Azerbaycan’da Neler Oluyor?

325

Yazmaya ancak fırsat bulabildiğim bu röportajın notları 20 gün kadar önce, bir “insanat bahçesi”nde alındı.

“Hayvanat bahçesi”nden mülhem “insanat bahçesi” tanımı ne sanatlı bir buluş, ne gülünesi bir espri; kaskatı bir gerçeğin çok kaba bir ifadesi yalnızca… Bir “uzun yol”u müteâkib, 17 Kasım’da buraya girdik… Birkaç gün sonra kitablarımız iade edildiğinde, Tilki Günlüğü’nde 17 Kasım’ı okumak oldu ilk işimiz: «… ve onun gibi olan gençlere, benimsemeleri gereken uzun yol ruhunun özünü, Üstadım’ın bir “Noktalama”sından tevcih ediyorum: “Yaran kabuk tutmasın; her ân deş, tazelensin, / Sen ağla, gafil gülsün, nâdan yelpazelensin!” Nâ-dan: Cahil, bilmez, haddini bilmez. Terbiyesiz.» (T.G., c. 2, s. 256-257)

İfademiz alınmış, aşılarımız yapılmış, sağlık kontrollerinden “sağlam” çıkmıştık… “Artık ısırabiliriz” diye espri yaptık; kimse anlamadı, üstüne alınmadı, gülmedi, ağlamadı, hiçbir yara kanamadı yaramızdan gayrı…

Egzotik birer meyveydik bu insanat bahçesinde; ellemeye, hele tatmaya cesareti yoktu kimsenin; mütemâdiyen bakıldık.

Üzerimizde bir hafiflik hissettik birgün; meğer yeni gelen iki kişiyle meşgulmüş bakıcılarımız…

Gazetecilik damarım kabardı hemen, röportaj teklif ettim, kabul ettiler…

Biri Azerbaycan’ın önemli bir “Albay”ı; isminin yazılmasını istemediği için kendisinden bahsetmeyeceğim. Diğeri Kabil Rızayev…

1998’den 2002’ye kadar Musavat Partisi görevlisi… 2002 Haziran’ından buraya geldiği güne kadar da Ümit Partisi Genel Başkan Yardımcısı…

Ve “Amon Birliklerinin Hukuklarını Müdafaa Komitesi” Başkanı…

Muhatabım Kabil Rızayev’in yardımcısı olduğu kişi, Ümit Partisi Genel Başkanı İkbâl Agazâde ise şimdi zindanda…

«Finans-Kapital”in merkezinde, İsviçre’deyiz; sizin ne kadar paranız var burada?» diye soruyorum damdan düşer gibi.

«Ben Azerbaycan’da bin dolar maaş alıyordum» diyor Albay.

«Bu büyük para değil mi Azerbaycan’da?»

«Evet büyük para, saray gibi evim vardı, çok iyi yaşardım. Ama evimi, ailemi, herşeyimi bırakıp buraya kaçtım, ancak canımı kurtarabildim» diyor Albay. Kabil Rızayev de Albay’ı doğruluyor ve sitemkâr bir ifade ile «Aliyev’in paralarını niye sormuyorsun ağabey?» diyor.

Soruyorum:

«Aliyevlerin ne kadar parası var burda?»

«Haydar Aliyev’in yurtdışında 22 milyar dolar parası var» diyor.

«Bunun ne kadarı İsviçre’de?» diyorum; bilmiyor.

Bunu özellikle soruyorum, çünkü İsviçre’de açılan gizli özel hesabları sadece hesab sahibleri çekebiliyor; öldükleri takdirde mudînin yakınları bile bu paraları alamıyorlar. Burada bir efsane hâlinde Hitler’in altınları konuşuluyor. Türkiye’yi 2. Dünya Savaşı’na sokmamayı büyük bir “Politik Zafer” olarak pazarlamayı bilen İsmet İnönü’nün, o devirde halk açlıktan ağaç kabukları yerken İsviçre’deki özel hesabına aktardığı servet konuşuluyor bir de bilenler arasında. Kendisi ölünce ailesi bile çekemiyor bu hesabı…

Ben Aliyevlerin ve özellikle Haydar Aliyev’in buradaki hesabını soruyorum, çünkü Aliyev aylar önce öldüğü hâlde, ölüsü üzerinden bilmediğimiz hesablar yapılıyor, Amerika kadavrasını Türkiye’den alıp götürüyor. Kamuoyuna: Haydar Aliyev’in tedavisinin Amerika’da yapılacağı yalanı söyleniyor. Nihayet dün (11 Aralık 2003) itibariyle İlham Aliyev babasının öldüğünü resmen açıklıyor.

«İlham Aliyev’in kendisinin de 13 milyar doları var yurtdışında. Hatta 7 yaşında bir oğlu var, oğlunun adına da ülkemizin 3 milyar doları yurtdışında. Gümrük Bakanı Kemâleddin Haydarov’un 4 milyar doları var. Havayolları Bakanı Cihangir Askerov’un 3 milyar doları var.»

“Erenler, böyle olur bizde Demokrasi dediğin” hesabı, bu akılalmaz servetin demokratik(!) bir seçime ne gibi katkıları olduğunu soruyorum.

«Halk Gazetesi, Yeni Azerbaycan ve Ses; parayla satınalınan gazeteler… Ayrıca 525 Gazetesi, Şark Gazetesi, devlet televizyonları AZTV 1, AZTV 2, özel kanallar ANS, Haydar Aliyev’in kızının (Sevil Aliyev) kanalı Space, Haydar Aliyev’in kardeşinin oğlunun (Adalet Aliyev) kanalı Lider TV… Bu gazeteler ve televizyonlar seçim boyunca İlham Aliyev’e çalıştılar.»

Azerbaycan polisinin halkı öldüresiye jopladığı görüntüleri televizyondan seyretti bütün dünya; hatırlayacaksınız… Avrupa (AB) gözlemcileri seçimlerin demokratik olmadığını ve sayımlara hile karıştırıldığını söyledi. Seçimlerin öncesinde Amerika bir operasyon yapmış; Haydar Aliyev’in kadavrasını Türkiye’den alarak götürmüş, Haydar Aliyev’in kadavrası “İlham Aliyev’i desteklediğini” açıklamıştı Amerika’dan… Türkiye’deki AB yanlısı hükümetin başbakanı ise AB’nin desteklediği “İttifak”tan değil, Amerika’nın desteklediği İlham Aliyev’den yana taraf tutmuş; seçimlerden önce İlham Aliyev Türkiye’ye davet edilerek Azerbaycan kamuoyu üzerinde etki ve baskı oluşturulmaya çalışılmış, seçim sonuçları daha açıklanmadan, Erdoğan cep telefonuyla İlham Aliyev’i aramış ve “Biraderim” diyerek zaferini tebrik etmişti…

İşte bu seçimleri konuşuyoruz…

«Aliyevlere karşı, “Bizim Azerbaycan” adı altında yaklaşık 40 parti ittifak hâlinde seçime girdi. İki milyon dörtyüzbin oyun en az yüzde 60’ını “İttifak” aldı. İlân edilen resmî sonuç ise yüzde 14. Sandık sayımlarına “İttifak”tan kimse alınmadı, hatta uluslar arası tarafsız gözlemciler bile bu sayımlara gözetmen olarak alınmadılar. “İttifak”ın gözlemcileri polis ve asker zoruyla dövülerek dışarı atıldılar… Aliyevlerin emrindeki ordu ve polis zoruyla “İttifak” seçimleri kaybetti. “İttifak”ı destekleyen özel televizyon yoktu. “İttifak”a destek veren özel Azadlık radyosunun müdürü Mirza Hazar seçimlerden bir ay önce görevinden alındı.»

«“İttifak”ı destekleyen gazeteler var mıydı?»

«Sadece gazeteler vardı.»

«Tirajları ne kadar bu gazetelerin?»

«Yeni Musavat 20 bin, Hürriyet 12 bin, Azadlık 7 bin, Cumhuriyet 5 bin, Ulus 4 bin… Buna rağmen oyların yüzde 60’ını aldı “İttifak”.»

«Bunu neye göre söylüyorsunuz; nereden biliyorsunuz yüzde 60’ını aldığını?»

«Seçimlerden önce uluslararası galluplar yapıldı; onlara göre en az yüzde 60 çıkıyordu “İttifak”ın oyu.»

«Seçimlerden önce Tayyip Erdoğan Aliyev’i Türkiye’ye davet etti, seçim sonuçları daha açıklanmadan cep telefonundan arayıp tebrik etti. Niye yaptı bunu Erdoğan?»

«Biz Tayyib’i delikanlı bilirdik ama yahşi çıkmadı. İlham’la Tayyip ortak iş yapıyorlar. Aslında araları iyi değildi, aralarını Ukrayna’da bakır işi yapan bir Azeri (ismini söylüyor ama yazmamı istemiyor) düzeltti.»

«Benim bildiğim kadarıyla Demirel’in arası çok iyiydi Aliyevlerle.»

«Doğru biliyorsun ağabey. Demirel’le Aliyev ailesi arasında çok derin ilişkiler var. Yahya Demirel banka kurdu, çok paramızı götürdü. Demirel’in akrabası Hüseyin Bayraktar bütün müteaahitlik işlerini götürdü.»

«Bu seçimlerde ilginç şeyler de oldu; AB ve Ülkücüler sizi desteklediler, ABD-Türk Ordusu ve Erdoğan, Aliyev’i destekledi.»

«Doğru ağabey; Türkiye’den Ülkü Ocakları, Atilla Kaya, Yusuf Arpacı filân geldiler, Kamber’i (İttifak lideri) desteklemeye geldiler. Azeri-Türk Derneği Başkanı Cemil Ünal, BBP Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu bizi desteklediler.»

«AB karşıtı olan Ülkücülerin AB ile beraber sizi desteklemesi; AB yanlısı Erdoğan’ın ise ABD ile beraber İlham Aliyev’i desteklemesi ilginç… Amerika nasıl müdahil oldu seçimlere?»

«Amerika bize (İsa Kamber’e) söz vermişti seçimlere karışmayacağım diye. İlham Aliyev, Powell’in birinci yardımcısı John Armitras’la görüştü… Beş milyon dolar verdi randevu alabilmek için…»

«Yahudi lobisine mi ödedi bu parayı?»

«Bilmiyorum ağabey. Bu görüşmeden sonra Amerika Aliyev’i destekledi.»

«Televizyondan seyrettiğimiz sahneler çok korkunçtu. Neler oldu seçimler ertesinde Azerbaycan’da?»

«Çok kötü şeyler oldu Mustafa ağabey. Bizim bildiğimiz bin’e yakın insan hapse atıldı. Musavat Partisi Genel Başkan Yardımcıları Sulheddin Ekber, İbrahim İbrahimli, Arif Hacılı… Musavat Partisi Meclis Üyesi Mehdi Mehdiyev. Ümit Partisi Başkanı İkbâl Agazade. Halk Partisi Başkanı Hüseyinov (Eski Başbakan). Ümit Partisi Gençlik Başkan Yardımcısı Akif Bey. Azerbaycan Demokrat Partisi Başkâtibi (Genel Sekreter) Serdar Celâloğlu. Komite ve dernek görevlileri… Yedeksubaylar Birliği Başkanı Yaşar Caferli. Karabağ Gaziler Birliği Başkanı İtimad Esedov. Orduya Demokratik Nezaret Kurumu Başkanı Binbaşı Elekber Memedov. Ve diğer “İttifak” partileri başkan ve yardımcıları ya cezaevindeler veya polisçe aranıyorlar.»

«Aliyev’e karşı oluşturduğunuz bu “İttifak” neyi vaadediyordu Azerbaycan halkına?»

«Azerbaycan Anayasasına göre Haydar Aliyev 3. defa zaten seçilemezdi; Anayasa’da değişiklik yapmak istedi. Kendi hastalanınca da oğlu çıktı öne. Biz “İttifak” olarak memur maaşlarına ve tazminatlarına zam vaadettik. Tüketim mallarına zam yapmayacaktık. Muhacerettekileri ülkeye geri alacaktık. Karabağ meselesini iki yıl içinde halledecektik.»

«Nasıl halledecektiniz Karabağ’ı?»

«Sulh yoluyla…»

«Sulh yoluyla olur mu?»

«Sulh yoluyla olmazsa asker gözüyle Karabağ’ı almayı vaadettik halkımıza.»

İsviçre’nin Fransa-Almanya sınırındaki Basel şehrinde, mülteci kampının yanındaki büfenin bahçesinde çay içerek yaptık sohbetin bu kısmını. Bize 50 öetre mesafedeki gümrüğe gösterdim. “Bakın” dedim, “sınır var ama yok; Türkiye ile Azerbaycan arasında en az bu kadar bir birlik kurulmadan askerî güçle de halledemezsiniz Karabağ’ı.”. “Haklısın ağabey” dediler her ikisi de.

«Haydar Aliyev’i biliyoruz; Sovyet bakiyesi kurt bir politikacıydı. İlham nasıl?»

«İlham, problemli bir çocuktu ağabey. Moskova Uluslararası İlişkiler Enstitüsünü bitirdi ite kaka. Bu enstitüden mezun olan birisi ya dış görev veya KGB’de görev alırdı. İlham’a ikisini de vermediler. Çünkü Enstitü’deki karakter raporunda “psikolojik durumu her iki göreve de uygun değil” diye yazıyor.»

Söz buradan akılalmaz ilişkilere kayıyor:

«Ömer Lütfi Topal’la İlham kumar oynamışlar. İlham 6 milyon dolar borçlanmış. Bakü’deki Avrupa Oteli’ni vermeye kalkmış borcuna karşılık. Haydar, oğlunu kurtarmak için tiyatro yaptı; o zamanın Dışişleri Bakanı Hasan Hasanov’u mecbur etmiş, otelin maliyetini 6 milyon dolar fazla göstererek oğlunun borcunu oradan çıkarttırmış.»

«Topal’a yapılan suikastte Aliyevlerin de parmağı olabilir mi?»

«Olmaz mı ağabey? Topal’a suikasti Demirel’le beraber Aliyev tertibledi.»

Azerbaycanlı dostlarla birlikte “İnsanat Bahçesi”nde bir hafta beraber kaldık. Bir kitab olacak kadar çok şey konuştuk. O şartlarda ancak bu kadarını not edebildim. Kalanını hafızama yazdım; umulur ki birgün sabah olur, karanlıklar çıkar aydınlığa…

13 Aralık 2003

Kaynak: “Akademya’ya Doğru Sitesi”, 2001-2005

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi giriniz!