İBDA KÜLLİYATI ÜZERİNE DENEMELER – 32 (Üç Işık)

92

ÜÇ IŞIK

“Sohbet – Konferans” 

Bir yönüyle son derece basit ve açık, diğer yönüyle son derece derin ve girift bir dava…

Girift yönünden başlayalım: Bir efsane-espri hâlinde Emir Buharî‘ye dayanıyor. Buhara’dan, şeyhinin nasihati ve göğe fırlattığı üç meşale ile yola çıkıyor Emir Buharî… Meşaleleri kalb gözüyle takib edecek ve üçüncüsünün söndüğü yerde yerleşecek… Birinci meşale sönüyor, ikinci meşale sönüyor, üçüncüsü onu Bursa’ya kadar getiriyor, orada sönüyor. Bunun üzerine Emir Buharî Bursa’ya yerleşiyor, Yıldırım Bayezid‘in manevî hocası ve İstanbul’un fethine katılacak dervişlerin pîri oluyor.

Meşhur bir hikâyesi de vardır. Yıldırım Bayezid, Bursa Ulu Camii’ni yaptırır. Açılışına şeyhini çağırır. Sorar: “Nasıl olmuş?” Emir Buharî, “güzel olmuş” der, “yalnız, yanında bir meyhânesi eksik.” Yıldırım‘ın içkiye düşmesini kınıyor. Bu hikâye, hakikati olmak şartıyla, manevî yolun her şeyin üstünde olduğuna, gerektiğinde sultanları bile hesaba çekebileceğine delil diye gösterilir. Tabiî, bu yolun hakikati de pek kalmamıştır. Şimdi insanlar, iktidara yakın oldukları kadar büyüdüklerini zannederler.

İş, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ne kadar gelir. O da Emir Buharî ile aynı yolun bir başka kolundan gelme; tarikatlerin en büyüğünün, Tarikat-ı Aliyye’nin en büyüklerinden ve son temsilcisi… Yanılmıyorsam, 1918’in sonlarında, İstanbul işgâl altındayken, Van yöresinden hicret ederek İstanbul’a geliyor. Sultan Vahîdüddin kendisine büyük bir hürmet gösteriyor. Yunan işgâli döneminde, kendisinden memleketin kurtuluşu için dua ve yardımlarını esirgememesini istiyor. Yanlış bilmiyorsam, iki defa görüşüyorlar. Abdülhakîm Arvasî Hazretleri, dualarının yanında, Anadolu’ya savaşmak için birçok bağlısını gönderiyor; millî mücadeleye destek veriyor.

Savaştan sonra, Beyoğlu Ağa Camii’nde ve Eyüp’teki dergâhında sohbetleri var. Küçük sayılabilecek bir cemaati var. İnkılâblara zahiren tepki göstermiyor. İsyanlara katılmıyor. Hattâ tekke ve zaviyelerin kapatılmasına “Onlar zaten kendi kendilerini kapatmışlardı, içleri boştu” şeklinde fikir beyan ediyor. Hiçbir siyasî renk vermiyor. Bununla beraber, 1940’ların başında türlü zulümlere, sürgünlere, hapislere maruz kalıyor. Ve sürgün olarak gönderildiği Ankara’da vefat ediyor.

Abdülhakîm Arvasî Hazretleri‘nin bir eseri olarak Büyük Doğu-İBDA gösterilebilir. Zaten Üç Işık kavramı da, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin, kendisine soyadı olarak seçtiği ve bu yönüyle dikkat çeken bir kavram… Herhâlde, O’nunla son bulan şeylerin, batan bir dönemin ardından, yine O’nunla başlayan yepyeni bir İslâmî oluş ve yenileniş dönemine işaret ediyor: Abdülhakîm Arvasî – Necib Fazıl – Salih Mirzabeyoğlu… İşte Büyük Doğu-İBDA davasının iç yüzü ve manevî buudu olarak “Üç Işık” kavramı!..

Başlangıçta bu yolun ilgi dairesi içinde, bugün Türkiye gazetesi (İhlas Holding) olarak bilinen Işıkçılar çevresi de vardır. Ama onlar, bu işi fikir ve kavga plânında sürdüren Üstad Necib Fazıl‘ı anlamamışlar, işi tarikat olarak devam ettirmeye çalışmışlar, bunu başaramayınca Büyük Doğu’ya engel olmaya kalkışmışlar ve en sonunda iktidarlara yakın olmanın verdiği servetlerle bu davadan çekilmişler, sâkin sulara gitmişlerdir.

Tıpkı onlar gibi, Büyük Doğu’nun 40 yıllık mücadelesi boyunca ortaya çıkmış binlercesi de vardır. Bunların bir kısmı şu ân devletin en tepesindedir. Bir kısmı, çeşitli cemaatler, çıkar grubları ve partiler oluşturmuşlar ve kendi şeyhliklerini ilân etmişlerdir. Sezai Karakoç‘un dediği gibi, “Hepimiz Necib Fazıl‘ın paltosundan çıktık”. Ama hiçbirisi, Büyük Doğu-İBDA mânâsını anlamamışlar, bu işin büyüklüğünü idrak edememişler ve çoğu çeşitli dünyalık heyecanlar içinde kaybolup gitmişlerdir.

Geldik, kavramın en basit yönüne: “Üç Işık” demek, İslâmî mücadele tarihinin muhasebesi ve özü demektir. İBDA Bayrağı’ndaki üç hilâlde bu mânâ görünür.

4 Ağustos 2011

Kaynak: S.G. “İBDA Külliyatı / Salih Mirzabeyoğlu’nun Eserlerine Giriş Mahiyetinde Denemeler” ismiyle 2015 yılında Akademya tarafından basılmış ve bir süre sonra tükenmiş bir eserden kamuoyunun istifâdesi amacıyla yapılmış iktibaslardır. Eser, Türkiye’nin en çok takib edilen forum sitesinde İBDA Külliyatını tanıtma gâyesiyle 2011-2014 yılları arasında kaleme alınmış denemelerden oluşmaktadır.

Salih Mirzabeyoğlu Kimdir? İBDA Nedir?

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!