. Altınlar: En büyük ebcedi 1553… Şam-şame (TG-4, 280.): Vücuttaki ben. Kadın başörtüsü: Büyük ebcedi 1128= 129. En büyük ebcedi 3551= 554… (Hüsnâ: 128… Salih: 129)… Telebbüt (bkz: “Furkan”, 441 vahiti, S.M.): Muztarib olmak, acı çekmek. Dönmek: En büyük ebcedi 2556… İnkıyad: Teslim olma. İmtisal. İtaat etme. Boyun eğme. Muti olma: Büyük ebcedi 555… Terakül: Vuruşmak, dövüşmek: En büyük ebcedi 2555… Dehmus: Cömert kişi. Kerem kimse: 555… “İFLAK”: Şiir okurken fesahat üzerine olmak. Kelime ve mânâ icad etme: Büyük ebcedi 555… Takdim: Arzetmek. Sunmak. Öne geçirmek, bir şeyi başka bir şeyden önce tutmak: 554, en büyük ebcedi 1553= 554… Kasus: Yalnız otlayan deve: En büyük ebcedi 1552… Rüyâ: En büyük ebcedi 1555… Bu değer için daha evvel geçen Hudâhan’ı da unutmayalım.

Şamşame: 687: İstikare: Hızlı hızlı yürüme. Yükleri sırtına alıp götürme. (Bkz: “Furkan”, 687 vahiti, S.M.)… İstar: Yazı yazma: Büyük ebcedi 553… İst-ar: İst fikirler… İst (elif + sin + te): 461: Tilki (te + elif + lâm + kef + ye)… Üst yazılar ve fikirler; Tilki fikirler… İstâre: Perde, zar. Yıldız: Büyük ebcedi 950… 950?.. Ârâ: Fikirler. Reyler… Âr: Utanma. Mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Haya: Büyük ebcedi 442. En büyük ebcedi 707… Hayat?.. “Hâl-i siyah: Ben: 707”; (“Furkan”; S.M.)

Hayat: En küçük ebcedi 23. En büyük ebcedi 1514= 515… 23; kurtarıcı hayat olan bu dünya hayatı; kullanabilene bir fırsat zamanı, hasat zamanı. “Fırsat ganimettir!” diyor İslâm büyüğü… 23; asal bir sayıdır ve 1’den sonra gelen ardışık sayıların (düzenli) bir terkibidir. Üç ışık!.. Asal sayı, bilindiği üzere, BİR’e ve kendisinden başka sayılara bölünemeyen sayıdır. İngilizcesi, matematikte dilinde Prime: Pir-aym… Pire-ayn(m)… Fely?.. Casus?.. “Hayta” da, sanırım, hususen bu hayatı-fırsatı kullanamayana deniyor ve oradan geliyor olsa gerek. Serseri, boş gezen, boş, he, yuvarlak; gez dolaş hep aynı mıntıka hesabı ve yerinde sayma, sayı sayma, vesaire… Hayta’nın ebcedi 32’dir. Daire “diyalektiğine-hizasına” mukabil 23’dür. Demek ki hep aynı mıntıka…

Hey’et: Şekil. Suret. Görünüş. Tabiat ve cibiliyet. Gök ve yıldız ilmi: Büyük ebcedi 529… AFRİN: Büyük ebcedi 529… Afrin’in en küçük ebcedi ise 38’dir ve “Tilki” kelimesinin ebcedi de!..

Fırsat: En büyük ebcedi 2063= 65, en küçük ebcedi 26’dır… “İslâma muhatap anlayış”ın en küçük ebcedi 65 ve “İflâk”ın en küçük ebcedi 26’dır.

Ve, en ASAL sayı BİR-1; onu bölebilecek bir sayı yok!.. Her ne kadar ilmî olarak Bir-1, bir asal kabul edilmese de!..

  • “(…) Müsteykin-Yakîn vekat’i olarak bilen: 660: Keramet.): 1037: G-AZEL. (Gayn harfinin ebced değeri 1000’dir ve Allah’ın Ez-Zâhir ismine ve Küllî Cisim’e işaret eder… Gayn: Susuzluk. “Gayna, yaprakları çok olan ağaç”: 1060: Sin-İnsan… Azel: Ezeller. Başlangıcı olmayan zamanlar. Yalnız ve yalın bulunan. Velilerin, Allah karşısında fakr ve zelilliklerini “Hakk-el yakin bildikleri” mertebe. Hata, aslına benzemeyen. Kadim, bir yere gelen, ayak basan. “Üstadım’dan: Ne bir harf ne kelâm ─ Esselâm Esselâm”. Dil tutuk, yürek burkuk, yalnız teslimiyet!) ” [36]

“Hakikat-i Ferdiyye” makamı; yalnız, tek olmak… Fezz (TG-4, 553; TG-5, 113): Yalnız şey. Bir kimsenin yalnız kendi başına olması. Udûl. Geri dönmek. Buzağı. Hafif… Feziz: Seyelân etmek, akmak: En büyük ebcedi 1500… 15. İslâm asrına doğru bir akış!.. Fezz; en küçük ebcedi 15’dir… Azel: Yalnız ve silâhsız bulunan… “Azel”in ebcedi 108 ve “Feziz”in büyük ebcedi 108’dir. Aynı zamanda, Azel’in en büyük ebcedi 1432 ve Tebellüğ: Anlayıp alma. Yetişme, ERİŞME. Tebliği kabul etme: 1432.

Gayna: Yaprakları çok olan yaş ağaç: 1062= 63, en büyük ebcedi 1472… (Fırsat?)… Tilki: 470…

Hark-ı kebir: Büyük yangın. Cihan harbi: En büyük ebcedi 3473… Hark: En büyük ebcedi 1155… Kâh: Tek ODA. Bir gözlü oda. Yüksek binâ. Köşk, kasr: En büyük ebcedi 1155… Kah: Sultan… “Ölüm Odası” kültürü; “Has Oda Sırrı”?.. Kültür: 662… Çaşit: Casus: 313, en büyük ebcedi 2660= 662… “BİSTER-Yatak. Döşek. Mehd: 662: KÜLTÜR.” [37]

Bist-R… Bist: Yirmi: 462… Mart: 461… “Er: El” kabulü ile Bist-er: Mart Eli… Bist: 20… Mütefekkir’in “Erkam” adlı eserinde verdiği Dava Cetveli’nde 20: He; Hâdî ile kayıtlı… Ra ise, aynı cetvelde 202 ve Rab ism-i şerife ile kayıtlı… Hemen hatırlatalım ki, Mart-Receb’i birlikte ve “Tablo: Baba”da Receb tasvirini görebiliyoruz. Elif ile olunca Rabb: Üveybaba… Buradaki “görülen elif”, –sanırım- Allah Resûlü’ne işarettir diyebiliriz.

Cehan: Cihan, dünya, arz. Sıçrayan, fırlayan, acele ve çabuk hareket eden: 59. En büyük ebcedi 2513= 515… Mehd: Beşik. Beslenilecek, büyüyecek yer. Yeryüzü. Yayıp döşemek. Kâr kazanmak. Hazırlanmak: En büyük ebcedi 1316… FELY, (kelime TG-5, 204’de): Şiirin ince mânâlarını çıkarmak. Kesmek. (KES: 80: İNSAN). Kılıç ile vurmak (SAVAŞ). Bit toplamak: Büyük ebcedi 163, en büyük ebcedi 2316… “Ölüm Odası” (bir elif eksikle): 164= 1163… Şiirin ince mânâlarını; yâni ruhun ve nefsin (ve anlayışın) ince anlamlarını ortaya dökmek, Telegram’dan (görünmeyen işkence) mülhem ve birlikte. Bu mânâda, Bely: Mahvolmak. Belirsiz olmak… “He” farkla, Bilye: Belâ. Zahmet. Tecrübe, imtihan: En küçük ebcedi 23, en büyük ebcedi 2981= 983… Belv: Dert, ÇİLE. Musibet. Zahmet. İmtihan, tecrübe… Bilye; yuvarlak şey… (İBDA’dan mülhem) Koltuk?.. Ma’: Yeryüzüne yayılıp döşenmek: 111 (İns’in de ebcedi), en küçük ebcedi 15.

  • Üç ayların Kandil zamanları, mübarek kutlu yevm’ler, gün ve geceler… Allahu Teâlâ’nın bu vakitlere has ikrâmları var kullarına… Rabbimiz, kimsenin Cehennem’e girmesini istemiyor nihayetinde, ikrâmı sonsuz olduğundan bu ateş mekânı rızasına karşılık gelmiyor. “Rahmetim gazabımı geçti!” Hadîs-i Kutsî’si bize neler söylemez!.. Âyetlerde buyrulduğu üzere biraz tefekkür etsek çok şeyi halledeceğiz ama…Bu mânâda okunabilir bir eser olarak “Esselâm”… Çünkü üç kandil zamanı birbirinden ayrı şeyler değil; Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Allah Resûlü için kaleme aldığı “63 LEVHA”dan oluşan eseri “Es-Selâm”, kandil okuması veya kutlaması niyetine okunabilse ne kadar güzel olur. “Nasıl ve hangi hâl” üzere okunabileceği eserin Takdim’inde olmak üzere oradan bir bölüm:

“Tek başına «doğru» diye bir şey yok; O’nun getirdiği «doğru» diye bir şey var… Bu eser, o gayenin vecd pırıltılarından bir çakıntı ve aşk haykırışlarından bir ses… O kadar…

Ben «hakikat»ten O’na giden değil, O’nu topyekûn kabullendikten sonra O’ndan hakikate gelen müminim.

Hakikat mi? Hakikat sadece Allah’ın dilediği ve O’na bildirdiğidir. Ötesi, yine Allah’ın yaratığı olarak ve müstakil vücudu olmayarak yokluk… Var olmaya bakalım!.. O ki, varlık o yüzden…”

  • Gazel… Sir’et: Nefis. Koyun. Geyik. Kadınlar: 661… Siret: Bir kimsenin iç hâli, hareketi, ahlâkı. İnsanın tutmuş olduğu mânevi yol… Aneban: Erkek geyik: Büyük ebcedi 456… Necdet: Harp ve kıtal. Yiğitlik: 457= 1456… Siret: Bir kimsenin içi, hâli, hareketi, ahlâkı. İnsanın tutmuş olduğu manevî yol… Kadın(lar); fikirler, yüksek fikirler ve unutmak (nisyan) mânâsı kaim bir aşk tilka’sı (yönü)… Kadının erkekte, fethedilmesi gereken bir fikir yönü daim; parça, cüz’ü ve hissesi…

Suret derken, burada, “Suret olmadan mânâlar ebediyyen tecelliye gelmez!” hikmetini düşünebiliriz. “İç oluş”un “dış oluş”ta ortaya çıkması meselesi. Demek ki önce iç oluş, “iç şekil-ahlâk” mevzuu kaim ve suret’in önceliği meselesi, hepsiyle beraber düşünebiliriz. Bir öbek olarak… Suret derken diyalektik lâzım geldiği anlaşılıyor. Nasıl bir “diyalektik” mevzuu da peşine kendini empoze ediyor. Diyalektik’in cedel kavramıyla da ifâde edilişi, yâni kıtal, kavga, cenk, çekişme mânâsıyla. Dolayısıyla diyalektik’in bir savaş aracı olduğu aşikâr… Heyc (kelime TG-5, 137’de.): Kavga, harp, savaş, cenk: En büyük ebcedi 2315… ABDÜLHAKÎM: En büyük ebcedi 4315… Ced: Dede. Büyüklük, azimlik. Kat’edip geçmek. Talihli olmak. Kesmek: En büyük ebcedi 1313… Cedaye: Geyik: 23, en büyük ebcedi 2606: 608…Heys: Yürümek: En küçük ebcedi 15, büyük ebcedi 1800… (Kültür: 800 ile belli.)… Heys: Atâ etmek, vermek, bağışlamak. Hareket: 515, en büyük ebcedi 2027= 29… Erdiş: 515, en küçük ebcedi 29… Tilki: 461. En küçük ebcedi 29… Kültür Davamız: 800… Isram: Derviş olmak: Büyük ebcedi 608.

  • Diyalektik çok önemli… “Fikrin kendisi değil, kalıbı”(*), zarfı, düzeni, hizası (hız?..); buradaki “zarf” kavramı da bir mânâ alanı, dıştan ziyâde “iç şekil” ile alâkalı bir unsur; içe sirayeti var. Fakat dışa bakan yönüyle de bir mecazî berzah-perde durumunun olması… Meselâ; “putçuluğun hakikati bizdedir. (İslâm’da.)” denmez veya denemez. Fakat, çok gerekli ise veya özel olarak, “şekilciliğin hakikati bizdedir” denebilir.
  • Sür’at… Sir’et… Cür’et?.. (Tel’if): Barıştırmak. Husumeti defetmek. Ülfet ve imtizac ettirmek. Çeşitleri şeyleri birleştirip karıştırmak. Eser yazmak. Noksan bir adedi bine çıkarmak: 521… (İctisar) (kelime TG-6, 328’de): Çölü aşıp gitmek. Cür’et ve cesaret göstermek. Denizde geminin geçip gitmesi: 665. Büyük ebcedi 997. En büyük ebcedi 2403= 405… (İnsan): Büyük ebcedi 554… “Tilki Günlüğü”: Büyük ebcedi 998= 1997… “B.D-İBDA”: En büyük ebcedi 1996= 997… (Asker): Devredici, seyyar: En büyük ebcedi 1665… (Hemk): Cür’et etmek. Sa’y etmek. BİR KİMSEYİ BİR İŞLE MEŞGUL ETME. Birini bir işe daldırma. İnat etmek: En büyük ebcedi 1668… (Teştir): Gazeli teşkil eden beyitlerin beher mısraı arasına ikişer mısra ilâve etmek: 919, büyük ebcedi 983… (Musadde): Muhâlefet, uyuşmazlık, zıtlık: En büyük ebcedi 1919… (Teştir): Bir nesneye ayıp vermek, noksanlık vermek: En büyük ebcedi 2794= 1795… (“Cem-i Ezdad”): En büyük ebcedi 2795… (Kedh): Amel, cehd. Sa’y. Isırma veya yırtmayla hasıl olan iz: En büyük ebcedi 1514= 515…“ERDİŞ”: 515, en küçük ebcedi 29… (Akis): Üzüm çubuğu: En büyük ebcedi 1917= 918… (Zıd)… (Akis): İnatçı: En büyük ebcedi 829… (İ’tida): Sesini yükseltmek. Zulmetmek. Haddinden geçmek: En büyük ebcedi 829… (Ka’s): Ölüm, mevt: En büyük ebcedi 829… Savaş ve ölüm…(Kıtal): Muharebe. Kavga. Öldüresiye yapılan karşılıklı harp: En küçük ebcedi 21, en büyük ebcedi 1470… 21. yüzyıl ve “Tilki”: 470… “NYMPHA” (nun, ye, mim, be, he, elif): En büyük ebcedi 2997= 1999… “NYMPHA” (nun, ye, mim, be, ha, ye): En küçük ebcedi 36, büyük ebcedi 230, en büyük ebcedi 3460.

“Mutlak Fikrin Gereklili(k)i”: Büyük ebcedi 1515… “Mutlak Fikrin Gerekliliği”: En küçük ebcedi 137… Ze’nin en büyük ebcedi 137’dir, Muhiddin-i Arabî Hazretleri’nin Cetveli’nde mertebesi Hava ile kayıtlı El-Hayy İsm-i Şerif’ine karşılık geliyor. Külliyatta “HEBA” ile ilgili olarak anlatılıyor. “Hava, hebadandır.”(*)… Ze’nin ebcedi 7’dir. Bu rakam ile tekrardan yazının sonuna bir atıf yapalım.

İrhasat: Hayırlı işlerle uğraşmak. Sağlam şey. Allah Resûlü’nün Nübüvveti’nden evvel zuhur eden harikulâde hâller ki, bunlar Peygamberliğine delil teşkil eden hâdiselerdendir: 698, büyük ebcedi 1036, en büyük ebcedi 2156= 158… Tilki: 461… “Ölüm Odası”: Büyük ebcedi 699, en büyük ebcedi 4230… Muntazır: Beklenen. Ümid ile gözlenen. Gözetilen: Büyük ebcedi 1699… Savaş: En büyük ebcedi 2158.

İrhasat ile İflâk’ın en küçük ebcedleri 26’dır. İrhas: Hayırlı İşler yapmak. Israr etmek. Duvar yapmak. Sağlam şey: En küçük ebcedi 21, en büyük ebcedi 1823… Duvar; bir dil oluşturmak… “Abdülhakîm Koltuğu: 822”; (S.M.)

  • Şimdi mevzumuzu özetleyen ebced tevafukları: “Giriş – Tarih – Matla’Beyitler” (“Ölüm Odası” ciltleri): 2542. Büyük ebcedi 2997= 999, en büyük ebcedi 10529… 529 ve 529+10= 539 değerleri için FURKAN’a bakınız. (EBCED: 1+2+3+4= 10)… Afrin Ebced(i)= 529.. AFRİN: Büyük ebcedi 529… (Kazzan): Pire: En büyük ebcedi 999…(1999: İşkence başlangıç zamanı!)… “Erdiş”: En büyük ebcedi 2445… “Yürüyen El”: En büyük ebcedi 4445… (Cemaet): Her nesnenin şahsı ve cüssesi: 445… “Necip Mirza”: 323, büyük ebcedi 594, en büyük ebcedi 4541= 3542… “Tilki”: Büyük ebcedi 595… “Abdülhakîm Koltuğu” (sonu ye’li): Büyük ebcedi 2311= 313,en büyük ebcedi 7401= 408…“Abdülhakîm Koltuğu” (sonu vav’lı.): Büyük ebcedi 2313… (7401.. 1400?)… “B.D.-İBDA” (be + dal + elif + be + dal + elif + hemze): Büyük ebcedi 409…AKSİYON: Büyük ebcedi 542, en küçük ebcedi 29…

Vesic: ŞİDDETLİ SEYİR. HIZLI GİTME. Hızlı yürüyen deve: En büyük ebcedi 2595.

(İhrab): Kavgayı kızıştırma, muharebeyi alevlendirme: 212… (İhrab): Kaçma, zorunda bırakma. Çalışma, azmetme, didinme… “İflak”: 212… İhrab: Harab ve perişan etme: En büyük ebcedi 1651… (Mart: 641)… “Saleb(e)”: Tilki: 602, en büyük ebcedi 2640= 1641.

  • (Musamsa’): Küçük kulaklı GEYİK: Büyük ebcedi 500, en büyük ebcedi 2038= 40… (Musamıs): Her nesnenin hâlisi ve aslı: 261… “Tilki”: En küçük ebcedi 38… (Asâb) (TG-6, 255’de): Geyik, gazal: En büyük ebcedi 1406… (Hevaci’): Geyik: Büyük ebcedi 313… (“NESLİHAN”?..)… (Bürhe): Zaman, ân, müddet: En büyük ebcedi 2523: 1524: 525…“Suud”: Yükselmek, yukarı çıkmak. Derece artmak: En büyük ebcedi 1525… Evvel geçen bir kelime; Hebre: Et parçası: En büyük ebcedi 2523… Gazn: Hapsetmek. Kırmak: En büyük ebcedi 1524… Nek’a (kelime TG-6, 475’de.): Her kırmızı olan şey. Kalkan dikeni üstündeki kızıl kap: En büyük ebcedi 2287… Nâka’: Dişi deve. Bir yıldızın ismi. Sivilce: En büyük ebcedi 1525.
  • Söz konusu yerde, “ABDÜLHAKÎM KOLTUĞU-BERZAH” başlıklı bölümden: “ABDÜLHAKÎM KOLTUĞU, mürid olarak kabul edilmiş olmam ilgisi içinde, yaptırmam gereken bir KOLTUK, rüyâda böyle bildirildi. RÜYÂ: HAYÂL… Benim ne olduğum, beklenen olarak bellidir: FİKİR Kahramanı… Rüyâda sözü geçen SURET de, hecelenmesi gereken bir keyfiyet-keyfiyetle doldurulması gereken… Şu bellidir: Seyyid Abdülhakîm Arvasî, Üstadım ve ben… Bu çerçevede, bâtın ve zâhire doğru bir tecrid…”[38]

Hayâl: En büyük ebcedi 2190… Nefs: 190… 2190’ın başka bir formu 2019: (En büyük ebcedle) Mücef: İçi boş, kof… Şimdi burada ve mevzumuza nisbetle önemli bir kelime, Mücebbee: İçi boş nesne: 51. En küçük ebcedi 15. Büyük ebcedi 263. En büyük ebcedi 2697= 699… Ve, “Ölüm Odası”!.. Dünya: Büyük ebcedi 263…

2019: 1440 Hicri; bu meyânda okunması gereken olarak Mütefekkri’in Baran Dergisi’nde tefrika edilen 11 Ocak 2018 tarihli Ölüm Odası yazılarından: “Ölüm Odası  B-Yedi: Hicri (Hicri 1400 Gergini) – 399”…

  • “USAM-Pire. Zirve. Sıçrayan. “Mürd’ün yükselişi hatırda”: 611: TEVARÜD-Vârid olma. Gelme. Yetişme. Tıpkı birbirinden habersiz iki şâirin yanı beyti ve mısraı söylemeleri gibi. (Mehdi’nin etrafında birbirinden habersiz –dış alâka olmayan- rakamı sembolik bil, 313 kişinin aynı idrakte birleşmeleri hususundaki Hadîs’i hatırlayınız!)”[39]… Sözkonusu Hadîs’i derginin geçen sayısındaki yazımızda Külliyat’taki kaynağıyla birlikte vermiştik; 123. sayfada.
  • Merdüme: Gözbebeği: En büyük ebcedi 2151… Tevarüd: En küçük ebcedi 23… Müvarede: Girip gelme. İki şâirin birbirlerinden habersiz olarak, tesadüfen aynı beyitleri söylemeleri: En büyük ebcedi 2296= 298… Suud: Mübarek. Mübarek sayılan yıldızlar: Büyük ebcedi 298… Kes: (Mübarek) İnsan: En büyük ebcedi 151… Dü-âlem: İki dünya. Dünye ve ahiret: 151.
  • Verd: Gül: 210. Büyük ebcedi 249, en büyük ebcedi 1245… Levşeb: Kurt, zi’b: En büyük ebcedi 3243= 1245… Madgare: Savaş: 1249… Dümlüc: Kan akacak yer: Büyük ebcedi 249… Rimdida’: Gül: 250… Hamra: Çok kırmızı, kızıl renk. Şiddet ve meşakkatli geçen yıl. Şiddetle olana ölüm. Arab olmayan cinsten. Yüzü kızarmış kadın: 250… Hammar: Mürşid, şeyh, kılavuz… Mirz-âb (kelime TG-5, 267): Uzun ve büyük gemi. Ululuk: 250… Mirza?.. Ab: Su…
  • Cevcem: Kızıl gül, verd-i ahmer: 52. En büyük ebcedi 2868. (Ben: Ene: 52?..)… Cevv: Oda… Cevn?.. “Cem: El: Kusto”(*)… Levha: (Yukarıda mânâsı geçti.) Ebcedi 49, en büyük ebcedi 2866= 868… Cevv; büyük ebcedi 66… ALLAH: 66… Has Oda Sırrı?..
  • İNSAN’ın memuriyetiyle beraber mecburiyetini, temas edegeldiğimiz “hız” kavramıyla birlikte ebced tevafuklarıyla tekrar başka bir terkiple işleyelim:

“İSLÂMA MUHATAP ANLAYIŞ”: 1151= 152. Büyük ebcedi 2089, en küçük ebcedi 65… Tahvid: Sür’atle gitmek, hızla gitmek: En büyük ebcedi 2150= 1151… Sira’ (kelime TG-5, 471’de.): Hızlı gitmek, acele etmek: Büyük ebcedi 562… Din: 64, büyük ebcedi 152… ARVASÎ: En büyük ebcedi 2088= 90… (“Üç Işık: Üç lâm: 90”; -İBDA’dan mülhem.-)… Kes (Farsça.): İnsan, kişi: Büyük ebcedi 221, en büyük ebcedi 1150= 151… Neberd: Savaş, harb: En büyük ebcedi 2151… (Afrin?)… Müslüman: 221… (Not: Bu kelime; Kes, Tilki Günlüğü-2, “Tablo: Kestane” içinde)… İslâma Muhatap Anlayış’tan bir bölüm:

“Hayat, mekânsız fakat zaman içinde geçen bir varlık olduğu hâlde, “malûm-geist” adını verdiğimiz şey, yalnız mekân üstü değil, aynı zamanda zamanüstüdür de.

“Geist-malûm”, insanın kaderidir ve imân mevzuudur, imâna mevzudur… Ve “malûm”un hasrı hâlinde, insan, hareketlerinin toplamındaki görünüştür!” [40]

Kedme: Hareket: 69… Bisitan: Mekânsız(*): 9, en büyük ebcedi 2406= 408… (408: Abdülhakîm Koltuğu)… Hız: En büyük ebcedi 1224… Demrağ: Çok kırmızı olan: En büyük ebcedi 1224… Muhammed: Büyük ebcedi 224… Hafık: Ufkun nihayeti. Şark veya garb tarafı. Vuran, çarpan, çırpınan: En büyük ebcedi 1223= 224… Hafıkan: Doğu ile batı: 832, büyük ebcedi 1191… Tilki: 3190= 2191.Yukarıda, geçen sayıdaki 77’nolu iktibasımıza dikkat çekmiştik, (tekrar) bakalım; buradan bir kelime HEZZ: Hızlı okumak. Sür’atli kesmek: En küçük ebcedi 15, büyük ebcedi 707… (“Fikir Kahramanı”?..)… Kesmek ve Hız, lûgatta birbiriyle yarışır, Deve kadar olmasa da bayağı yoğunlar… Kust; sondaki kalkale harfi karakteri sebebiyle iki kere sayılırsa 190… Nefs: 190…

  • “Maddenin mecmuu olarak kuşatıcı ve Allah’ın saltanatının tecelli ettiği “su üstüne kurulu” ARŞ ve Allah’ın kendisi hariç herşeyi kuşatıcı İLİM sıfatını, “Yere göğe sığmam, mümin kulumun kalbine sığarım!” Kudsî Hadîsindeki mânânın da “ilim sıfatında” oluşunu hatırlatalım… ABKARİ-Kâmil. Beşer sanatı olmayan. Bir nevi döşek. “Berzâh âlemi, Allah’ın zât âlemine nisbetle sanki mekân gibidir””[41]

Abkari: En büyük ebcedi 1927= 928… İBDA: İzhâr etmek. Bir yerden diğer bir yere çıkmak. Yaratmak. Nümûnesiz şey yapmak: En büyük ebcedi 928… “İdam-ı nefs”(*): En büyük ebcedi 2760= 762… Berzah: En büyük ebcedi 1762… Kibs: Menzil, mekân: 82, en küçük ebcedi 10, büyük ebcedi 224, en büyük ebcedi 1761= 762… “M…….D”: Büyük ebcedi 224… (Ebced: 10)… Kabs (kelime, TG-5, 430’da.): Tâlim etmek. Her şeyin esası, aslı…

  • C: Hız… Cim: Büyük ebcedi 53… Üç… Cim: En büyük ebcedi 1943… Ahmed (Necip Fazıl): 54= 1053… “Ölüm Odası”: En küçük ebcedi 54… E= m.c2; Einstein’ın özel izafiyet formülü, formülün (başka bir yazılışla) ebcedi 1061= 62, büyük ebcedi 1636, en büyük ebcedi 4633= 1636; yâni büyük ile en büyük ebcedi aynı!.. Mehdî (ha’lı.): 62…Bedene: Kurbanlık deve: 61… Hadeka: Gözün siyahlığı, gözbebeği: En büyük ebcedi 1636… Birs: Pamuk: En büyük ebcedi 1633…(Bursa: Yesrib: Medine?.. İBDA’dan mülhem!)… Engürek: Gözbebeği: Büyük ebcedi 633… Işık hızında yolculuk, gerçek bir “yaşamayı deneme”; ruhun tavrı, gerçeğin hakikati mânâsına… Einstein, ışık hızına ulaşılamayacağını savunuyordu; tabiî, İslâm’ın bâtın yolunu (enerjisini) bilmiyordu!..

“Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,”; (“Çile” şiirinin 11. mısraı)… Mısraın ebcedi 963… Âlemeyn: İki âlem. Dünya ve ahiret: En büyük ebcedi 2963… Fıkdan: Yokluk. Bir şeyin belirsiz olması. Yitirmek: 235, en küçük ebcedi 25, büyük ebcedi 514, en büyük ebcedi 1749= 750. (750 için Furkan’a bakınız.)… Ferzâne (kelime, TG-4, 275): Hakîm. Derviş. Feylesof: Büyük ebcedi 513.

(Not: Tavır (Tavr): Suret. Hareket, hâl, vaziyet. Bir kerre, bir defa. İki şey arasındaki had ve fasıla. Kader. Miktar: En küçük ebcedi 23, büyük ebcedi 224, en büyük ebcedi 1502= 503, ve bkz: “Furkan-503” vahidine.)

”Büyük Doğu-İBDA”: 1069= 70, (be + vav + ye + vav + kef + dal + vav + gayn + vav + elif + be + dal + elif + hemze): Büyük ebcedi 1633… “Büyük Doğu”(be + vav + ye + vav + kef + tı + vav + gayn + ye) : 1069, büyük ebced 1235= 236… Karya: Eski çağlarda Bursa ve Balıkesir bölgesinin adı: 236… “Tilki: Dimne”: Büyük ebcedi 237… 53 ebced değeri için bakınız “Furkan-53” vahitine…“Necip İzzet”: En büyük ebcedi 3630= 633… Yukarıda Fetih Sûresi’nin birinci Âyet’inin ebcedini vermiştik: 1233.

  • “Yaklaştıkça daha sıcak bölmeler…”; “Büyük Doğu” Mimarı Üstad Necip Fazıl’ın bir mısraı, özel olarak; TG-4, 221’de bulabilirsiniz. Tasabbüb: Dökülmek. Bahadır olmak. Sıcaklığın artması: En büyük ebcedi 2132… İslâm: 132… Tevgir: (Mübalağa ile) Sıcaklatmak: 1616… Vav: (Kodlama ile) 616: Tilki(*)… “Kendinden Zuhur”: 1616, en küçük ebcedi 63, en büyük ebcedi 6160= 1165… Tasarruf: En büyük ebcedi 2063… “Ölüm Odası”: 83+82= 165..Zamansız: 165… Kabaza: Hız, sür’at: En büyük ebcedi 2029… Erdiş: En küçük ebcedi 29… Tasarruf’daki “ra”nın “vav” olmasına nazaran Tasavvuf: En büyük ebcedi 2026, büyük ebcedi 590. Sad’ın en büyük ebcedi 590 sayısı… Arabî Hazretleri’nin Cetveli’nde El-Mümit ism-i şerifi ile kayıtlı “Toprak” unsuru ile belli edilmiştir. Üstad Necip Fazıl Kısakürek Hazaratının “İmân ve İslâm Atlası”ndan bu İsmin mânâsını verirsek: “El’Mümît: Hayatı kaldırıcı”.

“Kabaza-Hız, sürat. Sıcak. “Bir cismin hızı arttıkça, hareket enerjisi ısı enerjisine sebeb sürtünme ile büyür!”[42]… Sür’at: Çabukluk. Hız: 730… Mahiyat: Mahiyetler. Hakikatler. Esaslar. İç yüzleri: Büyük ebcedi 730…

  • ”HER şey, kendi mahiyeti ile şey’dir”; mahiyet, hakikat ile birlikte, “gerçekliği olamayan-meselâ anka kuşu” gibi nesne ve suretleri de içine alır bir kelime… Şey: Nesne. Bilgi… Demek ki, mahiyet, “hakikati olan ve hakikati olmayan”ları kapsıyor… “Gölge kendi mahiyeti olmayandır!”; çünkü o, aslı ile var olandır… Onu var eden asıl olmayınca, yok olan… Burada mahiyet’den kasdın “hakikat” olduğu belli; yoksa “gölge, aslı olmayınca yok olan bir mahiyettedir!” denebilir…” [43]
  • “İzâfiyet teorisi, esasen şunu söyler:

─ “Mekân ve zaman, mutlak değildir; hem müşahede edene, hem müşahede edilene göre değişir; kişi ne kadar hızlı hareket ederse, bu daha iyi görülür. Hareketimizi asla ışık hızına ulaştıramayız. Ne kadar uğraşırsak ve hızlı gidersek, dışarıdan bakan bir müşahide göre o kadar değişime uğramış görünürüz!”

(…)Einstein’a göre, zaman karasızdır ve durmadan değişir; biçimi bile vardır. “Mekân-zaman” diye bilinen alışılmadık bir buudta, zaman, mekânın üç buuduyla iç içe geçmiştir. Stephan Hawking’in ifâdesiyle, “ayrılmaz bir biçimde.” [44]

  • Hatırlatılması gereken: Tahliye zamanı (hızı)… Hadf: Yürüme hızı: Büyük ebcedi 717. En büyük ebcedi 1441… 717×2= 1434= 435… 1435?.. Ve şu: 1441-1434= 7… Temmuz 2014-(1435 Ramazan)… Tahliye; kelimenin büyük ebcedi 1090: Lâm’ın en büyük ebcedi…2×45= 90: Sad: Suud: Kust… IŞIK?.. Zefif: Çabuk davranan. Çevik. Deve kuşunun yelmesi. Gelini kocasına göndermek. Hızla gitmek: Büyük ebcedi 181, en büyük ebcedi 2014… Tahliye: (Halâ’dan.) Boşaltmak. Boş bırakmak. Serbest bırakmak. Tathir etmek. Temizlemek: 1045… “Ölüm Odası”: 699, en küçük ebcedi 45… Mübagbag: Çok hızlı, seri ve acul: 2044= 1045… Mevkut: Vakitli. Vakti belli olan: En küçük ebcedi 30 (“lâm: ışık”), büyük ebcedi 698… “Tâzi-Arab. İz süren. Tabirci”[45]: En büyük ebcedi 1045… Mevvar: Seri, çabuk, hızlı, sür’at: En büyük ebcedi 1313… Tekrar hatırlatalım: “Ölüm Odası”nın büyük ebcedi 699= 1698… Memat: En büyük ebcedi 999… “Birim”(*)… Birleme: Bin: Bir; (+1) ile, 1999= 2000… 15. Asır!.. 2000-17= 1983… Tekrar: En küçük ebcedi 29, büyük ebcedi 1015… Terdad: Tekrar: En küçük ebcedi 21… Engare: Baştan geçen bir olayı tekrarlama…

(Not: (*) ve diğerleri için, “Ölüm Odası-Matla’ Beyitler”in 53. sayfasına bakınız.)

  • Sanırım anlaşılıyor; hız için, ışık için, “doğru düşünce için” ve insanlık için bir formül: “Büyük Doğu-İBDA”… En nihayetinde, Li-eclillah: Allah için, Allah rızası için. Allah rızası dairesinde: Büyük ebcedi 565, en büyük ebcedi 6126= 132… İSLÂM: 132… 565 vahiti için “Furkan – Lûgat-ı Salihûn”a bakınız. “Kusto: 181”…

MİRZABEYOĞLU (Yürüyen El): En büyük ebcedi 4987= 991.


 

[*] CEM EKER, 1971 İstanbul Doğumlu. Uludağ Üniversitesi Matematik Bölümü mezunu. Matematik öğretmenliği yapıyor. Özel ilgi alanı Salih Mirzabeyoğlu’nun “Tilki Günlüğü” isimli eseri.

Notlar

1- Salih Mirzabeyoğlu, Sefine – “Suver-i Hayâl Âlemi”, İbda Yayınları, İstanbul 2003, s. 13

2- – Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Tarih”, İbda Yayınları, İstanbul 2013, s. 615

3- Salih Mirzabeyoğlu, Kültür Davamız-“Temel Meseleler”, İbda Yayınları, 3. Basım, s. 43

4- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, c. 6, s. 15

5- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi -“Matla Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 230

6- Salih Mirzabeyoğlu, Hikemiyat- “Tefekkür ve Hikmet”, İbda Yayınları, 2. Basım, s. 188 – 190

7- Salih Mirzabeyoğlu, Hikemiyat – “ Tefekkür ve Hikmet”, İbda Yayınları, 2. Basım, s. 193

8- Salih Mirzabeyoğlu, Büyük Muztaribler- “Düşünce Tarihine Bakış”, İbda Yayınları, İstanbul 2003, c. 2, s. 499

9- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi -“Giriş”, İbda Yayınları, İstanbul 2012, s. 446

10- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Matla’ Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 70

11- Salih Mirzabeyoğlu, “Ölüm Odası – B Yedi -“Giriş”, İbda Yayınları, İstanbul 2012, s. 344

12-  Salih Mirzabeyoğlu, “Ölüm Odası – B Yedi – “Tarih”, İbda Yayınları, İstanbul 2013, s. 261

13- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, c. 3, s. 368

14- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Matla’ Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 113

15- Salih Mirzabeyoğlu, “Ölüm Odası B Yedi: Hicri (Hicri 1400 Gergini)- 399”, Baran Dergisi’nden.

16-Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, İstanbul 1994, c. 6, 513

17- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, İstanbul 1994, c. 6, 201

18- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Giriş”, İbda Yayınları, İstanbul 2012, s. 163

19- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, c. 3, s. 39

20- Salih Mirzabeyoğlu, İslâma Muhatap Anlayış – “Teorik Dil Alanı”, İbda Yayınları, İstanbul 2015, s. 117

21- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, İstanbul 1991, c. 1, 341

22- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi -“Matla’ Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 498

23- Salih Mirzabeyoğlu, Sefine – “Suver-i Hayâl Âlemi”, İbda Yayınları, İstanbul 2003, s. 295

24- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, c. 2, s. 438

25- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi -“Tarih”, İbda Yayınları, 2013 Basım, s. 237

26, 26- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü,İbda Yayınları, c. 1, s. 473 ve 474

27- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, c. 2, s. 217

28- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi -“Matla’ Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 578

29- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, c. 3, s. 473

30- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, c. 3, s. 117

31- Salih Mirzabeyoğlu, İbda Diyalektiği – “Kurtuluş Yolu”, İbda Yayınları, 3. Basım, s. 232

32- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, c. 2, s. 95

33- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, 1994 Basım, c. 5, s. 364

34- Salih Mirzabeyoğlu, Tilki Günlüğü, İbda Yayınları, c. 2, s. 123

35- Salih Mirzabeyoğlu, Büyük Muztaribler-“Düşünce Tarihine Bakış”, İstanbul 2006, c. 4, s. 17

36- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Matla’ Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 430

37- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Matla’ Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 245

38-  Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Tarih”, İbda Yayınları, İstanbul 2013, s. 172

39- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi -“Matla’ Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 702

40- Salih Mirzabeyoğlu, İslâma Muhatap Anlayış-“Teorik Dil Alanı”, İbda Yayınları, İstanbul 2015, s 118

41- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Tarih”, İbda Yayınları, İstanbul 2013, s. 945

42- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Matla’ Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 699

43- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Matla’ Beyitler”, İbda Yayınları, İstanbul 2014, s. 564

44- Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası – B Yedi – “Giriş”, İbda Yayınları, 2012 Basım, s. 314

45- Salih Mirzabeyoğlu, “Ölüm Odası – B Yedi: Mağara (Sınırda Sınırsızlık) – 400” Baran Dergisi’nden.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı giriniz