Takvimdeki Deniz – Takvim Şahitliğinde “Üç Işık”

181

Hangi aydayız?.. Veya şimdi hangi senedeyiz?.. Ne kadar basit bir sual… Fakat cevabı oldukça girift!.. Bu aynı, bilgi yarışmalarında sorulan fakat cevabından ötürü de “muallakta” kalan suallerden birisidir…

Gerçekten de şu ân hangi senedeyiz?.. Bu sualin cevabını -tabii hiçbir yere bakmadan- hemen verebilir misiniz?.. “2002”, ilk akla gelen “seçenek”… Ardından, “1423” gelecektir… Onun ardından da “1418”… Fakat daha bitmedi; akla gelmeyen bir “tarih” daha var: 1380…

Şimdi suali tekrar kendinize sorun:

– “Bugün” ayın kaçıdır; şimdi hangi “sene”deyiz?..

Ben kendimce bir cevab verebilirim:

“Bugün”, 19 Eylül; 12 Receb; 6 Eylül ve Hızır’ın 137’si… “Gün” olarak böyle, “sene” olarak da şöyle: 19 Eylül 2002; 12 Receb 1423; Rumî‘nin 1418’si…

Şimdi gelelim, bütün bunların sebebi takvim çeşitlerine; çünkü birden fazla takvim var ve halen de kullanılmaktadır… Hemen eklemek gerekirse, her medeniyetin-kültürün, dünyayı kendine göre nizamlama çabasıdır bu “takvim” çeşitliliğinin sebebidir… Aşağıdakiler, İslâm ülkelerinde kullanılan takvim çeşitleridir; Hıristiyanların ve Yahudilerin kendilerine has olan takvimlerinin çeşitlerini yazmadık.

Takvim-i Arabî: Hicretten 17 sene sonra görülen lüzum üzerine Hazret-i Ömer tarafından kamer senesi esas ve hicret tarihi başlangıç sayılmak suretiyle tertiplenen takvim.

Takvim-i Celalî: Hicrî 468 tarihinde, başlangıcı nevruz olmak üzere Selçuklu hükümdarı Melikşah tarafından tertib edilen takvim…

Takvim-i Efrenci (miladî): Papa XIII. Gregorius tarafından 1582’de tashih edilip şimdiye kadar -umumiyetle- kullanılmakta olan ve 1926’dan beri de TC’de kullanılan takvim.

Takvim-i Rumî: Milattan 46 sene önce Julius Caesar tarafından tesis edilen takvim.

Bunların dışında daha birçok takvim mevcut.. Çinlilerin takvimi ile Türklerin takvimi ki, buna esasında “Hacegan takvimi” de denir, seneleri hayvanlarla remz etmişlerdir.

Takvim-i Celali’yi yazan alimler de, güneşin 12 burca tahvilini gözönünde tutarak her senenin talihini bir hayvana tabi tutmuş ve o hayvanı yıldızların hakimi olarak tanımışlardır. Bu alimlere göre senelerin talihine hakim olan hayvanlar şunlardır: Fare, öküz, kaplan, tavşan, balık, yılan, at, koç, maymun, kuş, köpek ve domuz…

Bu takvime göre, mesela, 1971, “domuz”, 1980 “Yılan”, 1987 “Koç”, 1990 “Öküz”, 1997 “Tavşan”, 1999 “At”, 2000 “Kuş”, 2001 “Domuz” ve 2002 de “Öküz”ün hakimiyeti altında…

***

Takvim çeşitleri böyle; peki ya “takvim” nedir?..

Takvim: (a.i. kavm, kıyâm’dan. c: takavîm) Eğriyi doğrultma, eğri doğrultma; düzeltme, kesme, yoluna koyma, biçime koyma. Takvim. Ahsen-i takvim: En güzel nizam, tertib, şekil ve suret. Mecazî olarak, “insan”…

Kavm: İnsan topluluğu. Kavim: Doğru, dürüst, kıvamında. Ayakta, dik. Kavaim: Fermanlar, buyruklar. Kitap yaprakları. Senetler. Kağıt liralar. Kıvam: Duruş, durma. Direk. Kıvam-ı dîn: Dinin direği. Bir mâyinin koyuluk derecesi. Tav; çağ…

Kıyam: Kalkma, ayağa kalkma, ayakta durma. Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki ayakta durma kısmı. Bir işe kalkışma, başlama. Ayaklanma, isyan. Ölümden sonra dirilip ayağa kalkma. Kıyam bi-llah: Tasavvufda, gaflet uykusundan uyanık olma ve seyr-i il-allah’a gaflet halinden berî bulunma… Kıyamet: Dünyanın sonu, bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacakları zaman. Büyük sıkıntı, bela, gürültü, patırdı… “Takvim”in, ilk bakışta görülen cihetleri böyle…

Bunun yanında, şiirin, “saf fikir” olma hali gözönüne getirilerek, hiç değilse “takvim”in manası için “göz atılacak” bir şiir de, Üstadımız’ın “Takvimdeki Deniz” isimli şiiri (Bilvesile: Yazıda geçen şiirlerdeki büyük harfle vurgular tarafımıza âiddir)… Bu şiir, “kıyam billah” hâlinin bir eseri…

“- Hasreti denizlerin,

Denizler kadar derin

Ve o kadar bucaksız…

Ta karşımda, yapraksız,

Kullanılmış bir takvim…

Üzerinde bir resim:

Azgın, sonsuz bir deniz;

Kaygısız, düşüncesiz,

Çalkalanıyor boşlukta.

Resimdeyse bir nokta;

Yana yatmış bir gemi…

Kaybettiği alemi

Arıyor deryalarda

Bu resim rüyalarda

Gibi aklımı çeldi;

Bana sahici geldi.

Rüzgarların ardından,

Baktım da süzgün süzgün,

Kurşun yükünü gönlün,

Tüy gibi hafiflettim,

Denize hicret ettim…”

*

Bütün bu “girizgah”ın sebebi de esasında “takvimdeki denize hicret”in seronomisi; insanlara, “hükümdar fermanı”nı gösterebilmenin ve “dinin direği”nin kim olduğunu “takvim uslubu” içerisinde gösterebilmenin yolu…

.

ÜÇ IŞIK’IN TAKVİMDEKİ GÖRÜNÜŞLERİ

Aşağıdaki Miladî, Rumî ve Hicrî kamerî hesablamaların karşılığı “Aydın muhtırası” isimli cetvelden alınmıştır.

Seyyid Abdülhakim Arvasi Üç ışık Hazretleri’nin doğum tarihi kendi ifadeleriyle Hicrî (yani takvim-i arabi=kamerî) 1281 Şevval ayI olarak kayIt edilmiştir. Bu tarihin miladî karşılığı 1866 (veya 1865)’dır. Rumî olarak 1280 ve Hicrî Şemsî olarak da 1244’dür. Vefat tarihi de Hicrî 1362(1), miladî 1943, rumî 1360-1359 ve şemsî 1321’dir…

Üstadımız’ın doğum tarihi ise; miladi 1905, Hicrî 1322, Rumî 1321 ve şemsî olarak da 1283’dür.. Vefat tarihi de, miladî 1983, Hicrî 1403, rumî 1398, şemsî 1361’dir.

Kumandan Mirzabeyoğlu’nun doğum tarihi, miladi 1950, hicrî 1369, rumî 1366 (65), şemsî 1328’dir… Doğum tarihi tam olarak -hicrî- 21 Receb 1369…

***

-İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akar ya

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan hep basamak basamak;

Benimse alınyazım yokuşlarda susamak…

Sakarya, saf çocuğu Anadolunun,

Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;

Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

AKREBİN kıskacında yoğurmuş bizi kader;

Aldırma böyle gelmiş bu dünya böyle gider

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;

Sen kıvrıl ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!”

Rahmetli Üstadımız’ın “Sakarya Türküsüî; sene 1949!..

*

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader…

*

Sakarya Türküsü’nün yazılış tarihi, 1949… Bunun hicrî şemsî olarak karşılığı ise, 1327… “Sen kıvrıl…” diyen Üstadımız, sanki, “akrebin kıskacında…”, birşeyleri müjdelemiş: Bu tarih, Kumandan Mirzabeyoğlu’nun doğum tarihidir. (Şemsî 1327-1328)

“33” rakamının bir manası vardır ya hani; “kemal çağı” diye… 1328’e, yani Sakarya Türküsü’nün yazılışı ile Kumandanımız’ın doğum tarihi olan 1328’e bu “33” rakamını ilave edersek ortaya çıkan rakam da, 1361… Bu ise, Üstadımız’ın vefat tarihidir…

Hani diyor ya ŞAİR:

“Sen kıvrıl, ben gideyim…”

Aynen öyle!..

*

“ÇOCUK”

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk;

Ağaç içinde ağaç yetiştiren tomurcuk…

 

Çocukta, uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;

Karıncaya göz atsa, “niçin, nasıl?” ve hayret…

 

Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür;

Biz akıl tutsağıyız, çocuktur ki asıl hür.

 

Allah diyor ki, “Geçti gazabımı rahmetim!”

Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim…

 

Bugün ağla çocuğum, yarın ağlayamazsın!

Şimdi anladığını, sonra anlayamazsın!

 

Ünsanlık zincirinin ebediyet halkası;

Çocukların kalbinde işler zaman rakkası…

*

Rahmetli Üstadımız’ın “sana ithaf ediyorum!” diyerek Kumandanımız’a müjdelediği “Çocuk” şiirinin kaleme alınış tarihi, 1983…

Çocuk: Sabî… Sabî: Sad+be+ye… “Ye” harfinin “mahmuze” dedikleri takviye harfi oluşu gözönünde tutulursa… 90+2=92… Muhammed: Mim+ha+mim+dal… 40+8+40+4=92…

Bu “Çocuk” şiirinin içerisinde barındırdığı başka ve muhteşem mânâlar bir yana; “Sakarya”da söylenen “- Sen kıvrıl ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz” mısraı, “ben gideyim!”in bir işareti…

“Sakarya Türküsü” ve “Çocuk” şiirleri O’nun doğum tarihini gösterdiği gibi, “Sakarya”da Üstadımız’ın bir kerametini de gösteriyor:

Ölüm tarihini işaretlemiş!..

.

“ÇİLE”; FİİLÎ DUA

Efendi Hazretleri’nin, Üstadımız’ın ve Kumandanımız’ın (ki, bundan sonraki kısımlarda, üçünü kast için “üç ışık” denilecek.), takvim-i arabiye göre olan doğum tarihlerinin -bin’ler kısmı ayrı tutulmak tabiî kaydıyla- mecmuu:

369+281+322= 972..

Azrâ: Medine’nin bir ismi. Sevgili. Mahbube. Delinmemiş inci. Üzerinde yürünmemiş kum. Kız oğlan kız. HAZRET-İ MERYEM’İN BİR VASFI… Azrâ: Ayn+zel+re+elif+elif… 70+700+200+1+1=972…

Bakire: Kız oğlan kız… Bâkir: El değmemiş, işlenmemiş (toprak, onman vb.) BAKAR-BAKARA: ÖKÜZ…

Bi’set: Gönderilme. Allah Resulü’nün nübüvvetinin başlangıcı… Bi’set: Be+ayn+se+te… 2+70+500+400=972… Mürsel: İrsal olunmuş, gönderilmiş, yollanmış… Mürsel: Mim+re+sin+lam… 40+200+60+30= 330… Salih: Sad+elif+lam+ha… 90+1+30+8= 129… Mürsel Salih: 459…

Müteheddî: Müslüman olan. Hidayete eren, doğru yola giren. Hediye gönderen… Müteheddî: Mim+he+te+dal+ye… 40+400+5+4+10=459… Müteheddî= Mürsel Salih…

Mehdî: Hidayete eren, doğru yolu tutan…

972=Mehdî=Mürsel Salih= Müteheddî

*

Tarih 1939… Üstadımız’ın “ÇİLE”SİNİ yazdığı yıl; veya o tarih Üstadımız’ın “ÇİLE’SİNİN” kaleme alındığı yıl…

 

“- Bir bardak su gibi çalkalandı dünya

Söndü istikamet, yıkıldı boşluk,

Al sana hakikat, al sana rüya!

İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

 

Ensemin örsünde bir demir balyoz

Kapandım YATAĞA son çare diye.

Bir kanlı şafakta bana çil horoz,

Yepyeni bir dünya etti hediye.

……..

YALVARDIM: Gösterin bilmeceme yol!

Ey yedinci kat gök, esrarını aç!

Annemin duası düşde perde ol!

Bir ASA kes bana ihtiyar ağaç!

………..

Evet, herşey bende gizli bir düğüm;

Ne ölüm terleri döktüm nelerden!

Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,

Yetişir çektiğim mesafelerden!

…………

Lugat bir İSİM ver bana halimden;

Herkesin bildiği dilden bir isim!

Eski esvablarım, tutun elimden;

Aynalar söyleyin bana ben kimim?..

Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,

Arşı boynuzunda taşıyan ÖKÜZ?

Bela mimarının seçtiği arsa;

Hayattan muhacir eşyadan öksüz?..”

*

Lugat bir İSİM ver bana halimden… Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa/Arşı boynuzunda taşıyan ÖKÜZ?…

Bakara: Öküz… Bakara: Ba+kaf+ra… 2+100+200=302… Elf/Elif ilişkisi içerisinde, 302, 1302’dir…

Mirzabeyoğlu: Mim+re+ze+elif+be+ye+vav+gayn+lam+vav… 40+200+7+1+2+10+6+1000+30+6= 1302

Takvim-i Celali alimlerine göre, 1972 senesinin talihini, ÖKÜZ elinde tutmaktadır…

Söylemeye gerek var mı bilemeyiz ama; Kumandan Mirzabeyoğlu, “boğa burcu”na mensubtur!

***

“Son Peygamber Kılavuz”…

Bu cümleden katstedilen ile “çocuk’ arasındaki alaka yukarıda gösterilmişti. Tekrar:

Çocuk: Sabî… Sabî: Sad+be+ye… “Ye” harfinin “mahmuze” dedikleri takviye harfi oluşu gözönünde tutulursa… 90+2=92… Muhammed:Mim+ha+mim+dal… 40+8+40+4=92…

*

O’na ithaf ettiği, remzlerle dolu ve O’nun hakikatinin-misyonunun gösterildiği bu şiirden bir mısra:

“-Bir merhamet heykeli, mahzun bakışlı yetim”

“Yetimî, malum ebeveynleri yitirmiş olana denir; herhalde, 30, 40, 50, 70 hatta 90 yaşındaki her insanın -tabiatiyle- ebeveynlerini yitirmiş olmasından ötürü, bu kelime ile kastedilenin “erişkin insan” olmadığını anlayabiliriz!!! Kastedilen, ebeveynlerini yitirmiş ÇOCUK’tur…

Yetîm: üe+te+ye+mim… 10+400+10+40=460…

Hakîm: Alim, bilgin, herşeyi bilen; tabiatı inceleyen, tabib, doktor. Allah’ın isimlerinden biri. Hakîm: Ha+kef+ ye+mim… 8+20+10+40=78… S-Sin: 60… Mirzabeyoğlu: 322… Hakîm S. Mirzabeyoğlu: 460…

***

Üç ışık’ın takvim-i arabiye göre doğum tarihlerinin toplamı… 1369+1281+1322= 3972… Bunun yarısı ise; 3972/2= 1986…

Fevz: Ölmek… Fevz: Fe+vav+zı… Noktalı harflerin toplamı… 80+900= 980… Elf/Elif alakası içerisinde, 980, 1980’dir…

Salih: 129… İzzet: 477… Mîrzabeyoğlu: Mim+ye+re+ze+elif+be+ye+vav+gayn+lam+vav… 40+10+200+7+1+2+10+6+1000+30+6= 1312… Mehdî: Mim+ha+dal+ye… 40+8+4+10= 62… Mehdî Salih İzzet Mîrzabeyoğlu: 1980!..

***

Üstadımız’ın ve Efendi Hazretleri’nin miladî doğum tarihlerinin toplamı: 905+866= 1771… 1771;771…

İstişhad: Şehîd olmak. Şâhid göstermek. Delil olarak ileri sürmek. Birisinin şehitliğini isteme… İstişhad: (Noktalı harfler): Te+şın… 400+300=700…

Üstadımız’ın, bir fıkhî meselede suali üzerine Efendi Hazretleri’nin ona söylediği söz:

“- Sen ŞEHİD olursun!”

*

Teressüm: Resmedilme… Teressüm: Te+re+sin+mim… 400+200+60+40= 700…

Ne diyordu “Çile”sinde:

“-Her gece rüyalarımı RESMEDEN sihirbaz”

Sagr: Ön diyler. Ağız. Sahil şeridi. (Salih… Kusto…) Sagr: Se+gayn+re… 500+1000+200= 1700… Sinh: Diş çukuru, diş yuvası… Sinh: Sin+nun+hı… 60+50+600=710…

Halef: Oğul. ÇOCUK… Halef: Hı+lam+fe… 600+30+80= 710…

Çocuk: Cim+vav+cim+vav+kaf… 3+6+3+6+100= 118… Ahmed: Elif+ha+mim+dal… 1+8+40+4= 53… Necîb: Nun+cim+ye+be… 50+3+10+2= 65… Ahmed Necîb: 118…

“-Sen ŞEHİD olursun!”

“-Sen ŞÂHİD olursun!”

***

“-Sen ŞEHÎD olursun!”

Üstadımız’ın ve Efendi Hazretleri’nin hicrî kamerî/takvim-i arabîye göre doğum tarihlerinin toplamı: 281+322= 603…

Salih: Sad+elif+lam+(he)… 90+1+30+5= 126… İzzet: 477… Salih İzzet: 603!..

*

“-Sen ŞEHÎD olursun!”

Üstadımız’ın takvim-i arabiye göre doğum tarihi: 1322…

Elf: Dostluk, ünsiyet, yakınlık… Elf: 1000… Mirzabeyoğlu: 322… DOST MİRZABEYOĞLU: 1322.

***

Takvim: (a.i. kavm, kıyâm’dan. c: takavîm) Eğriyi doğrultma, eğri doğrultma; düzeltme, kesme, yoluna koyma, biçime koyma. Takvim. Ahsen-i takvim: En güzel nizam, tertib, şekil ve suret. Mecazî olarak, “insan”…

Tamîrât: Tâmirler, düzeltmeler, onarmalar… Te+ayn+mim+ye+re+elif+te… 400+70+40+10+200+1+400= 1121… Tâ’mir: Onarma, düzeltme, bozuk şeyi düzeltme, eski şeyi düzeltip yeni hale getirme… Te+ayn+mim+ye+re… 400+70+40+10+200= 720…

Termîm: Tamir etme, onarma. İyi etme (kırık kemiği). Termîm: Te+re+mim+ye+mim… 400+200+40+10+40= 690… Noktalı harf: Te+ye… 400+10= 410… Üç: (Elif)+vav+cim… 6+3=9… Işık: Elif+şın+kaf… 1+300+100=401…

TAKVİM=İ‚ IŞIK!..

Ta’mîr’in, düzeltme, onarma, iyi etme manalarına, “el ile sürtme, mesh etme” olarak yaklaşılabileceğini gözönünde alırsak… Mesh-Mesih: El ile sürtme…

MESİH=İ‚ IŞIK!..

İşte İBDA misyonu…

*

Ta’mîr: 720… Kişt: Ekin. Tarla… Kişt: Kef+şın+te… 20+300+400=720.. KİŞT=KUST…

*

Tamirat: (noktasız harfler)… Ayn+mim+re+elif… 70+40+200+1= 311… Elf/Elif alakası içerisinde; 311, 1311’dir… Bu da bir “elifî farkiyle 1312=MİRZABEYOĞLU’na tevafuk eder!…

***

Ta’mir, madde üzerinde bir ameliye ise, bunun bir de din-mânâ ve madde üzerinde bir âmeliyesi ve onun da bir ismi olması gerekir: Tecdîd!..

Müceddidîn: Tecdid edenler, yenileyenler, yenileyiciler, yeni bir şekil ve suret verenler. Dine yeni bir şekil verenler. Yenilik yapanlar… Müceddidîn: Mim+cim+dal+dal+ye+nun… 40+3+4+4+10+50= 111… (111/1111)

İhtilâf: Birisinin halifesi olma (vekil)… İhtilaf: Elif+hı+te+lamelif+fe… 1+600+400+30+80= 1111.

Mümessil: Aktör. Vekil. Kitab bastıran. Bir şahsı, bir topluluğu veya şahs-ı mâneviyi temsil eden… Mümessil: Mim+mim+se+lam… 40+40+500+30= 610… Salih: Karayılan: 691… İzzet: 477. Mirzabeyoğlu:332… 691+477+332= 1500… Elf: 1000. Alf: Elif… Elif:1… Salih İzzet Mirzabeyoğlu: 501… Mümessil+501=1111

MÜCEDDİDÎN=MÜMESSİL SALİH İZZET MİRZABEYOĞLU!..

***

Tamamen bir “acaba?” hissi ve İslamcı camiadaki birtakım “habîs”leri dezenfekte güdüsüyle başlayan, “tarih-takvim” merakı, bende “kainatta hiçbirşey boş-manasız değildir!” hükmünü dolu dolu ve müşahhas/kaskatı/taş gibi yaşamama sebeb olan bu tezahürlerle karşılaşmama sebeb oldu. İyi oldu!

Ve kimbilir, bu sıra takip edilse ve hatta yapmaya vakit bulamadığım “gün ve ay hesaplamaları” ile “gün ve ay” isimlerine yüklenen manaların üzerinde yürüyebilseydim kimbilir daha ne muhteşemliklerle karşılacaktım. O, işin meraklılarına kalmış bir amelî faaliyet…

Ve esas iş, Kusto LUgatı ile (İbda misyonu) ile -bu takvim…günlük… meselesi üzerinden- “Tevrat” ile arasındaki manâ ilişkisini gösterebilmekte… Ki, “Tevrat-tevarih” ile “takvim” ve “günlük” arasında muazzam âlâka hemen göze çarpsa da, bunu, “olağanüstü hallerin zuhur” ettiği kavim ve kavimin Peygamberi içerisinde enine-boyuna göstermek lüzumu da vardır. “Kelimullah” kelimesi işaret taşı olmak kaydıyle, sonra…

Kaynak: “Akademya’ya Doğru Sitesi”, 2001-2005

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!