ÜSTAD NECİP FAZIL VE BÜYÜK DOĞU – 4 (Doğru Yolun Sapık Kolları, Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu, Sahte Kahramanlar)

94

DOĞRU YOLUN SAPIK KOLLARI

Üstad Necib Fazıl bu ünlü eserinde İslâm içindeki İslâm dışı yolları ve kolları anlatıyor. Sahabîler arasındaki ihtilâflardan başlayarak, 20’nci yüzyıl İslâmcılık maceralarına kadar… Ortaya çıkış hikâyeleri ve fikirleriyle, fikirlerinin kritiğiyle beraber:

– Haricîlik,

– Şiîlik,

– Batınîlik,

– Mutezile,

– Mücessime,

– Vehhabîlik,

– Bahaîlik,

– Kadıyanîlik,

– Reformistlik,

Hepsi…

Bu kitab, sataşanların söylediklerinin tam aksine, İslâm’daki bütün güzellikleri ortaya çıkarır ve bütün çirkinlikleri siler. Bazıları okumadan, kapağını bile görmeden hakkında yorum yapıyorlar ya, ben ona yanıyorum. Yunus Emre‘yi, Mevlânâ‘yı, Hacı Bektaş-ı Velî‘yi siliyormuş, ne alâkası varsa… Halbuki tam tersi; esas onları yüceltiyor; İslâm’ın güzelliklerini kabul edip, çevresinde toplanan çirkinlikleri reddediyor.

23 Mart 2013

 

BATI TEFEKKÜRÜ VE İSLÂM TASAVVUFU

Önemli; çünkü bugüne kadar fikir bahsinde aranıp da bulunamayan ne varsa, hepsinin ipucunu gösteriyor.

Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu, “Doğu-Batı sentezleri” galerisinden bir ürün değil; bunlardan herhangi biri değil… O, “terkib sırrı”… “Unsurüstü şey”… Geştalt; “bütünde, parçaların toplamından fazla bir şey vardır.” Yani, parçaların (unsurların) şu veya bu şekilde bir araya gelmesiyle bütünü elde edemezsin; bütüne sahib olarak parçalara sahib olabilirsin… Hani bir usta bir yemek yapar, onun lezzetini hiçbir yerde bulamazsın; aynı malzemeleri bir başkasına versen, ortaya saçma sapan bir şey çıkar.

Batı felsefesi tarihini ele alıyor; temel espriler ışığı altında… Sonra İslâm tasavvufuna geçiyor; en çarpıcı, en esaslı yönleriyle onları da… Ve ortaya mesud netice çıkıyor: Büyük Doğu! Salih Mirzabeyoğlu, onu şöyle formüllendiriyor:

Batı tefekkürünü İslâm tasavvufu karşısında muhasebe etmek ve ikinciye nüfuz ederken, birinciyi aslîleştirmek…

Bu… Bugüne kadar hiç kimsenin söylemediği, bilmediği, sezmediği… Hani, dediğimiz gibi, herhangi bir Doğu-Batı sentezi veya eklektisizmi değil; herhangi bir karışım değil; öylesi çok… Bu, en temel olan, en önce bilinmesi ve anlaşılması gereken şey: “İslâma muhatab anlayışı yenileme davası“… İkinci olmayan ve ikincisi olmayan şey!

Bir masal gibi okunabilir bu kitab; öyle tatlı da bir üslûbu vardır. Çünkü oturulup yazılmış bir kitab değil, bir Ramazan ayında verilmiş bir konferanstır. Durun bir dakika: Necib Fazıl Ramazan ayında, başkaları gibi vaaz vermek yerine, sesini çirkinleştirdikçe keskinleştiğini sanmak yerine, oturup günler süren bir fikir konferansı mı veriyor? Tamamen öyle.

Evet, masal gibi okunabilir bu kitab, Sokrat gitti, Eflatun geldi, Ferideddin Attar onu dedi, Hallac-ı Mansur bunu dedi… Evet ama, fikirden hoşlananların onda bulacağı bambaşka bir âlem vardır. Fikirden hoşlananlar… Onlar bir gün ortaya çıkarsa, şu kadar yıldır görülmeyen, takdir edilmeyen, iç sesi duyulmayan bu kitab da hakettiği değerini bulacaktır.

Milâdtan bu yana, hakikat önünde, iki tip adam aziz olmuştur: Filozoflar ve velîler… Batı ve Doğu… Filozoflar, zihnin diliyle konuşurlar; velîler kalbin diliyle… Ve burada açmaz şudur: “Aklın yolu birdir” der gibi, zihnin dili birdir. Kalbin diliyse; binbir… Velîler bazen halkın diliyle konuşurlar, bazen filozofların diliyle, bazen şairlerin diliyle, bazen kuşların diliyle, bazen dilsizlerin diliyle… Kalbin dili türlü türlüdür; çünkü kalb Allah’ın nazar yeridir. Kur’ân’ın “mantıksız”, daha doğrusu “mantık üstü” bir kitab olması bundandır. Çünkü orada açıkça yazar zaten:

Bunda kalb sahipleri için öğütler var!

Veya şöyle de yazar:

 – Bununla çoklarını doğru yola ilettiği gibi, çoklarını da yoldan çıkarır…

Veya şöyle de yazar:

Güzel sözler Allah’a ulaşır.   

Şimdi böyle bakarsak, İslâma Muhatab Anlayış daha iyi anlaşılır: Zihinden kopmuş, zihnîlikten uzaklaşmış bir kalb… Nedir?.. Dünya görevlerinin bir kısmını yerine getiremeyen, dünyadan kopmuş, zamanın dışında kalmış bir kalb değil mi? Sen işte buradan kalkacaksın ayağa; sen neye yenildiğini bileceksin her şeyden önce! Zihin bir tarafta, kalb bir tarafta… Oldu mu? Bir arada olmaları gerekmiyor muydu? Zihin ve kalb birlikte! Bir tutam genç kız kalbi ve bir parça olgun erkek beyni; mutlu son… Yahut, “terkib sırrı”… Yahut: “Unsurüstü şey”…

İşte bu yüzden “bizi başkalarıyla karıştırmayın her şeyden önce”… Bizim İslâm davasında şakamız yoktur. O yüzden biz, İslâm tasavvufunun olduğu gibi, Batı tefekkürünün de mirasçısıyız. Onun diliyle olduğu gibi, bunun diliyle de konuşuruz. Çünkü son tecridte her şey kalbe dair. Zihin de kalbe dahil olduğu takdirde kıymetli; tek başına (Batı felsefesi) bir kıymeti yok onun da…

Şimdi ister oradan gel, ister buradan gel; karşında bizi bulursun. İster felsefeden gel, ister tasavvuftan… Oradan da gelirsen yolun bize çıkar, buradan da gelirsen yolun bize çıkar. Ama gelebilirsen tabiî… Kıvrılıp kalmazsan yolun bir yerinde… Öyle ya, yolun hileleri çoktur. Gündüz gelirsen güneşe bakmayacaksın; gece gelirsen de karanlıktan korkmayacaksın!..

26 Ocak 2012

 

SAHTE KAHRAMANLAR

Üstad Necib Fazıl’ın ünlü kitablarından biri ve Büyük Doğu Tarih Muhasebesi’nin anahtar eserlerinden olan Sahte Kahramanlar, yakın tarihimizden, Tanzimattan Cumhuriyete, Batılılaşma çığırımızdan tablolar sunar.

Bu eser hakkında bana söylenen, onun, Thomas Carlyle‘ın “Kahramanlar”ından mülhem olduğudur; dolayısiyle, o, “kahramanlar” arasında “tanrılar”ı ararken, bu eser, “sahte kahramanlar” içinde “putlar”ı gösteriyor. 

 

Bize kalan aziz borç asırlık zamanlardan;

Tarihi temizlemek sahte kahramanlardan…

 

Nedir tarih? Bir şuur… Nerede tarih? Şuurda tarih… Başka yerde tarih yok; bundan başka tarih yok!  

Kıyıda, köşede, kahvede, pazarda yok tarih; şuurumuzda var. Felsefede şuurun bir adı da, “geçmişi hâlihazırda barındıran süreç“tir. Bu özelliğe sahib tek varlık olan insan için var tarih; hayvan için yok tarih.

Şuurları temizlemek sahte kahramanlardan… Kafaları temizlemek sahte kahramanlardan… İyiyi kötüden ayırdetmek tarihe bakışta…

6 Haziran 2011

 

BAŞYÜCELİK ARAŞTIRMALARI MERKEZİ
© 2021 – Tüm Hakları Saklıdır; Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!