Tilkili Zamanlar’ın Fransa Boyutuna Bakış (Katopsi)

Katopsi, Yunanca “Kuşbakışı” mânâsına gelmektedir. “Renard” (Rönar) Fransızca “Tilki” anlamında. Şimdi bu kelimenin etimolojisine kısaca değinelim:

Klasik Latince’de Tilki: Vulpes Zooloji bilimi dilinde: Vulpus Vulpus

Aşağı Latince’de: Vulpiculus veya Vulpecula

Eski Fransızca: Goupil (Gupil).

Semantik kayma;

13. yüzyılda gerçekleşiyor bu semantik kayma. 1240 yılında yazılan ve anonim olan “Le Roman de Renart” (Daha sonraları “Le Roman de Renard”-Tilki’nin romanı / hikâyesi) adlı hikâyede başrolü oynayan tilkinin ismi “Renart”. Germano-Frank dilindeki (ağzında) “Reginhart” kelimesinden mülhem. “Ragin” veya “Regin”, “Nasihat, öğüt” anlamında, “Hart”: Sert, katı anlamında. Yani, “Sert Nasihat”. Hikâyenin çok popüler olması sonucu, Eski Fr; “Goupil” olan tilki bir metonimi sonucu artık “Renart” oluyor. Bilâhare de, önce “Renarz”a daha sonra da “Renard”a dönüşüyor.

Hint-Avrupa Dil Ailesi’ndeki ilk durak, Sanskritçe “Puk” kelimesi. Anlamı “Kuyruk”. Sanskritçe aslı, “Pauchah, Puchah veya Pukah”. Batı dillerine önce “Kabarık, şişkin, tombul” anlamında giriyor ve önce Tilki’nin kuyruğunu daha sonra da bizzat kendisini tanımlıyor. Bu kökle ilgili bazı kelimeler şunlar:

Eski Yukarı Almanca’da, “Foha”: Dişi Tilki.

İngilizce; “Fox” (Foks): Tilki, “Vixen” (Viksın): Dişi Tilki.

Modern Almanca’da; “Fuchs”: Tilki, “Fuchsen”: Yanıltmak, kandırmak.

Lüksemburg dilinde; “Fuuss”, “Fox” veya “Foxen”: Tilki.

Romence; “Vulpe”: Tilki. (Romence’de aynı zamanda “Roib” de deniyor ve bunun, “Renard”la ilgisi var)

Eski Keltçe; “Fup”: Tilki.

Kürtçe: Rêvi veya Rôvi: Tilki, Arapça; Vâvi: Tilki (Bu kelimenin Sanskritçe “Pauchah”la ilgisi kuvvetle muhtemel)

Yunanca; “Alepu”: Tilki.

Burada bir parantez açmakta fayda var. İlginçtir, Latince “Vulpes” (Tilki) ile Batı dillerinin bazılarında “Kurt” anlamına gelen “Wolf”un bir ilişkisi var gibi duruyor. İng; “Wolf”: Kurt, Almanca; “Wolf”: Kurt. Bunlar, Germanik kökenli diller. Ancak, tam Latinik olanlarda “Kurt” değişiyor: Fr; “Loup” (Lu), Romence; “Lup”. Bu kelimelerin geniş izahatını ileride yapacağız ancak kısaca şunu belirtmek gerekir ki, bu kelimenin kökünde, Latince “Lux” (Luks) var yani, aydınlık, parıltılılık, parlaklık. İşte o nedenle “Kurt”, Dolunay’la, Ay’la, geceyle ya da karanlıkla hep yanyanadır. Detaylar başka zaman. Yine Yunanca “Kurt” anlmına gelen “Likos” kelimesinin de “aydınlık ve parlaklık”la yakın ilişkisi var. Sonra!

Örneğin; “Lampsi”: Parlamak, aydınlatmak kelimesi. Yine Kürtçe “Kurt” anlamına gelen “Gurk” ve Türkçe Kurt kelimesinin de “Puk” veya “Vulpes”le uzak bir akrabalığı olması ihtimâli yüksek. Arnavutça “Kurt” anlamına gelen “Ujku” (Uyku) kelimesinin öyküsü de şaşırtıcı. Daha sonra!

“Regen”: Almanca: Bildirmek, açığa çıkarmak, zuhur ettirmek

“Hart”: Almanca: Sert.

“Reinheit” (Raynhayt): Alm: Temizleme, arıtma. Sert bir biçimde açığa çıkarmak, zuhur ettirmek, arıtmak, bildirerek temizlemek…

Tilki’den Güney Fransa’ya (özelde ve çok kısaca “Tapınak Şövalyeleri”ne) bir inelim. 6. Yüzyıldan sekizinci yüzyıla kadar ağırlıklı olarak Güney Fransa ve Kuzeydoğu İspanya’nın bir bölümünde hüküm süren efsânevî bir hanedan var: Merovenjler. Bu hanedan 8. Yy’da tahttan düşüyor ancak esâmesi hâlâ ve binlerce değişik efsâneyle birlikte anılıyor. Bunlar muhtemelen, Kudüs’ü korumaya giden “Tapınak Şövalyeleri”nin soyundan. Selahaddin-i Eyyubî’nin Kudüs’ü İslâm adına geri almasından sonra Tapınak Şövalyeleri (Knight Templars) Avrupa’ya geri dönüyorlar ve Fransa Kralı 4. Filip ve Vatikan’ın işbirliğiyle hemen tamamen ortadan kaldırılıyorlar. Kaçabilenlerin bir kısmı Güney Fransa-Kuzeydoğu İspanya’ya, bir kısmı da Portekiz’e gidiyor ve oralarda varlıklarını sürdürüyorlar. Bu “Tapınak Şövalyeleri”ni kuran kişi olan “Godfroi de Bouillon” (Godfrua dö Buyyon) 17. kuşaktan bir bir Merovenj. Zaman içinde, gerek Hristiyanlığın gerekse de İslâm’ın mukaddes topraklarında bulunan ve tam bir keşiş hayatı yaşayan şövalyelerin büyük bir kısmının Müslüman olduğu biliniyor. Bu insanlar Avrupa’ya döndüklerinde “Engizisyon” mahkemelerinde sayısız işkence ve zulüme tâbî olduktan sonra yakılıyor, kazıklara oturtuluyor, derileri yüzülüyor… Bunun nedeni olarak, birçok Batı kaynağı, Şövlayelerin ve Haçlılar’ın Müslümanlar’a yenilgisi ve / veya büyük bir hazine sahibi olup Avrupa krallıklarını tehdit etmeleri gösteriliyor fakat ilginç bir detay dikkatlerden kaçıyor:

Yargılanan şövalyelerin kahhar bir çoğunluğu, “üç başlı, sakallı-uzun saçlı bir put”a taptıklarını söylüyorlar. Engizisyon bu “putu” lânetliyor ve şövalyelerin hepsini “heretik-sapkın” ilân ediyor. Sıkı durun, bu “put”un ismi “Bafomet” veya “Bahomet”. Herkes bunu farklı yorumluyor: Kimileri, Eski Mısır ilâhı “Osiris-İsis” olarak, kimileri “Vaftizci Yahya-Vahyci Yahya” değerlendiriyor. Ama çok az kişinin aklına “Muhammed” geliyor. Doğrusu da bu ve şövalyelerin imân ettiği insan Hz. Muhammed aslında fakat bu, Avrupa krallıklarını ve Papalığı çok ürkütüyor ve konunun üstü örtülüyor veya konu saptırılarak başka yerlere çekiliyor. Binbir söylence arasında ilginç olan bazıları şunlar: Engizisyon kayıtlarında bu şövalyelerin “cinsî organları”nı kestikleri belirtiliyor ve araştırmalarda bunun saptandığı ifâde ediliyor. Bunu, ünlü Hristiyan azizi Aziz Sergios’a gönderenler var. Rus-Orthodoks inancında Aziz Segios’un inzivâya çekildikten sonra bir esrime esnâsında “cinsî organı”nı kestiği iddia ediliyor ve bu (sözde) şövalyeleri de etkiliyor ve onlar da bunu bir gelenek hâline getiriliyor fakat işin aslı bambaşka, bu apaçık bir “sünnet” hâdisesi, evet şövalyeler “sünnet” oluyorlar! İspanya’ya yerleşen bir grup şövalye kendilerine “Kathar” adını veriyor. Bu kelimenin aslı Yunanca “Kathara” ve “Temiz, arı, arınmış, saf” anlamına geliyor. Bu Katharlar’ın daha sonra İspanyol Arapları’na (Müslümanlar’a) katıldığını ve “Reconquısta”yı (Yeniden Fetih) birlikte gerçekleştirdiklerini Batı kaynakları bizzat söylüyor. Bunların Merovenj soylu oldukları kesin. Yeniden Merovenjler’e bir göz atalım. İlk Merovenj’in ismi “Merovek”. Efsâneye göre Merovek’in anası bir insan, babası ise bir deniz yılanı ve sırtında bir mühürle doğuyor. Bazı Batı kaynakları bunun bir “haç”, bazıları ise bir “gül”, bazıları ise bir “yılan” olduğunu iddia ediyor. Yine efsâneye göre, Merovek uzun bir süre ortadan kayboluyor, bir iddiaya göre Kudüs’e kadar tek başına yolculuk ediyor ve geri döndüğünde inzivâya çekiliyor, bir iddiaya göre göğe çekiliyor, bir diğer iddiaya göre ise denize açılıp bir daha geri dönmüyor.

Serpent (Serpan): Fr; Yılan

Serpens: Latince; Yılan

Mare: Latince; Deniz

Mer: Fr; Deniz

Fidi: Yun; Yılan

Thalassa: Yun; Deniz

Sothis: Eski Koptça (Kıptîce): Büyük Tilki takımyıldızı

Sotîr: Yun. Kurtarıcı

Saviour: İn; kurtarıcı

Servitôr: Lat, Kurtarıcı

Messiah: İng; Mesih

Kudas: Hz: İsâ’nın havarileriyle beraber yediğine inanılan son yemek.

Hristos: Yun. Mesih, kutsal yağ ile meshedilmiş olan, mukaddes olan

Hayye: Ar. Yılan

Bahr: Ar. Deniz

Merve: Mekke’de bir dağın ismi

Merovenjler: Uzun saçlı krallar. Vatikan onları kayıtlarından siler!

Arius: İskenderiyeli bir filozof, simya işinin ustalarından. Merovenjler’in Ariusçu (Aryan) oldukları söylenir. Bunların en temel özellikleri, Roma Kilisesi’ni ve Hristiyanlık’taki teslis (üçleme) inancını reddetmeleri. İsâ (A.S)nın Allah’ın bir resûlü olduğuna inanırlar.

Septimania krallığı: Merovenjler’in Güney Fransa ve Kuzeydoğu İspanya’da kurdukları krallık.

Serpent de Mer (Serpan dö Mer): Fr; Deniz Yılanı

Serpens Mare: Lat. Deniz yılanı.

Fidi tu Thalassa: Yun. Deniz yılanı.

SM-SM-FTh. Deniz Yılanı-Feth-Fatih-Reconquista-Yeniden Fetih-Sotîr-Sothis Kurtarıcı-Mukaddes-Kudas-Büyük Tilki-Aryan-Ârî-Hayy-Hayat-Hayye-Mir-Mirzâ-Merve-Merovenj-Mesih-Mehdî-Medh-Deniz Yılanı-Salih!..

Tilki Günlüğü, 5. Cild, sayfa 228-229-230, Vâridât: Gözbebeği

Salih: Kara Yılan… Kudar: Büyük Yılan. Aşçı, tabbân. Deve boğazlayıcı, deve kasabı… Küdûr: Kederler, hüzünler, sıkıntılar, ısdırablar… Küdürr: Âzâsı çok şişmiş olan yiğit… Küdûret: Bulanıklık. Koyuluk, kesiflik. Kaygı. Tasa. Kederlilik. Kudûr: Çömlekler, tencereler. Yemek pişirilen kaplar… Kudret: Güç. Takat. Heryeri kaplayan Kudretullah. Varlık. Ehliyet. Becerebilme. Zenginlik. Kabiliyet. Eyem: Yılan… Eyâmâ: Bekârlar, evli olmayanlar… Eyâmin: Pek hayırlı, uğurlu olanlar. Enyümünlü… Eymen: En meymenetli. En uğurlu. Sağ taraf… Eymân: Andlar. Yeminler, Kasemler. Zevcesi ölmüş er. Sağ taraflar. Sağlar. Gazûb: Büyük Yılan. Öfkeli, kızgın, hiddetli. Kükremiş. Abus deve… Gazab: Hiddet, öfke, dargınlık, kızgınlık… Gazb: Kızıl boya, kırmızı boya… Gazbe: Sağlam, sert taş…

Kulb: Bir yılan cinsi. Bilezik… Kûlab: Büyük dalga. Göl, büyük havuz… Kulâb: Bir çeşit deve hastalığı… Kullâb: Çengel, kanca. Ucu eğri nesne… Kulûb: Kalbler. Gönüller… Birr: Kalb. Gönül. Tilki eniği.

 

Kaynak: H.A. “Akademya’ya Doğru Sitesi”, 2001-2005 (2010 öncesi arşiv makalelerimizde yazarlarımızın adları, açık isimleriyle yayınlandıklarında makalelerini yeniden tashih ihtiyacı duyabilecekleri ihtimaline nazaran, yazarlarımızın talebi olmadıkça sadece isimlerinin baş harfleriyle paylaşılmakta, böylece bu önemli ve değerli arşivimizden kamuoyunun istifadesi amaçlanmaktadır.)

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!