Külliyatta Başyücelik Devleti: BAŞYÜCELİK EMİRLERİ – VESAİRE

202

“Kemmiyet ve dış kalıp plânında her şey ve her zaman değiştirilebilir ve icaplara uydurulabilir. Değişemez olan ruh ve keyfiyettir. Dâva, sadece, bu ruh ve keyfiyete denk, dış kalıp ve teşkilâtı, usta mimarlar eliyle petekleştirebilmekte…” (NFK)

  • ZEVK İDRAKİ: Pratikte Büyük Doğu dâvasını kalem kalem göstermeye ne imkân, ne de lüzum vardır. Her şey, bu dâvanın ruh tohumunu ele alıp her sahada ağacını şekillendirmek ve yetiştirmekten ibarettir. Esas etrafında dal dal şekillendirme işi, izahtan müstağni bir zevk idraki işidir.
  • EMİR (YAP!) – YASAK (YAPMA!): Pratikte Büyük Doğu dâvası, emirler ve yasaklar, yeniden ruh ve şekil verileceklerle, kökünden kazınacaklar halinde iki bölümlü…
  • YASAKLAR: Asıl dâvamız müspet olarak yapılması gerekenler, yani emir manzumesine girenler olduğuna göre, yasakları pratikte ve içtimaî tatbikat sahasında kısaca şöyle hülâsa edebiliriz: Bütün ölçülerimizin temel dayanağı olan ana kıstasa aykırı her şey… Evvelâ sonu “hane” ekiyle bitenler: Umumhane, meyhane, kumarhane, bazı halleriyle kahvehane, her türlü tembelhane, rezalethane vesaire…
  • CÂMİ VE MESCİD: Yapılacakların başında, 1000 küsur yıldır ruh ve şekli bulandırılmış olan câmi ve mescidi aslî haline getirmek vardır. “Câmilerinizi sâde ve şehirlerinizi ziynetli bina ediniz!” meâlindeki Peygamber emri, evet 1000 küsur yıldır tatbikçisini bulamamış ve aksine şehirleri sefil ve mâbedleri şahane bina etmek mânâsına alınmış olarak, hakikatine Büyük Doğu ideolocyasında kavuşacak; ve dünyamız, muazzam ve muhteşem şehirlerin her tarafında, son derece sade, basit, mücerret çizgili, fakat o nisbette heybetli, vekarlı ve mânâlı mâbetlerle donanacaktır. Câmiden gaye, şekil değil, ruhtur; ve orası, maddesiyle seyredilip hayran kalınmanın değil, içinde ve mücerret bir dünyada erimenin yeridir. Bu zamanadek dikkat edilemeyen bu mânâyı Büyük Doğu dâvası maddeye nakşedecek; ve doktorların yaralara bastıkları bezler kadar temiz, içinde hiçbir lâubalî harekete müsaade edilemez ve her ân teftiş ve murakabe altında câmiin, yani gerçek İslâm mabedinin ne demek olduğunu gösterecektir.
  • BANKA: Ölçü dışı bütün kötü ve menfî taraflarından arınmış, kazanç şeklini temel ölçüye uydurmuş ve yalnız temel iktisadî nâzım ve sermaye kuvvetlendiricisi rolüyle makbul…
  • SPOR: Hiçbir kumara âlet edilmeksizin, sadece hâkim ruhun uygun bedenine yardımcı olarak ve asla kendi başına azizleştirilmeyerek ve ruhu karartmasına imkân verilmeyerek caiz ve lâzım…
  • SİNEMA VE TİYATRO: Dâvaya tam tatbik edilmiş olarak en tesirli iki telkin kürsüsü…
  • MÛSİKÎ: Kötülük ve süflîliğe âlet edilebilecek her tatbik şekliyle (meyhane ve oyun mûsikîsi) yasak, iyilik ve ulviliğe vesile her şekliyle de (sâf sanat ve ilâhî tefekkür) benimsenecek ve müessirleştirilecek güzel sanatlar kolu…
  • ÂBİDE: Heykele mukabil, millî kıymetler, hatıralar ve ölçüleri, harikulâde mimarî ifadeler ve mücerret çizgiler içinde belirtici tarz…
  • MİLLÎ KÜTÜPHANE: Maarif cihazı emrinde, şehirlerde kubbeleşen ve köylerde tek odaya kadar inen, uçsuz bucaksız kitap harmanı…
  • PARTİ, BİRLİK, DERNEK, KULÜP, SENDİKA: Ancak, nizamın zedelenmesi, fikrin gürültüye gitmesi ve hakların çalınması ihtimalini yaşatan rejimlerde, bellibaşlı sınıf ve zümrelerin, dâvalarını veya cemiyete karşı haklarını savunmaları için kabul edilen bu zaaf ve menfîlik müesseselerinden hiçbirine yer yok, sadece onların devlet hamle ve teşebbüslerini tamamlayıcı hayır ve müspet teşekküllerine izin vardır.
  • KILIK VE KIYAFET: Büyük Doğu ideali, daima bir evde baba sıkıyönetimi tavriyle milletinin kılık ve kıyafetine kadar müdahalecidir; ve başta kadın kılığı bulunmak üzere, ahlâk, edep, zarafet ve şahsiyeti esas tutar.
  • ZABITA: Son derece şefkatli, terbiyeli, halk emrinde, fakat en küçük bir zorbalık ve külhanbeylik edasına kadar bütün kabalıkları takip edecek ve (estetik-bediî) bakımından bile suçlandıracak derecede dikkatli, bilgili, kudretli bir zabıta…
  • Büyük Doğu idealinin hüküm sürdüğü diyarda Batılı elçi, memleketine şu yolda bir rapor yazacaktır: “Görülmemiş bir nizam, disiplin, iş ve fikir birliği hendesesi içinde, bizim medeniyetimize bağlı bir aydının ancak cehennem hayatı kabul edebileceği bir yaşayış şekli…”
  • Büyük Doğu idealinin pratikteki şekilleriyle dünyası, bir sefa çerçevesi değil, ilâhî aşk ve gaye uğrunda bir cefa çevresidir.

Kaynak: Necib Fazıl, İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ, Büyük Doğu Yayınları, 30. Basım, İstanbul 2021, s. 383-386.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!