Sakat Muhakeme – Salih Mirzabeyoğlu (Kültür Davamız)

BİRİNCİ YANLIŞ

Zıddını düşünmek… Meselelere yaklaşırken öncelikle üzerinde durulması gereken husus, doğrunun ne olduğunu bilmeden zıt düşüncenin söylediğinin tersini söyleyerek bizim açımızdan doğruya varılamayacağını anlamaktır. Karşısındakinin yanlışını göstermekle kendi doğrularını bulabileceklerini sananlar, fikir sahibi olmak ve doğruyu bulmak bir yana, başka alternatif getiremediklerinden dolayı, yanlış da olsa karşı düşünceyi tersinden yaşatanlardır.

Kendi açımızdan bu ruh hâlinin günlük hayattaki saçmalıklarını sayısız örneklerle gördük. Meselâ, komünist bir sendikanın hâkim olduğu fabrikalardaki işçi ücretlerine nazaran son derece düşük ücretle çalışılan bir fabrikada, müslüman sendikanın temsilcileri ücret artışı talebinde bulununca, davranışları komünistçe(!) bir tutum olarak değerlendiriliyordu. Bizim müslüman geçinen patron, güya İslâmcı partinin (MSP) milletvekillerini ve müftü vesaireyi araya koyarak, parti gazetesinde bu işlerle uğraşan namuslu ve sözünü kimse için geri almaz yazarın da gazeteden atılmasını sağlayarak, işçilerin ve sendikanın komünistçe(!) davranmasını Allah rızası(!) için önlemiş oluyordu.

İKİNCİ YANLIŞ

Karşı yanlış… Karşı düşüncenin hak ve hakikat olarak kabul ettiklerinin “bizce” yerini ve değerini anlamaksızın, onu kendine yamamaya veya ona yamanmaya yeltenen, zıddını düşünme örneğinin tersi; karşı yanlış… Bunun misâli de şu:
— “Yaşasın karşı anamalcı çizgimiz!”
Lâfa bak!..
Karşı anamalcılığın (sermaye düşmanlığının) en tutarlı “dünya görüşü” marksizmdir; doğruluğu, yanlışlığı ve uygulanabilir olup olmaması ayrı mesele… Her inanışın bir ideolojisi olduğuna göre, “Mutlak Fikir” ölçülerine nisbetle nasıl böyle bir sonuca varıyorsun ve hangi fikir sentezinle?..

ÜÇÜNCÜ YANLIŞ

Donma ve alışkanlık… Donma ve alışkanlık, yeri ve değeri bilindiği takdirde makbul, diyalektik ve ahlâkımızı heceleyememiş paysızların tavır ve düşünüsü olarak menfilik belirten bir dava.

Şuurun kaynağı meselesinde ele alacağımız üzere, şuur her ân maksatlıdır; zihnî vakıa ise hakiki bir tecrit… Ruh, devamlılığın ve yeniliğin temsilcisi; akıl ise, donmanın… Ancak, keyfiyetin kemmiyet ve muhtevanın şekil zarureti gibi, akıl ruha bağlı bir zaruret; ne akılla olur, ne akılsız.

MUHAFAZAKÂRLIK

Muhafazakârlığın mânâsı ve değeri mevzuuna göre değişir… Bellibaşlı üç husus çerçevesinde hülâsa edersek:

Nereden ne aldığın değil, nereye akıttığın, ne yapmak istediğin, ne olduğun, eserinin muhtevası, nisbet içinde olduğu mihraka göre mânâsı, dost ve düşman kutuplara nazaran değeri, yeri ve etkisidir önemli olan; bir eseri değerlendiriş ve kıymet tayin etme ölçüsü budur.

Salih Mirzabeyoğlu, Kültür Davamız “Temel Meseleler”, İbda Yayınları, 3. Basım, Sayfa: 23-31

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!