Seçme Eserlerden Seçme Tesbitler: KÜLTÜR VE MEDENİYET

45
  • Tabiî ki dil, kültürün merkezidir… (MEDENİYETLER ÇATIŞMASI – SAMUEL B. HUNTİNGTON)
  • Bir kültür, yazılı tezahürlerinden yahut sanatçı ve düşünürlerinin ürünlerinden ibaret görülmemelidir. (AKLA VEDA – PAUL FEYERABEND)
  • Her kültür, kendi sistemli psikolojisine sahiptir, tıpkı insan bilgisinin ve hayat tecrübesinin kendine has üslubuna sahip olduğu gibi. Hattâ her ayrı safha (skolastisizm çağı, safsatacılar çağı, aydınlanma çağı), sadece kendisine ait olan sayı, düşünce ve tabiat konusunda fikirler oluşturduğu gibi, her ayrı yüzyıl da kendine has bir ruh görüntüsünde kendini aksettirir. (BATININ ÇÖKÜŞÜ – OSWALD SPENGLER)
  • Bir kültür için doğru olan bir şeyin, ötekiler için doğru olması gerekmez. (AKLA VEDA – PAUL FEYERABEND)
  • Bazı kültürler, sorunları korkutucu değil eğlencelik tuhaflıklar olarak görür; onları “çözmeye” çalışmak yerine, yakasını bırakır ki olup bitsinler. (AKLA VEDA – PAUL FEYERABEND)
  • Yeni dünyada mücadelenin esas kaynağı, öncelikle ideolojik ve ekonomik olmayacak. Beşeriyet arasındaki büyük bölünmeler ve hâkim mücadele kaynağı, kültürel olacak. (MEDENİYETLER ÇATIŞMASI – SAMUEL B. HUNTİNGTON)
  • Kültürler arası temas ve bağlantıların zaman zaman çok güçlendiğini ve sizin aklınızdan geçirdiğiniz anlamda kültürel birliklere çıktığını da kabul ediyorum – fakat bunun nasıl meydana geldiğine daha dikkatli bakın: çoğu zaman birlik güç kullanarak kabul ettirilmiştir ve ilgili insanların eylem ve arzularıyla gerçekleştiği durumlar nadirdir. (AKLA VEDA – PAUL FEYERABEND)
  • Burada dayatılan, ihraç edilen ve yeniden dayatılan şey, güçlü grup ve kurumların entellektüel, politik desteğini ardına almış tek tip bir görüşler ve pratikler manzumesidir. Bugün Batılı hayat biçimleri dünyanın en ücra köşelerine bile girmiş ve daha 20-30 yıl öncesine kadar onların varlığından habersiz halkların âdet ve alışkanlıklarını değişikliğe uğratmıştır. (AKLA VEDA – PAUL FEYERABEND)
  • François Jacob: “İnsan dünyasında tabiî çeşitliliği besleyen kültürel çeşitliliktir; bu, insanoğlunun farklı hayat koşullarına daha iyi uyum göstermesine, dünyadaki kaynakların daha iyi kullanılmasına imkân verir. Ancak bu bahiste şimdi bir bir-örneklik ve donukluk tehdidi altındayız…” (AKLA VEDA – PAUL FEYERABEND)
  • Gücün yolu basit ve oldukça sık tutulan bir yoldur. Tartışma yoktur; anlama çabası yoktur; gücü elinde bulunduran hayat biçimi, kendi kuralını koyar ve ona ters düşen davranışı yok eder. İşgal ve fetihler, sömürgeleştirme süreçleri, kalkındırma programları ve büyük bir bölümüyle Batı eğitimi bunun örnekleridir. (AKLA VEDA – PAUL FEYERABEND)
  • “Çağdaş kültür”ün yahut “dünya kültürünün bunalımı”ndan bahsettiklerine bakmayın, demek istedikleri Batı akademik ve sanat hayatıdır. (AKLA VEDA – PAUL FEYERABEND)
  • Mecburi kültür değişmeleri umumiyetle muhtelif medeniyet veya kültür temsil eden cemiyetlerin doğrudan doğruya karşılaştıkları vaziyetlerde meydana gelmektedir. (KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ – MÜMTAZ TURHAN)
  • İspanyollar Meksika’da yerlileri kiliseye gitmeye, Hıristiyan merasimine iştirake mecbur ederken, aynı zamanda putperest dinlerini de terk etmeye zorluyorlardı. (KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ – MÜMTAZ TURHAN)
  • Tahitili yerliler, misyonerlerden işittikleri Protestan ilahilerini gayet canlı birer dans müziğine geçirmişlerdir. Buna mukabil, Avrupalı veya Amerikalı bestekârlar da, yerli kavimlerin melodilerini, aynı suretle değiştirerek adapte etmektedirler. (KÜLTÜR DEĞİŞMELERİ – MÜMTAZ TURHAN)
  • Coca-Kolonizasyon tezinin savunucuları, kültürü tüketim eşyası ile özdeşleştirmektedirler. Halbuki bir kültürün esasını din, dil, değer hükümleri, gelenekler ve âdetler oluşturur. (MEDENİYETLER ÇATIŞMASI – SAMUEL B. HUNTİNGTON)
  • Güney İtalya’daki bir köyün kültürü, Kuzey İtalya’daki bir köyünkinden farklı olabilir; fakat her ikisi de onları Alman köylerinden farklı kılan müşterek İtalyan kültürünü paylaşacaklardır. Avrupalı toplumlar, kendilerini, sırasıyla, Arap ve Çin toplumlarından ayıran kültürel hususiyetleri paylaşacaklardır. (MEDENİYETLER ÇATIŞMASI – SAMUEL B. HUNTİNGTON)
  • Emperyalizmin en kötü ve en çelişkili armağanı; insanların, yalnızca, başlıca ve dışlayıcı bir biçimde, beyaz, karaderili, Batılı yahut Doğulu olduklarına inanmalarına imkân sağlamasıdır. Oysa insanlar, tıpkı kendi tarihlerini kendileri yaptıkları gibi, kültürlerini ve etnik kimliklerini de kendileri yapıyor. (KÜLTÜR VE EMPERYALİZM – EDWARD W. SAİD)
  • Kültür ağır baskılar altında kalsa dahi, yazarlar ve düşünce adamları üretimlerine devam edeceklerdir. (ORYANTALİZM [DOĞU BİLİM] – SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF KOLU – EDWARD SAİD)
  • Edebiyat ve kültürün çoğu zaman siyaset, hattâ tarih açısından suçsuz olduklarını belirtmek gelenek şekline gelmiştir. Bu bana her zaman yanlış göründü. Toplum ve edebî kültür birbirinin tamamlayıcısıdır ve birbirinden ayrı düşünülemez. (ORYANTALİZM [DOĞU BİLİM] – SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF KOLU – EDWARD SAİD)
  • Kültürel ilişkilerde ve kültürün iç münasebetlerinde en fazla geçerli olan, “gerçek”ten  ziyade, bu gerçeğin “ takdim”idir. (ORYANTALİZM [DOĞU BİLİM] – SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF KOLU – EDWARD SAİD)
  • Tüm kültürler birbirinin içine karışmıştır; hiçbiri ferdî ve katıksız değildir. (KÜLTÜR VE EMPERYALİZM – EDWARD W. SAİD)
  • Harriet Martineau 1857’de “Asya koşullarında gelişmiş, hazırlıksız kafa, ister Hindu olsun ister Müslüman, Hıristiyanlaşmış Avrupa kafasıyla fikrî yahut ahlâkî olarak duygudaşlık edemez” diyordu. (KÜLTÜR VE EMPERYALİZM – EDWARD W. SAİD)
  • Hindistan için tasarlanan eğitim sisteminde, öğrencilere yalnızca İngiliz edebiyatı değil, İngiliz ırkının yapısında bulunan üstünlük de öğretilmiştir. (KÜLTÜR VE EMPERYALİZM – EDWARD W. SAİD)
  • Arap dünyasının üniversiteleri, genellikle, eski sömürgecilik devirlerinden kalma geleneklerin mirası ile örgütlenmişler veya sömürgecilerin bıraktıkları modele sadık kalmışlardır. (ORYANTALİZM [DOĞU BİLİM] – SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF KOLU – EDWARD SAİD)
  • Önemli olan, öğrencinin geldiği kaynak değil, bu öğrencinin sonradan alacağı şekildir. Önemli olan, insanların ne oldukları veya ne düşündükleri değildi, fakat onları ne hâle getirmek ve ne düşündürmek gerektiği idi. (ORYANTALİZM [DOĞU BİLİM] – SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF KOLU – EDWARD SAİD)
  • Manfred Halpern’e göre, insan bilgisinin bütünü sekiz bölüme ayrılabiliyorsa, Arap düşüncesi bunlardan ancak dördüne hâkim olabilmektedir. (ORYANTALİZM [DOĞU BİLİM] – SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF KOLU – EDWARD SAİD)
  • Yazar, profesyonel ilim gücü ile kendisini koruyamayacak olursa, “kabul edilmiş fikirler” bütünü, kısa zamanda onu etkisi altına alacak ve istediği yola çekecektir. (ORYANTALİZM [DOĞU BİLİM] – SÖMÜRGECİLİĞİN KEŞİF KOLU – EDWARD SAİD)
  • Yazarların ideolojisinin, sınıf yahut iktisadî tarih tarafından mekanik bir biçimde belirlendiğine inanmıyorum; ancak enikonu kendi toplumlarının tarihi içinde yer aldıklarına, tarihleri ve kendi içtimaî tecrübeleriyle farklı ölçülerde biçimlendirme ve biçimlendirilme ilişkisi içinde olduklarına inanıyorum. Kültür ve ihtiva ettiği estetik biçimler, tarihî tecrübeden türüyor… (KÜLTÜR VE EMPERYALİZM – EDWARD W. SAİD)
  • Chinua Achebe: “Batılı yazarların eserleri, eşyanın tabiatı icabı otomatik olarak evrensellikten etkileniyordur! Evrenselliğe ulaşmak için çaba göstermesi gerekenler ise, yalnızca ötekilerdir. Sanki evrensellik, Avrupa yahut Amerika yönünde.” (KÜLTÜR VE EMPERYALİZM – EDWARD W. SAİD)
  • Herhangi bir başka şeyin uzantısı değilim, düpedüz neysem oyum ben. Evrensel olanın peşinden koşmadım, koşmam de gerekmiyor. (SİYAH DERİ BEYAZ MASKELER – FRANTZ FANON)

Seçme Eserlerden Seçme Tesbitler: FAYDALANILAN KİTAPLARIN KÜNYELERİ

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz